Cesur ve Güzel 14. bölüm özet. Tahsin bey tutuklanıyor


Star Tv'nin izlenme oranlarında birincilik için Cesur'ca savaşan Güzel dizisinde bu sefer de işler Tahsin beyin planladığı gibi gitmez. Aslında plan Adalet'in abisi bir hapishaneden diğerine naklediliyor iken nakil aracına bir kamyonun vurması Mutlu ve yanındakinin mahkumu öldürmesiydi. Fakat Mutlu ve adamı jandarmaları vuruyor iken mahkum davranıp onları vurmuştur. Mutlu'yu arkalarında ki araç ile takip eden Rıfat da bir trafik kazası geçirir durumu ağırdır.

Cesur ise Sühan ile erken doğum günü, sevgililer günü yemeğinde kutlama yapıyorken Banu onları arar ve Rıfat'ın durumunu söyler. Cesur; Rıfat beyin eşi ve oğlunu Can'ı hastaneye götürür.

Cesur da Banu ile beraber savcılığa gidip Rıfat beyin kazadan önce Cesur'a bıraktığı telefon mesajını delil olarak sunmaya giderler. mektubu getiren postacı hala yıllık izindedir aynı şekilde hapishanede ki mektuplara bakan memur da izindedir.

Tahsin ve eşi de olayları internetten okur ve Mutlu'yla konuşup olanları öğrenir. Yeni savcı Adalet hanım ile konuşmak için çiftliğe gelir. Adalet olaydan haberi yokmuş gibi davranır. O sırada içeri giren Sühan mektup olayını sorunca savcı o konuyu da araştırmaya başlar. Ancak Adalet ve Tahsin bir şekilde yurtdışına çıkabilmek için helikopter pilotunu arar. Ancak soruşturma bitene kadar seyahat kısıtlaması var olduğu için engellenir.

Hülya da diğer taraftan Cahide'yi sıkıştırıp pasaportunu istemektedir. Cahide evde Korhan'ın odasını kasasını araştırır. Bulamayınca Cahide Bülent'ten Korhan'ın şirketteki kasasından Hülya'nın pasaportunu çalmasını ister. Adam önce itiraz etse de kadın şantaj yapınca mecburen yapar. yakalanınca Hülya bana da şantaj yaptı der. Bu sefer Korhan savcıya gidip hülya'yı şikayet edecekken bu sefer Hülya onu pasaportumu gasp etti diye şikayet etmeye gelir. Zaten doktorun ölümü ile ilgili yurtdışı yasağı olduğu için kadın gidemeyeceğini öğrenir

Tahsin her şeyi çarpıtarak Cesur aleyhine şeyler anlatır. Cesur da savcılıkta ifade verir. Adalet Salih aracılığıyla yaralı olan ve yarası mikrop kapmış olan Mutlu'ya ilaçlar verir. Barda Korhan ve Hülya karşılaşir. Hülya Korhan'a "Çok güzel seviyorsun. Eşine çok güzel bakıyorsun" diyerek asılır ama Korhan pek kızı sallamaz.

Akşam Alemdaroğlu çiftliğinde Sühan'ın doğum günü kutlaması yaparlar. Banu işten eve geldiğinde Bülent'i evinde çocuğuyla oynarken bulur ve bir daha habersiz gelmemesini tembihler.
Kazayı yapan kamyon şöförü yakalanmıştır ancak Cesur'un adını verir.

Rıfat'ın oğlu Can babasının garajına bir şey almak için girer ve silahı görerek yanına alır. Görüntüleri telefonundan gören Cesur çocuğun elindeki silahı görüp Kemal'i arayıp kayıda geriye dönük bakmasını söyler. Gerçekten de elinde silah olduğunu görünce Cesur arabasını Tahsin beyin evine sürer. Can silahını ateşler ama mermi olmadığından başarılı olamaz

Can içerde savcıya ifade verirken Banu'nun babası hapishanede mektupları okuyan memur ile görüşür. Çocuk mektupta "Senin baban iki kere öldü" yazdığını söyleyince babasının mezarının açılmasını talep eder. Tahsin bey o arada kamyoncu cesur'un adını vermiş neye bu adamı tutuklamıyorsunuz derken  savcı Tahsin beyi hapishanedeki bir mahkumu kaçırmaya çalışmak suçundan tutuklanır. "Ben bu oyuna gelmem. Bunun hesabını sorarım size" diye bağırırken polisler tarafından götürülür.






Muhteşem Yüzyıl: Kösem. 2. Sezon - 11.Bölüm (41.Bölüm) özet


Kasım ve Beyazıt'ın yaptığı sert talimi gören Murat duruma müdahale eder ve Beyazıt'a hal ve hareketlerine dikkat etmesi için uyarır. Şehzade Beyazıt da annesine gidip "Beni bu işlere bulaştırma der. Abim beni senin yüzünden uyardı" der

Kösem'in odasında onun mührünü kopyalayan Ayşe sultan baş haznedar tarafından oda da görünse de bir şeyler uydurup dikkat çekmeden çıkar. Ayşe götürüp mührü Gülbahar'a verir ve "Benden bir daha bir iyilik istemeyin" der ve çıkar. Gülbahar mührün kalıbını Sinan Paş'ya verir

Ester hatun vakıftaki yemek dağıtımı sırasında Gevherhan'ın mendilini görür ve Silahtar'ın odasında görmüş olduğu mendil olduğunu tanır.

Kemankeş; Sultan Murat'a Kösem Sultan'ın yeniçerilere para dağıttığını söyler. Murat da gidip Kösem'e fena kızar. Kemankeş'in bu bilgiyi vermesine Kösem çok üzülür. Kösem Kemankeş ile konuşur ve ona "Ölmek birine güvenmekten daha kolay" diyerek gönül koyup gider.

Sultan Murat şehzade Beyazıt, Silahtar, Kemankeş'i de yanına alıp haraç alan yeniçerilerin peşine düşer. Onların kellelerini kesip ocağa gider onlara göz dağı verir.

Kösem dairesinde mührünü eline aldığında birkaç yerinde yabancı bir cisim görüp araştırılmasını ister. Diğer taraftan Sinan paşa dört bir yana mektuplar yollar. Yeniçerilere de para gönderir.

Hezarfen lodos ile Galata kulesine iskele kurup herkesin gözünün önünde semaya süzülür. Murat onu takdir edip para verir. Sonrasında ikisini Anadolu'ya illeri dolaşıp kendisine istihbarat toplamaya yollar ve Evliya Çelebi efsanesi başlar

Gevherhan ve Silahtar arasındaki münasebeti fark eden Ester ikliye mektup yollayıp buluşmalarını sağlarken Atiye'ye de gidip "Silahtar'ın gizli aşığının kim olduğunu görmek istiyorsan bu gece söylediğim yere git" der. Gerçekten de Atiye onları görür ve üzülür. Zehir içecekken bir yudum almışken içeri biri girince gerisini içemez. Farya durumu fark edip kızı kusturur.

Mektupla çağrılanlar bir gemiye bindirilip yakılırlar. Yanlarında getirdikleri paralar önceden alınır. İstanbul'un her tarafında yangınlar çıkarılır. Lodos yüzünden yangın yayılmaktadır. Herkes yangını söndürmek için çabalar. Pek çok ev yanmış pek çok ölü ve yaralı vardır.

Kösem mührünün kopyasının çıkarıldığını fark edip sorgulamalara başlar. Baş haznedarının ikazı üzerine Ayşe Sultan'a gidip bilgin varsa söyle der.


Diriliş Ertuğrul 77. bölüm özet. Adalet tecelli edecek


Aslıhan'ın gelip toyda Ural'ın doğmamış çocuğunun ölüm haberini getirmesi ortalığı karıştırır. Sadettin Köpek'in desteğini alan ve aday olan bey ile Aliyar nerede ise denk bir oya sahiptir. Bebeğin ölüm haberini bahane ederek Aliyar toyu ertesi güne erteler ve hemen Kutluca ile Ertuğrul'a haber gönderir ve beyliğinin tehlikede olduğunu iletir.

Öte yandan suçlarını itiraf etmiş iki şövalyeyi Vasilyus Bizans'a götürmek yerine aniden öldürüverir. Tekfur cinayeti artık tamamen ölenlerin üzerinde kalmış Ural aklanmıştır. Ancak Kayıların kilimlerini yakıp alplerini öldürdüğü davada kayıtsız şartsız suçlu bulunmuştur. İdamını Ertuğrul gerçekleştirecektir. Sadettin Ertuğrul ile onu affetmesi için konuşur. Kadı ile de konuşur ama fayda etmez.

Ertuğrul düşünür ve Köpek'in güdümündeki bir beyin başında olduğu bir Candar obası ile sulh sağlanamayacağı kararına varır. Sadettin Köpek ile Ural'ın hayatı üzerine pazarlık yapmadan önce ailesiyle fikir alış verişi yapar. Sonra kilimler yakılırken öldürülen alplerin aileleriyle konuşarak onları diyete ikna etmeye çalışır. Bu diyette Ural'ın serbest bırakılması ve bunun karşılığında Aliyar'ın Candarlara bey seçilmesidir. Ural doğmamış çocuğunun öldüğü haberini alınca kaçmaya çalışır ama Tutgut ona engel olur

Vasilyus Helena'ya direkt olarak söylemese bile onunla evlenmek istediğini ima eder. Ertesi gün çarşıda dolaşırken Vasilyus'un bir tüccara kötü davranırken hatta kırbaçlarken görür ve araya girer. Haçaturyan usta pazarda ki dükkanı kiralamayı başarır.

Sadettin Köpek Aliyar'ın başkan olması için elinden geleni yapacağına söz verince Ertuğrul da Ural'ı idamından vazgeçer. Ural'ın bu pazarlıktan haberi yoktur. Sevinçle hiçbir şeyden habersiz obasına döner. Karısını ve Aslıhan'ı görür arkasından toyda beyliğe adaylığını koyar. Önceden beyliğe aday olan bey oylama öncesi çekilir. Oylama yapıldığında Ural'a hiç kimse el kaldırmazken herkes Aliyar'a kaldırır Ural şaşkındır.İleri geri konuşacak olsa da Köpek onu susturur

Ertuğrul da adamları ile obaya yakın bir yerde toydan gelecek haberleri beklerler. Eger Aliyar seçilmezse obaya girip adalet isteyeceklerdir. Olumlu haber gelince az sayıda alpini yanına alıp Aliyar'ı kutlamak için toya girer. Aliyar'ı, Köpek'i ve sulhu öven sözler söyler. Aslıhan babasının mezarına gittiğinde Batuhan ile karşılaşır. Adamla kavga ederken düşer ve başını mezar taşına çarparak kendinden geçer.


İçerde Dizisi 21. bölüm özet. Mert Celal'in ağlarında

Geçen bölüm sonunda Sarp ıssız bir yerde Yusuf müdür ile buluşmuştu. Sarp'ı takip eden Mert onları görüp şaşırmıştı. Onu arayan Celal babasına gördüklerini anlatan Mert'in kendisini takip ettiğini barış'tan duyan Sarp; Yusuf müdürle oyun yaparlar. Sanki Sarp'ın Yusuf ile buluşacağından haberi yokmuş da Yusuf onu tuzağa düşürmüş gibi yaparlar. Yusuf vurulanın kendi öz oğlu olduğunu söylediğinde herkes bu düzmece buluşmaya inanır.

Tutuklanan Sarp'a avukat olarak Melek gelir ama daha çok sorduğu şey Coşkun'u onun öldürüp öldürmediğidir. Coşkun da buluştuğu Ayhan'dan kendisinin herkes tarafından öldü bilinmesinin sürdürmesini ister. Yusuf da Sarp'tan Yaşar'ı bulmasını ister. Yapılan bir ihbarda aranılan evde Yaşar'ın Gökhan'ı vurarak aldığı narkotiğin paraları vardır. Üzerlerindeki kan da Yaşar'ın kanı çıkar ve Sarp böylece temize çıkar ama Sarp'ın suçsuz olması; Mert'in "Sarp'ı Yaşar'ı vururken gördüm" lafını söylediği insanların dikkatini çeker.

Eylen Mert'e "Neden Sarp'ı suçsuz yere suçladın. Neden ona taktın da içeri atmaya uğraştın" diye hesap sormasına neden olur. İki sevgili evde otururken Mert'e bir zarf gelir. İçinde kanlı bir mendil ve "Bu kan ailenden birine ait. Öldür Celal'i al aileni yazmaktadır" Mert zarfı getireni takip etmeye çalışır ama bulamaz. Diğer tarafta evde yalnız kalan Eylem Mert'in diğer telefonunu bulur ve oradaki Celal'in numarasını alır

Yaşar Coşkun'dan öğrendikleriyle ortalığı karıştırmak ve yurt dışına kaçmayı planlamaktadır. Ancak para lazımdır. Sarp'a şantaj yapar. "Eger parayı vermezsen Celal'e Coşkun'u öldürmeyip kaçırdığını söylerim" der. Sarp'ın o kadar parası olmadığı için uyuşturucu getirmesi yolunda anlaşırlar. Uyuşturucuyu Celal'den ister. Yaşar'ı yakalayacağım der.

Evde tüm herkesin toplandığı bir yemek düzenlenir. Sarp Mert'e kendisinin haksız yere peşine düştüğü için kızgındır. Mert kendisine gelen kanla kendisininkini karşılaştırır ve %99,9 uyumlu çıkar. Mert sevinçten havalara uçar. Yaşar'ı sağ yakalamak için harekete geçer

Eylem Mert'in ikinci telefonunu arayan numarayı arar. Celal ses vermeden dinler. Kız da konuşmaz. İkisi de telefonun karşı ucundakini merak eder. Eylem numaranın kimin üzerine kayıtlı olduğunu ekipten birine sorgulatır. Celal de Mert'e biri beni aradı kartı da attım der.

Sarp Yaşar'ın istediği şekilde uyuşturucuyu getirir. İstediği yere bırakır. Mert de Sarp'ın peşindedir. İkiliyi Yaşar bir dondurucuya kilitler. Donmak üzereyken Sarp tavandaki küçük bir havalandırmadan kaçabileceklerini görür. Mert'in sığabileceği bir yer olduğu için o çıkar. Sarp'a kızgın olduğu için onu orada bırakır ama sonra dönüp Sarp'ı çıkarır.

Sarp Alyanak'a gidip yaşar yurt dışına kaçmak istese nasıl kaçar. Bir iz bul der. O da Kaptan Sermet'in ismini verir. Yusuf kaptanın yerini bulur ve Sarp adamı Yaşar'ı satması için tehdit eder. Sarp tam Yaşar'ı sıkıştırmışken polisler gelir. Sarp uyuşturucu ile yakalanmamak için tekneden suya atlayıp kaçar. Mert ailesinden haberi olduğunu ve notu onun gönderdiğini sandığı Yaşar'ı sıkıştırır ama adamın nottan haberi bile yoktur.

Coşkun Sarp'ı arayıp Celal'in kendisini ölü bilmesi karşılığında ona kardeşi Umut'un yaşadığını ve görüştüklerini söyler. Celal de Mert ile sarnıçta buluşur. Megerse Mert'e notu o yollamıştır. Mendildeki kan ise yanlışlıkla gibi gösterip parmağını kestiği Sarp'a aittir. Mert'in bu nottan kendisine bahsedip bahsetmeyeceğini anlamak için bu numarayı yapmıştır. Mert'e kendisine söylemek istediği bir şey olup olmadığını sorar.

Paramparça 91. bölüm özet. Mithat ve Harun ölüyor

Geçen bölüm Damir'in planladığı saldırıda Harun oğlunu korumak için ona kendisini siper etmiş kendisi yaralanmıştı. Bu bölüm de tam olarak buradan başladı. Yıldırım kolundan hafif yaralanırken cama en yakın olan Mithat çok ağır yaralanır. Harun'un da sırtında 4 tane kurşun vardır. İkisi de ameliyata girer ve ölürler.

Cihan ise yalıya gidip Cansu'nun geçirdiği sinir krizi ile ilgilenmektedir. Kızı sakinleştiremeyince hastaneye götürüp sakinleştirici vururlar. Ozan'dan gelen telefonla Cihan oğlunun yanına gelir. Sonrasında yalıya dönen Dilara'yı arayıp olanları anlatırlar. Dilara hastaneye geldiğinde Harun yeni ölmüştür. Kadın Cihan'ın kollarına bayılır.

Akşam yalıda taziyeleri kabul ederlerken Ozan kendi evinde Mithat'ın polis amiri olduğunu haberlerden duyar ve Cihan'ı arayıp çağırır. Cihan da çok şaşkındır. Hemen hemen aynı anlarda Hazal da Mİthat ile ilgili gerçeği öğrenir ve şok olur.

Damir ise yardımcısının kendisini vurması sayesinde dikkatleri üzerinden uzaklaştırır hatta maduru oynar. Hazal'ı arayı onu sevdiğini söyler ve ona gerçekleri anlatmaya karar verdiğini yardımcısına söyler. Kadın buna şiddetle karşıdır.

Cenazeler kalkar. Yalıda mevlüt okunur. Rahmi bey yine Dilara'nın babasının yanındayken polisler gelir ve Dilara'nın onu sahtekarlıkla suçladığı haberini alır. Adam Dilara'ya kızmıştır ve Rahmi beyin yönlendirmesi ile zarar vermeyi de düşünmeye başlamıştır.

Hazal ve Damir teknede buluşur. Yardımcısının tüm uyarmalarına rağmen adam Hazal'a kendisi ile ilgili şeylerin en hafifini de olsa anlatır. Bu esnada Asu oteline gidip odasındaki paraları alırken otelin kapısında bekleyen adamlar tarafından görülür. Kaçma kovalamaca sırasında paraları kaybetse de kendisi kaçabilir.

Asu panik ve korkuyla Damir'in mekanına gider. Damir'i sorduğunda yardımcı kız bilerek ve isteyerek onu Damir ve Hazal'ın beraber olduğu tekneye yollar. Onları beraber gören kadın hemen resimlerini çeker ve Cihan'a yollar. Cihan tabi ki şok olur.

Bodrum Masalı 23. bölüm özet. Faryalı köşeye sıkışıyor

Bodrum Masalı'nda Faryalı ve Yıldız tekrar beraber olmalarının mutluluğuyla yeni bir güne başlarlar. Yıldız Faryalı'dan aldığı bilekliği artık takmaya başlar. Faryalı Ateş'in fikri olarak futbol kulübünün başkanına gider ve lig devam ederken gelenlerin Yıldızlı otelde kalmaları için onunla el sıkışır.

Bora Yıldızlı oteli alabilmek için Faryalı'yı köşeye sıkıştırmak için kolları sıvar. Otelin deniz ile tek bağlantısı olan küçük imarı, iskanı olmayan arsayı almaya karar verir. Fakat arsa Haydar efe'ninmiş. Lal gidip huysuz adamla konuşur ve arsanın değerinin üstünde bir rakam teklif eder. Haydar efekabul eder. Üstüne de ertesi gün olan sevgililer günü için Üzüm ve kendisine romantik bir yemek ister.

Su babasını görmeye hard disk için ona söylenmeye gider. Bora baba kız konuşmasına dahil olup Evren'i ezer. Köşeye sıkışmış olmaktan hoşlanmadığı için Evren Ateş'e gidip arsa meselesini ona anlatır. Ateş Faryalı'ya haber verir. Faryalı Haydar'ya biz aileyiz der ve arsayı satmasını engeller.

Lal Ateş'in peşine düşer. Çocuk onunla konuşur ama pas vermez. Yıldız Faryalı'dan duyduğu Bora'ya gider ve "Çocuklarımdan ve bizden uzak dur" der. Adam da ona "Şuan kötülük gibi gelen aslında iyilik olabilir. Ben size geçmişte de iyilik yaptım" der. Ama ne olduğunu söylemez. Bu arada öğreniriz ki Bora'nın sevdiği kadın Lal'in ablasıymış ve 14 şubatta kazada ölmüş

Kelebek bütün romantikliği ile Su'ya sevgililer günü sürprizleri hazırlamaktadır. Bir kaç kez Ateş'e yakalanır ama yalan söyleyip kurtarır. Ateş ona her seferinde "Sevgilin mi var?" diye sorar. O da her seferinde yok der. Su'ya da bir planı yokmuş gibi davranır. 

Aslı tekrar babasının evine döner. Bu arada Stavros ile tekrar annesi ile ilgili konuşmaya gittiğinde adamın öldüğünü görür. O sırada oraya gelen Uzay ile acısını paylaşır. Beraber evi karıştırıp bir zarfta ona bırakılmış 2 yasemin bileklik bulurlar. Aslı birini Uzay'a verir. Uzay bir acentede çalışan ve ertesi gün Kos'a gidecek birinden bilekliği araştırmasını ister.

Ateş'in sevgililer gününe inanmaması ve Aslı'nın üzüntüsünü paylaşmaması gibi sebeplerden araları biraz limonileşir. Bu arada Alara da Ferdi üzerinden grupla ilgili bilgiler toplamaktadır. Çocuğa da benimle olduğunu onlara söyleme babamın kulağına gitmesin der. Ferdi'den Kelebek'in Su'yla bir yerde sevgililer gününü kutlayacağını öğrenir.

Faryalı Yıldız ile beraber gece yemek yemek için hazırlıklar yapar. Kelebek'e restaurantta durmasını tembihler. Kelebek de o işi Aslı ve Ateş'e yıkar. Haydar çok hevesli bir şekilde sevdalılar gününe hazırlanır. Ancak Üzüm o günün hristiyan adeti olduğunu duyduğu için adamı tersler ve çok ağır laflar eder. Adamın kalbi çok kırılır.

Futbol takımı başkanına daha iyi bir teklif götürüp Bora bertaraf eder. Adam Faryalı'ya konaklaması için takımı yollamayacaktır. Aynı zaman Haydar efe de Üzüm'ün onu istememesine kızrıldığından arsayı Bora'ya satar. Faryalı'nın tüm bu kötü gelişmelerden haberi yoktur.

Alara Ferdi'yi takip eder ve Kelebek ile Su'yun yerini Ateş'e mesa atar. Kelebek Su'ya aldığı hediyeyi unutup Aslı'dan getirmesini ister. Ateş oraya geldiğinde en güvendiği 3 kişinin kendisinin arkasından iş çevirdiğini görüp bozulur. Bu arada Aslı restaurattaki müşterilerle ilgilenmeyi Uzay'a bırakır. Uzay fatura kesmek için kaşe aradığı sırada müdüriyette Faryalı'nın sakladığı yasemin bilekliği görür ve Aslı ile Faryalı'nın alakasını kurar

Hayat Bazen Tatlıdır 16. bölüm özet. Koray ve Gözde'yi bekleyen şok

Hayat Bazen Tatlıdır da geçen bölüm tüm sınıf; Şerif müdür de dahil İzmir'e gitme kararı veren Hayat hocayı kalmaya ikna etmek için seferber olmuştu. Hababam sınıfı yıl sonu kutlamalarını andıran etkinlikler düzenlerler ve Hayat hoca da kalma kararı verir.

Cerrah bu karara çok sevinir. Hayat'a ne hediye isterse alacağını söyleyince Hayat ona oyuncaklar aldırır ve onları her zaman gittiği bir çocuk yurduna götürürler. Megerse o yurdu yapan ve hayrına bağışlayan da Cerrah beymiş.

Hayat okulda kalması karşılığında Gözde'den Burak'tan ayrılmasını ister. Gözde ve Burak herkese ayrıldıkları yalanını söyler. Sevda bu haberi duyduğunda fazla tepki vermese de Koray havalara uçar ve Sevda'ya hemen biz de bahane bulup ayrılalım der. Sevda bu olaya üzülür.

Birtanem hoca Şerif beyin bazı tavırlarından ve konuşmalarından şüphelenerek kendisini aldattığını düşünüp takip eder. Ama sonunda Şerif beyin düğün masrafları için okulda reklam filminde oynadığı ortaya çıkar.

Avukat kız Hayat'ın gitmediğini öğrenir ve ona gerçekleri anlatmak için evine gidecekken birisi tarafından kaçırılır. Loçko Asya'ya olan ilgisini sürdürür ama arkadaşlarına söyleyemez çünkü arkadaşları Abidin'in kızı tavlaması için uğraşmaktadır.

Onur okulda Zeynep'le konuşurken annesinin tek küpesini eşi olmadığı için takamadığını öğrenir üzülür. Kızın küpesinin öteki eşini yaptırmak ister. Kuyumcu çok para ister. Barında çaldığı patronundan avans ister alamaz; Burak'tan borç ister ama çocuk vermez. Ancak kendisine gidip çok pahalı bir saat alır. Onur da gitarını satar. Zeynep de Onur'a istediği gitarını bağlayacağı bir sistem almak ister. Bunun için küpenin tekini satar

Okuldan birisi çantaları karıştırır ve Burak'ın saatini çalar. Burak da bütün sınıfı suçlar ve çantalarına baktırtır. Koray ve Sevda ayrılmak için plan yaparlar. Sevgililer gününde parti verecek; herkesin içinde kavga edip ayrılacaklardır. Herkes Koray'ın partisine gelir

Onur ve Zeynep birbirleri için en değer verdikleri şeyleri satmışlardır. Burak hala saat olayına kızgındır ve Gözde ile araları pek iyi değildir. Koray ve Sevda planlı bir kavga sonunda ayrılırlar. Burak Onur'un pahalı hediyesini görüp onu saatini çalmakla suçlar ve kavga çıkar. Sevda aşağıda üzgün otururken  yanına gelen Burak'a Koray'ı ne kadar sevdiğini anlatırken Burak kızı öper. Bu sahneyi Koray ve Gözde şok olur. Gözde Burak'a tokat atar ve gider.

Hayat da Cerrah'ın bazı hareketlerinden şüphelenip onu takip eder. Sinemaya girdiğini görür ve salona girer. Perde de ki Cerrah ona evlenme teklif eder. Hayat çok şaşırır.

Adı Efsane 3.bölüm özet. Tarık baloya yetişebilecek mi?

Geçen bölüm Adı Efsane de Hakan ve tayfası kolejli Kıvançlara yenilmişti. Tarık hocanın gaza getirici konuşması da bir işe yaramaz çünkü Hakan hala basketbol oynamak istememektedir. Tarık hoca da o gece ayakta kalabilmek için fazla sayıda ağrı kesici içince kendinden geçer, yere yığılır

Sabah evinde uyandığında Bahar da evde beceriksizce kendisine kahvaltı hazırlamaktadır. Bahar bayılan adamı doktora götürmüş; taksici Tarık'ı içeri taşımış, kız da doktor bir şeyler yemesi lazım dedi diye kahvaltı hazırlamaya çalışmıştır. Tarık o gece ters davrandığı Bahar'dan özür dilerken eve Seçil gelir ve her şeyi yanlış anlar. Tarık ile de tartışır.

Hakanların evde büyük kavga vardır. Kız kardeşine aldığı bisikletin parasını ödemiş ama bisikleti fırlatıp atmıştır. Tam bu münakaşanın ortasında Tarık oradan geçer. Babası Tarık'ın her lafına ayrı kızar. En sonunda adam oradan ayrılır. Tarık ise babasının başka bir evi ve çocuğu olmasına öfkelidir. Babasının eşyalarını toplayıp diğer evine bırakır. Babası çok kızar ve çocuğu çok fena döver. Tarık çocuğu o gece yalnız bırakmaz

Hakan takıma girmemek için ayak direr. Arkadaşlarını ikna etme işi ise Fiko'nun nişanlısına düşer. Kız; takımın diğerlerini ikna eder ve antremana çıkarlar. Kıvanç ve takımı eskilerini Hakanların takıma yollayıp damarına basarlar. Fikretler de o eşyaları Kıvançların okulunun önünde yakar. Melis bu olaya sinirlenip Kıvanç'a kızar.

Tarık arkadaşı ve Bahar'la kızı Melis'e dansa gitmek için elbise alır. Küçük kızı babasına dans öğretmeye çalışırken Bahar'dan yardım ister. İkili ilk danslarını yaparlar. Melis ilk başta babasına inanmaz ve dansa gitmek istemez. Ama babası ona hediye elbise alınca ve yola çıktım geliyorum diyince umutlanır ve giyinip bekler.

Hakan'ın dayak yediğini öğrenen annesi babasına diklenince adam onu da döver. Annesini dövdüğünü öğrenen Hakan babasını aramaya başlar. İlk olarak çalıştırdığı kahveye gidip orayı dağıtır ve eline aldığı bıçakla babasıyla parkta buluşmak üzere telefonlaşır. Tarık Hakan'ı arkadaşlarının ve polis arkadaşının yardımıyla parktan uzaklaştırır. Elindeki bıçağı alır.

Bahar hoca oğlunu ve karısı döven adamla tartışır. Adam Bahar'ı ittirince Tarık kavgaya dahil olur. Adamla itişirken kendi elindeki bıçak adamın ittirmesiyle Tarık'ın karnına saplanır. Tarık yine de dansa gitmek için ısrarlıdır. Kızına "Trafik var. Sen dansın yapıldığı mekana git ben oraya gelicem" der. Kız teyzesiyle oraya gidip bekler ama babası bir türlü gelmez. Çünkü o sırada Tarık'ı arabasını kullanan Bahar dansa yetiştirmeye çalışmaktadır. Adam gelir elinde çiçeğiyle ilerler ama kan kaybına dayanamayıp yere düşer. Bahar etrafa yardım için çaresizce seslenir






Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkı Sözleri

Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkı Sözleri

Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.
Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.
Denedik her çareyi olmadı.İnancın az da olsa kalmadı.
Son nefesim olsa da aşk olur mu savaşmadan.
Yer yerinden oynasa unutmadım unutamam.
Hadi gel kalbimi gör sonsuza kadar.
Orada sen benimsin ben senin.
Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.
Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.
Senin kafanda biz çok farklıyız.Uğraşmaya gerek yok olmayız.
Ama gel kalbimi gör sonsuza kadar.
Orada sen benimsin ben senin.
Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.
Kalbime, kalbime, kalbime attım gitti.

Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkı Sözleri, Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkısı, Onyedi Kalbime Attım Gitti dinle, Onyedi Kalbime Attım Gitti kim söylüyor, şarkı sözleri, şarkı dinle, Onyedi Kalbime Attım Gitti müzik sozleri, Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkısı kimin, Onyedi Kalbime Attım Gitti Şarkı klibi.

Evlat Kokusu Dizi Oyuncuları Kim ? Ne Zaman Başlıyor ?

Kanal D yani D d productions tüm hızıyla dizi kategorisine yeni dizileri eklemeye devam ediyor. İçleri ısıtan ve güzel oyuncu kadrosu ile seyirci karşısına çıkmaya hazırlanan Evlat Kokusu dizisi oyuncuları kim, ne zaman başlayacak, oyuncu kadrosu kim gibi sorular izleyici tarafından merak edilmeye başladı.
Sizler için bu yazımızda Evlat Kokusu dizisi ile ilgili tüm detayları paylaşacağız.
İlk tanıtım fragmanı ile seyircinin odağı olmayı başaran dizide Başrollerinde Hande Soral ve Barış Kılıç'ın yer aldığı Evlat Kokusu dizisinde Hande Soral yurt dışında bir hemşire olan Zeynep karakterini canlandırmakta.



Evlat Kokusu Dizi Oyuncuları :

Evlat Kokusu Dizi Konusu ise : Amsterdam’da bir hastanede çocuk hemşiresi olarak çalışan Zeyno, hayatında ilk kez âşık olduğu adamdan hamile kalır. Sevdiği adam ve çocuğu ile mutlu bir aile kuracaklarını sanan Zeyno, gerçek hayatın kendisi için yaptığı planlardan habersizdir. Zeyno’nun bir anlık öfkesi onu hayallerinden ve evladının kokusundan uzaklaştırırken, Akbaş Ailesi ile arasında koparılması imkânsız bir bağ oluşturur. Akbaş Ailesi ise enerji sektöründe Türkiye’nin en önde gelen ismidir. Ailenin kendi içinde yaşadığı iktidar kavgaları dışında, aile fertlerinin eşleriyle ve çocuklarıyla yaşadığı sıkıntılar Akbaş’ların hayatını daha da zorlaştırır. 
Evlat Kokusu, büyük hayalinin altında ezilen gencecik masum bir kızdan, cesur, savaşçı ve acımasız bir genç kadına dönüşen Zeyno’nun hikayesidir. Evlat Kokusu, vicdanı ve mecburiyetleri arasında kalan, aşka dair umutlarını çoktan kaybetmiş Aslan’ın bir günde değişen hayatının ve kendisiyle savaşının hikayesidir.


evlat dizisi, evlat dizisi konusu, evlat dizisi oyuncuları, evlat dizisi fragmanı, evlat dizisi ne zaman başlıyor, evlat dizisi başrolleri, evlat dizisi hangi kanalda, evlat dizisi murat han, evlat dizisi cevahir akbaş, evlat dizisi yeşim salkım, evlat dizisi hünkar akbaş, evlat dizisi sedef avcı kimdir, evlat dizisi zümrün akbaş, evlat dizisi barış kılıç kimdir, evlat dizisi aslan akbaş, evlat dizisi hande soral kimdir, evlat dizisi zeynep gündoğan kimdir... dizirehberin.blogspot.com

İçimdeki Fırtına Dizisi Galip Kim ? Oynadığı Diziler

Star tv ekranlarına hızla bir giriş yapan İçimdeki Fırtına dizisi ilk tarihi olan 1 Şubatta yayınlanmadı. Dizinin yayına girmeme nedeni ise yapılan dizi programlarına göre günlerin dolu olmasıydı. İçimdeki Fırtına Dizisi yeni yayın tarihi 11 şubat Cumartesi olarak belirlendi.İçimdeki Fırtına dizisindeki oyuncuları dikkat çekiyor. Bir çoğu yıldız oyuncuyu kadrosunda bulunduran dizinin yapımcısı Aslan Film.
Diziyi merakla bekleyen izleyiciler sabırsızlıkla dizideki oyuncuları ve konusunu merak ediyor. Bizlerde sizin için İçimdeki Fırtına Galip karakteri kim olduğunu bu yazımızda yazmaya çalışacağız.İçimdeki Fırtına Galip (Mehmet Özgür) Oynadığı Diziler?Haylaz Babam, Memleket Hikayeleri, Kelebek, Sözün Bittiği Yer, Kollama, Hop Dedik, Mevsim Çiçek Açtı, Tepenin Ardı, Suskunlar, Muhteşem Yüzyıl, Çalıkuşu, Tut Sözünü, Filinta, En Güzeli, Abluka gibi projelerde yer almıştır.Mehmet Özgür 183 cm boyunda 93 kg ağırlığındaki oyuncu evli ve 1 çocuk sahibidir.Mehmet Özgür fotoğrafları: İçimdeki fırtına dizisi, İçimdeki fırtına oyuncuları, İçimdeki fırtına 1. bölüm, İçimdeki fırtına fragman, İçimdeki fırtına galip kimdir, İçimdeki fırtına mehmet özgür kimdir, İçimdeki fırtına gizem karaca, İçimdeki fırtına hangi gün, İçimdeki fırtına izle,İçimdeki fırtına fotoğrafları.


Cesur ve Güzel 13. bölüm özet. Rıza'ya ne olacak?

Tahsin bey geçen bölümün sonunda hapishaneden gelen mektubu alabilmek için postacının peşinden Alemdaroğlu çiftliğine gitmişti. Bu bölüm postacı kapıyı çalarken adamdan mektubu alır ve kapıyı açan Sühan'la Cesur'a bir şeyler söyleyip gider. Adalet ile beraber mektubu yakıp göle atarlar.

Tahsin beyin suç ortakları açığa alınmıştı. Bir tek abisi ölen emniyet müdürü yanında kalır. Diğerleri beraber görünmememiz lazım der ve giderler. Cesur ve Mihriban kasabalıyı Tahsin bey aleyhinde savcılığa dilekçe vermeleri için hareketlendirir. Adalet ile laf dalaşı yapar. Sühan'ın dükkanında yeniden çalışmaları için onları ikna eder.

Tahsin bey'in yeni planı kasabalı içinde iki karşıt taraf yaratmak bunu da Cesur'un yaptırdığının sanılmasını ister. Maskeli bir kaç adama Sühan'ın da Adalet'in de dükkanlarının camlarını kırdırtır. Kasabalı birbirine düşerken bir taş Tahsin'in kafasına denk gelir. Tam bu esnada Korludağ çiftliğinde Salih birkaç evi yakar ama Alemdaroğlu yakmış gibi slogan atar. Herkes yangın ormana sıçramasın diye uğraşır. Sühan, Şirin, Kemal de yardıma gider.

Korhan geçen bölüm Hülya'yı görüp onu takip etmiş; Cavide ile beraber görmüştü. Yanlarına gittiğinde karısı gene işten sıyrılır. Hülya'yı konuşturmak için karakola götürüp zorlarlar. Kız bunları ona Cesur'un yaptırmış olabileceğini ima eder sonrasında da kaçıp gider. Korhan konuyu Sühan'a anlatsa da sonra hikaye saçma gelir.

Korhan Sühan'a "Eger Cesur seni gerçekten sevse intikamını kenara bırakır" der. Bu arada Nişantaşı'nda ki evde bulunan büyük anne ve büyük baba resminin orada olduğuna dair kanır olan Sühan ve Şirin'in fotoğrafını Cesur savcılığa delil olarak verir. Mihriban da şahitlik yapar. Cesur Sühan'a aldığı yüzüğü sonunda verebilir. Bu arada evlilik sözleşmesini de imzalamıştır.

Sühan Cesur'a "Eger beni gerçekten sevseydin intikamından vaz geçermiydin?" diye sorar. Cesur çok bozulur; gözleri dolar ve "Allahtan gerçekten sevmiyorum" der ve çıkar. Bir kaç gün sonra Sühan bir tatile çıkmak için hazırlanır. Cesur da ona aynı soruyu sorar. "Eger beni gerçekten sevseydin; benim intikamımı almama engel olur muydun?" Sühan'ın cevabı da aynısı olur.

Cesur postacının nenden geldiğini merak eder. Hiç bir şey getirmediğini anlayınca posta haneye gidip soruşturur. Dolaylı yoldan eczanede çalışan kız öğrenir ve Cesur'a "Size hapishaneden mektup gelmiş." der. Hülyanınkinden olacağını zannederler. Banu ile adamla görüşmeye giderler ama adamın hiç bir şeyden haberi yoktur. Dışarı çıktıklarında eski komiseri takip eden Rıfat ile karşılaşırlar. O sırada telefonda konuştuğu Mihriban ona aynı hapishanede "Rıza"nın da yattığını söyleyince Cesur mektubu Rıza'nın yolladığını anlar.

Sühan'ın da asıl kaçma nedeni Korludağ malikanesinde Adalet'in Tahsin'e "Cesur Rıza'yı görmeye hapishaneye gitmiş. Herşeyi öğrenmesine engel ol."  dediğini duyar. Bir süre ortadan görünmez ama 14 şubat Sühan'ın doğum günüdür de. Cesur Şirin'in yardımıyla Sühan'a müze de bir yemek hazırlar. Ona kendilerinin olaylarını içeren bir takvim yaptırtmıştır. İki sevgili öpüşür, mutludur.

Diğer tarafta Rıfat eski komiseri takip ederken akşam saati hapisane nakil aracıyla Rıza'nın nakledildiğini görür. Hastane nakil aracını takip eden adamı takip eder. Bir kaza olur. O sırada Rıfat da yaralanır. Cesur'un telefonu kapalı olduğundan Banu Sühan'ı arar.

Diriliş Ertuğrul 76. bölüm özet. Ural kurtulacak mı?

Geçen bölüm handa bir mahkeme kurulmuş; deliller ve şahitler huzurunda Ural ölüme mahküm edilmişti. Karar açıklanınca Candar bey fenalaşır. Artuk bey müdahale eder; üzülmemesi lazımdır ama adam oğlunun idamına dahil olup onu diğerlerinden kurtarmaya çalışır. Üzüntüden Selçuklu sultanına bile laflar eder. Sürekli bedel ödeteceğini, intikam alacağını söyler. Ve yaşlı kalbi bunlara dayanamayarak ölür.

Aslıhan Sadettin'in kulağına "Eger karın olmamı istiyorsan bu idamı durdur. Abimi kurtar" der.
Sadettin de Candar beyin beklenmeyen ölümünü bahane edip idamı durdurur. Cenaze obasına götürülür. Ertuğrul adil davranmaya çalışarak Ural'ı babasının cenazesine gidebilsin; sevdikleriyle vedalaşsın diye alpleri eşliğinde obasına yollar. Karısı Çolpan ise sabah kocasından ayrılıp idama gitmesine dayanamayarak bebeğini düşürür.

Ertuğrul etrafındakilerle yeni düzeni ve olabilecekleri hesaplarlarken Aliyar vekaleten obayı idare edeceğini duyurur. Ertesi gün toyu toplayıp bey seçmeyi planlarlar. Sadettin Köpek bu işe de el atar. Kendi güdümünde olacak bir ileri gelen Çavdar obası beyine "Sen aday olacaksın. Diğerleri de seni destekleyecek. Benim ve devletin kararı bu" der. Gerçekten de toyda adam aday olur. Toyu Aslıhan kaybedilen Çolpan hatunun bebeğinin haberi ile böler.

Vasilyus olaylara bakar ve Ural ölürse Çavdar obasının başına Aliyar'ın geçeceğini bunun da Ertuğrul'u ve diğer Türkmenleri güçlendireceğini öngörür. Ural'ı kurtarmak için yarı doğrulardan yarı yalanlardan oluşan yeni deliller ve bir de suçlu çıkarır. Tüccar Hasan adıyla bilinen yardımcısına onu ortaya atacağını söyler. Adam kabul eder. Simon'un tapınakçı defterlerini ortaya çıkarır. Helena da Bizans mabeyncisinin ölümü ve kendisinin yaralanması sırasında Tüccar Hasan'ı görmüştür.

Vasilyus Sadettin Köpek ile buluşur ve ona tanık, delil falan sunar. Sadettin Ural kurtulacağı için halinden çok memnundur. Ertesi gün Ural hana getirilir. Tam idama götürülecekken önce Vasilyus sonra hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi Köpek gelir. Kadılar delilleri ve Helena'nın şahitliğini dinler.


Kimi gözler, Bir acı taşır içinde. Dokunsan ağlayacak, Ağlasan, Susacak...

Kimi gözler, Bir acı taşır içinde. Dokunsan ağlayacak, Ağlasan, Susacak...
Kimi gözler, Bir hasret taşır içinde. Sarılsan geçecek, Konuşsan gülecek...
Kimi gözler, Bir dost arar sahiplenecek bir yürekte, Konuştukça dinleyecek, Sustukça hissedecek..!

Hiç mi geçmez mevsim sende be adam hepp mi baharsin

Hiç mi geçmez mevsim sende be adam hepp mi baharsin hep mi huzur kokarsin yillanmaz mi hiç bakişlarin bu kadar mii yakişir adam kelimesinin yanina adın...

Bir hüznün icindeyim... Dallarim kirilgan içli bir türkü söyler...

Bir hüznün icindeyim...
Dallarim kirilgan içli bir türkü söyler...
Saçlarimin rengi solmuş, küskün kaktüsler....
Sonbaharmi gelmiş nedir bu yağmurlar...
Ne yana koşsam cıkmaz sokaklar...
Elim bagrimda, yüregim yorgun,
Üşürüm ağustosun kucaginda...

Hiçbirimiz kötü değiliz... Hiçbirimiz masum da değiliz...

Hiçbirimiz kötü değiliz... Hiçbirimiz masum da değiliz... Her birimiz ne isek, oyuz. Kusursuz da değiliz, hatalı kod da değiliz. Hangimiz doğru, hangimiz yanlış, hangimiz günahkar, hangimiz namusluyuz? Sen mi karar vereceksin? Ben mi bileceğim. Sen ‘ne’ isen ben de ‘o’yum. Koskocaman profesör, karısının yüzünü dayaktan tanınmaz hale getiriyor. Tinerci Adem, enkazdan çocuk kurtarıyor. Din adamı zimmetine para geçiriyor, hayat kadını böbreğini bağışlıyor. Neye göre iyi, neye göre kötü.. Hepimiz önce insanız. Kusursuz değilim. Olamam da. Herbirimizin eksikleri, artıları, güzellikleri, çirkinlikleri, iyiliği, kötülüğü var. Bazılarımızın derisi siyah, bazılarımızın beyaz. Bazılarımız camide, bazılarımız kilisede, bazılarımız Sinagog’da dua ediyoruz. Bazilarimiz hic dua etmiyoruz. Neye inanıyorsak oradayız, neyi seçiyorsak yaşıyoruz. Ne doğduğum yeri seçebildim, ne de ailemi... Sen gibi geldim ben de, ben gibi gideceksin sen de.

Donald John Trump kimdir? Hakkinda bilgi

Donald John Trump kimdir? Hakkinda bilgi


45. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı
Görevde
Makama geliş
20 Ocak 2017
Başkan Yardımcısı Mike Pence
Yerine Geldiği Barack Obama

Kişisel bilgiler

Doğum Donald John Trump
14 Haziran 1946 (70 yaşında)
New York, ABD
Vatandaşlığı ABD
Partisi Cumhuriyetçi Parti
Eşi Ivana Trump (1977–92)
Marla Maples (1993–99)
Melania Trump (e. 2005)
Bitirdiği okul Fordham Üniversitesi
Pensilvanya Üniversitesi (B. Sc.)
Mesleği İş adamı · Siyasetçi
İmzası


Eski ABD başkanı Ronald Reagan ve Donald Trump

Donald John Trump (d. 14 Haziran 1946; Queens, New York); Amerikalı iş adamı, siyasetçi ve 45. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı. 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan 2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerine Cumhuriyetçi Parti'nin adayı olarak girmiş, Hillary Clinton'ı mağlup ederek Amerika Birleşik Devletleri'nin 45. devlet başkanı seçilmiştir. 20 Ocak 2017 tarihinde görevi, mevcut başkan Barack Obama'dan devralmıştır.

Queens, New York'ta doğmuş, Pensilvanya'da bulunan Wharton Institu'de İşletme bilimleri eğitimi almıştır. Üniversite yıllarında babası Fred Trump'ın emlak ve inşaat firmasında çalışmıştır. Kariyeri sırasında oteller, kumarhaneler, golf sahaları ve daha birçok yapı inşa etmiştir. Trump: The Art of the Deal ve Trump: How to Get Rich gibi birçok kitap yazmıştır. 2000 ABD başkanlık seçimleri'nde Reform Partisi adayları arasında yer almıştır. Forbes iş dergisi tarafından hazırlanan Dünyanın En Zengin 400 İnsanı listesinde yer almıştır. 2004-2015 yılları arasında NBC kanalında yayınlanan reality show The Apprentice'de yer almıştır.

Trump, 2015 yılının Haziran ayında 2016 ABD başkanlık seçimleri için Cumhuriyetçi Parti adayının belirleneceği parti içindeki yarışa katılacağını açıkladı. Seçim vaatleri hem ABD'de hem de dünyada büyük tartışmalara neden olmasına rağmen 2016 ABD başkanlık seçimleri sonucu Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni başkanı oldu.

Gençlik yılları ve eğitimi

Donald John Trump, 14 Haziran 1946 tarihinde iş adamı Frederick ve Mary MacLeod Trump'ın beş çocuğundan ikincisi olarak New York'un Queens ilçesinde doğdu. Trump'ın ağabeyi Fred Jr. Trump'ın alkol ve sigara alışkanlığı vardı ve alkolizm yüzünden 1981 yılında öldü.Donald Trump'ın baba tarafı Alman asıllıdır. Büyükannesiyle büyükbabası Almanya'dan ABD'ye göç etmişlerdir. Annesi ise İskoç kökenlidir. Annesi Mary Trump (kızlık soyadı MacLeod, 1912-2000), İskoçya'da, Tong, Lewis'de doğdu. Dedelerinin hepsi Avrupa'da doğmuştur. Babası Fred Trump (1905-1999), Kallstadt'dan göç eden ebeveynleri ile New York'un Queens semtin'de dünya'ya geldi. Baba Fred Trump emlâkçılık yapıyordu ve Almanya ve New York'ta en büyük gayrimenkul geliştiricilerinden biri haline geldi. Babası Fred ve Annesi Mary, 1936 yılında evlendiler.

Amcası John G. Trump, 1936-1973 yılları arası Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde profesördü ve İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefiklerin radar araştırmalarında yer aldı. Donald Trump sık sık ailesinin akıllı genlerin kanıtı olarak amcasını hatırlatmaktadır.

Donald Trump'ın ailesinin ve atalarının soy ismi olan Drumpf, 17. yüzyılda Otuz Yıl Savaşları sırasında Trump olarak değişti.Trump, Alman kökeninden gurur duyduğunu belitti; New York'ta, 1999 Alman-Amerikan Steuben geçit töreninde büyük mareşal olarak görev yaptı.

Donald Trump 1960'lı yılların başında liseyi kötü hal ve gidişi yüzünden, terk etmek zorunda kaldı. Ardından askeri akademide okudu ve 1968'den sonra Pennsylvania'daki Wharton Institute'de işletme bilimleri eğitimi gördü. Tek ve iki ailelik evlerin yapımında uzmanlaşan babasının şirketinde ayak işlerine baktı.

İş hayatı

2016 yılında sert barış ideolojisinin, Radikal İslam, IŞİD, atom ülkesi İran ve komünist Çin’e karşı caydırıcı silah olarak kullanılması sebebiyle Nobel Barış Ödülüne aday gösterildi.

2012 ve 2016 ABD başkanlık seçimleri Değiştir


Başkanlık kampanyası sırasında bir konuşmada

Trump'ın 2016 ABD başkanlık seçimleri için kullandığı amblem ve seçim sloganı.
Donald Trump 2012 ABD başkanlık seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı. 2016 ABD başkanlık seçimleri için ise Cumhuriyetçi Parti adayının belirleneceği parti içindeki yarışa katılacağını açıkladı. Seçim kampanyaları için haftada 2 milyon dolar harcayacağını söyledi.  Donald Trump seçim sloganı olarak Make America Great Again sloganını kullanmıştır.Aynı sloganı 1980 yılında eski başkan Ronald Reagan da seçim kampanyalarında kullanmıştır. Seçim vaatlerinde göçmenler, müslümanlar, güvenlik ve IŞİD ile mücadele konularındaki görüşleri ön plana çıkmıştır. Göçmenler için öne sürdüğü planlardan biri de ABD ile Meksika sınırına bir duvar örülmesidir.

Müslümanlar hakkında söylemleri ve tepkiler Değiştir
Seçim kampanyası için yaptığı reklamlarında Müslümanları hedef alan söylemler yer almıştır. Bir konuşmasında, ''Ben Müslümanları seviyorum. Bence onlar harika insanlardır'' açıklamasında bulunmuş ancak daha sonra müslümanların geçici olarak ABD'ye girişinin engellenmesini belirttiği konuşması büyük tepkiler gördü. Farklı bölgelerde protestolar düzenlendi.Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada "Bu Amerikan değerlerine ve ulusal güvenlik çıkarlarına aykırıdır" denildi.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Trump Amerika’nın savunduğu değerlere aksi şeyler söylüyor dedi. ABD dışından gelen tepkilerden ise Suudi Prens El Velid bin Talal, Trump için "Amerika'nın yüz karası" dedi. Kanada Dışişleri Bakanı Stephane Dion, Böyle bir görüşü Kanada’da kabul edemeyiz. ABD’den duyduğumuz hiçbir görüşe bugüne kadar bu derece uzak düşmüş hissetmedik dedi. İngiltere Başbakanı David Cameron Trump’ın yorumu hakkında bölücü ve yanlış olarak değerlendirdi, Londra Belediye Başkanı ise Boris Johnson yanlış yorum ve tamamen saçmalık dedi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Melissa Fleming, Müslümanlara karşı kullandığı söylemlerden kaygı duyduklarını belirtti.Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi adına açıklama yapan iletişim direktörü İbrahim Hooper "Donald Trump Müslüman karşıtı bağnazlığını artırırken insan bir sonraki sözünün ne olacağını merak ediyor" dedi. Cumhuriyetçi Parti'nin bir başka başkan aday adayı eski Florida Valisi Jeb Bush, Twitter üzerinden "Donald Trump'ın akli dengesi yerinde değil. Politika önerileri ciddi değil" şeklinde tepki gösterdi. İş dünyasından ise BAE'li milyarder iş adamı Halif El Habtoor, Donal Trump'ın başkan seçilmesi halinde Körfez'deki Arap iş adamlarının ABD'de olan iş ortaklıklarını bozacaklarını bildirdi. Meksikalı milyarder Carlos Slim, göçmenler hakkında görüşlerini doğru bulmadığını söylemiştir.Türkiye'den ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bir defa siyasetçi değil bu kişi. Başarılı bir siyasetçi öyle açıklama yapmaz. derken Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de olaya tepkisini gösterdi.Seçim kampayası dahilinde yaptığı bir konuşma sırasında kendisini protesto eden müslüman başörtülü bir kadını salondan dışarı attırmıştır.

Bu söylemi sanat, spor ve teknoloji dünyasından da büyük tepkiler aldı. Amazon'un kurucusu Jeff Bezos, Twitter üzerinden #SendDonaldToSpace etiketi altında alaycı bir tweet atarak tepkisini gösterdi.Facebook kurucusu Mark Zuckerberg tepkisini Facebook hesabından bir gönderi yayınlayarak gösterdi. Zuckerberg; "Eğer bu toplulukta bir Müslümansan ben Facebook’un patronu olarak şunu bilmeni istiyorum: Burada her zaman hoş karşılanacaksın. Biz burada senin haklarını korumak için ve senin için barışçıl ve güvenli bir çevre yaratabilmek için savaşacağız" dedi.Adele, R.E.M. solisti Michael Stipe, Kanadalı folk ve rock müzik sanatçısı Neil Young ve Aerosmith grubunun solisti Steven Tyler şarkılarının Donald Trump'ın seçim kampanyalarında kullanılmasına karşı çıktıklarını açıkladı.Eski Dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali, Müslümanlar, İslam'ı çıkarları için kullanmaya çalışanlara karşı koymalı. Onun gibiler, insanları İslam dinini öğrenmekten soğutuyor şeklinde eleştirdi.Eski basketbol oyuncusu Kareem Abdul-Jabbar ise IŞİD’in en büyük zaferi Donald Trump’tır dedi.Yapımcı Michael Moore New York’taki Trump Tower binası önüne gidip üzerinde “Hepimiz Müslümanız” yazılı bir pankart taşıyarak Trump'ı protesto etti. Moore Twitter hesabından Trump Tower’a gittim ve polisler gelene kadar pankart taşıdım. Daha sonra Trump’a bir mektup yazdım şeklinde açıklama yaptı. WWE güreşçisi John Cena, katıldığı bir programda Donald Trump'ın Müslümanlar hakkında yaptığı açıklamaların saçma ve küstahça bulduğunu söylemiştir. Nobel Ödülü sahibi Pakistanlı insan hakları aktivisti Malala Yusufzay durumu trajik ve nefret dolu olarak değerlendirdi.

Öbür yandan, Güney Karolina'da yaşayan İlhami İbrahim adında bir Müslüman, Donald Trump'ın radikal İslam'la savaşını desteklediğini ve bu yüzden de ön seçimlerde Donald Trump'a oy verdiğini açıkladı. Açıklanan bilgilere göre 274 delege ile Donald Trump ABD'nin yeni başkanı seçildi.

Özel yaşamı


Eşi Melania Trump ile birlikte

Trump'ın ünlü saçı
Alman asıllı Amerikalı iş adamı Frederick Trump'ın torunudur. Amerikalı iş adamı Fred Trump'ın 5 çocuğundan biridir. Maryanne, Frederick Jr., Elizabeth, Robert adında 4 kardeşi vardır. Donald Trump 3 evlilik yapmıştır bu evliliklerden 3 erkek 2 kız olmak üzere 5 çocuğu vardır. 1977 yılında atlet ve manken olan Ivana Zelníčková ile evlendi bu evlilikten Donald Trump Jr., Ivanka Trump ve Eric Trump olmak üzere 3 çocuğu oldu. 1991 yılında 16 yıllık eşinden ayrıldı. Boşandıktan 2 sene televizyoncu Marla Maples ile evlendi aynı sene bu evlilikten Tiffany adında kızı doğdu. Çift 1996 yılında ayrılma kararı aldı. 2005 yılında tasarımcı ve model olan Melania Knauss ile evlendi. Bu evlilikten 2006 yılında Barron Trump adında bir oğlu doğdu. Donald Trump ilk eşinden doğan Donald Trump Jr., Eric Trump ve İvanka Trump'ın iş dünyasında yer edinmesini istemiş, çocuklarının da bu işi öğrenmesi ve kendisinden sonra şirketi yönetebilmeleri için onları yanına almıştır. Firmasının resmi sitesinde bu üç çocuk The Next Generation olarak tanıtılmaktadır.

Yazdığı kitaplar

Trump: The Art of the Deal, (ISBN 5-557-09901-8)
Trump: The Art of Survival, (ISBN 0-446-36209-3)
Trump: The Art of the Comeback, (ISBN 0-8129-2964-0)
Trump: Surviving at the Top, (ISBN 0-394-57597-0)
Trump: How to Get Rich, (ISBN 1-4000-6327-2)
The Way to the Top: The Best Business Advice I Ever Received, (ISBN 1-4000-5016-2)
Trump: Think Like a Billionaire: Everything You Need to Know About Success, Real Estate, and Life, (ISBN 1-4000-6355-8)
Trump: The Best Golf Advice I Ever Received, (ISBN 0-307-20999-7)
Why We Want You to be Rich: Two Men - One Message, (ISBN 1-933914-02-5)
Trump: 101 The Way to Success, (ISBN 978-9944-186-10 Trump

İlgili aramalar
donald trump eşi
donald trump serveti
melania trump
donald trump kızı
donald trump türkiye
donald trump ekşi
donald trump barron trump
donald trump wiki
donald trump hakkında bilgi
donald trump projeler hakkında
donald trump hayatı
donald trump amerikan başkanı
Amerikan kaçıncı başkanı
Donald trump kimdir
Donald trump yeni başkan
Amerikan yeni başkanı
2016 amerikan başkanı
Obama yerine kim geçti
Donald trump ailesi




İmera Vazgeçtim Şarkı Sözleri

İmera Vazgeçtim Dinle

İmera Vazgeçtim Şarkı Sözleri


Göz göze konuşmayi,
Özledim kavuşmayi,
Yüreğum alışmayi da,
Oyyy…

Yar ben sana ne ettum,
Bir ömür seni seçtum,
Gözlerun aydun olsun,
Şimdi senden vazgeçtum…

Hasret geldi gitmeyi,
Derdim çoktur bitmeyi,
Daha gücüm yetmeyi da,
Oyyy…

Yar ben sana ne ettum,
Bir ömür seni seçtum,
Gözlerun aydun olsun,
Şimdi senden vazgeçtum…

Gönlüm yanar köz olur,
Dağlar taşlar düz olur,
Sevdam ele söz olur da,
Oyyy…

Yar ben sana ne ettum,
Bir ömür seni seçtum,
Gözlerun aydun olsun,
Şimdi senden vazgeçtum…

Cin nedir? Hakkinda bilgi

Cin (Arapça: جن), modern veya antik birçok din ve inanışta, İbrahimi dinler de dahil, bulunan bir tür ruhani mitolojik yaratıktır. Farklı inanışlarda farklı karakteristiklere ve özelliklere sahiptir.

Cin; İslam mitolojisinde ise gözle görülmeyen, çeşitli şekillere girebilen manalarılarından ötürü, zaman zaman farklı yorumlanmıştır. Kimi yorumlara göre insanlarla cinsel ilişki kurabilen, onları yönetimi ve etkisi altına aldığı gibi birçok korku unsuru fiilin kendilerine yüklendiği ruhanî varlıkları ifade eder. Bir diğer yorumlama biçimindeyse, gözle görülmeyen, hissedilmeyen birçok şey için kullanılabilir. Bunlardan bazıları mikroorganizma, tespit edilemeyen şahıs, radyasyon gibi gözle tespit edilemeyen varlıklardır. [1]


Atatürk'ün Sol Gözü Neden Sakattı?

Atatürk'ün Sol Gözü Neden Sakattı?



Bu görüntüler, bir Yunan kanalında 1977 yılında yayınlanmıştır. Olayı aktaran Yunanlı, eskiden İzmir'de yaşayan Rum bir marangozdur. Yunanlıların Anadolu'yu işgal hareketi başlayınca gönüllü olarak Yunan ordusuna katılır. Daha sonra Türk ordusuna esir düşer ve marangoz olarak çalıştırılır. O sıralar Çankaya Köşkü'nde tamirat işleri için marangoza ihtiyaç vardır. Mustafa Kemal'le karşılaşması bu vesileyle olur.


Atatürk, Rum marangozla Türk-Yunan savaşı hakkındaki konuşmuş, Osmanlı coğrafyasındaki Rum okullarının Türklere karşı nasıl kin aşıladığı, tiyatro oyunlarıyla nefretin nasıl canlı tutulduğu, azınlık nüfusunun ekonomiyi nasıl ele geçirdiği, ve dini özgürlükler gibi birçok konudan bahsetmiş. Hatta bir ara sinirli bir şekilde "Yunanlıların diş etlerine bakarsan Türklerden ısırıp kopardıkları eti bulursun" demiş.

Yine Rum asker Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın tırnaklarına kına yaktığından ve Atatürk'ün gözlerinden birisinde bir gariplik olduğundan bahsediyor. Bu iddianın doğruluk payı var gerçekten de.

Atatürk'ün Sol Gözü
Trablusgarp savaşı sırasında yaşananları Mustafa Kemal'in yakın silah arkadaşı Fuat Bulca'nın ağzından dinleyelim: 
 "Yanındaki az sayıda arkadaşlarıyla süvari hücumuna kalkıştı. Kendisini zaptedemedim. Nitekim kısa bir zaman sonra, ben artçı kuvvetlerle kalmıştım; o, Kasr-ı Harun’un ilk basamakları önüne erişmişti. Burada boğaz boğaza bir boğuşmadır başladı. Harabenin duvarlarının arkasında geçen bu mücadelenin safhalarını göremiyordum.Biz harabeler içinde mücadeleye devam ederken Mustafa Kemal’in yanındaki az sayıda arkadaşı ile Kasr-ı Harun’un merkez binasına kadar ilerlediği ve buraya daldığı görüldü. İşte bu sırada gökyüzünde bir gürültü duydum. İki İtalyan hücum uçağı çok alçaktan uçuyor ve bizim arkamıza saldırarak bombalarını koyuveriyordu. Mustafa Kemal’in yanına vardığımda onun yüzünü tanınmaz bir halde buldum. Bir elinde kılıcı vardı, diğer elinde mendili gözünü kapatıyordu. Yaralandığını zannettim. Hayır, yaralı değildi. Fakat harabeler arasında yıkılan bir sütundan fırlayan kireçli bir taş parçası şiddetle gözüne çarpmıştı. Sönmüş kireç olmasına rağmen, bir kısmı göze nüfuz etmişti."

Mustafa Kemal'in Trablusgarp günleri 


Ve Atatürk'ün kaleminden sonrasında yaşananlar (Kerim Beye yazdığı mektup);
“Aziz Kardeşim Kerim Bey, 
…Tobruk’ta birkaç gün kalarak başarılı bir netice veren 22 Aralık 1911 Muharebesi’ni yaptıktan sonra Derne’ye geldik. Yollarda oldukça yorulmuş, ıslanmış, üşümüş, sefalet çekmiştik. Derne’de de henüz başlangıç halinde bulunulduğu için sefaleti gidermek mümkün olamamıştı. 16/17 Ocak 1912 Baskını’yla başlayan 17 Ocak Muharebesi gecesi ve günü zaten hastalıklı görünen sol gözüm kanlandı ve görmez oldu. Istırabın derecesi vazife yapmama mani oldu. Hilâliahmer (Kızılay) Hastanesi’ne yattım. Bir ay tedaviden sonra tam olarak göremediğim halde hastaneden çıktım. 
Vaziyet biraz büyüdüğü için Enver Umum Kumandan, ben de Derne Kuvvetleri Kumandanı oldum. Bu sırada idi ki, 3 Mart 1912 günü umumi bir muharebe oldu. Bugün de olağanüstü yorgunluk ve açlık ve muharebe geceye kaldığından soğuğa maruz kaldık. Bunun sonucu olarak gözümün rahatsızlığı ertesi gün nüksetti. On beş gün kadar yataktan kalkamadım, gözlerimi açamadım. Nihayet ıstırap geçti, tekrar işe başladık. Fakat sol gözüm daha az görür oldu. Doktorlar Mısır’a gitmemi tavsiye ettiler. Ben razı olamadım. Nihayet bugüne kadar görme derecesinde bir fark görülemeyecek o derecenin yerleştiğine hükmedilmiştir. Gerçi uzman doktor zamanla açılacaktır diyor, fakat ben inanmıyorum. 
Bu harbin bitmesinden sonra askeri hayata veda ederek istirahat köşesine çekilebilmek ihtiyacı bilmem nasıl sağlanacak ? 
Bu mektubun salimen size ulaşacağından emin olduğum için bu kadarla yetiniyor ve mektubunuzu, hatta telgrafınızı bekliyorum. Hürmetle gözlerinizden öperim kardeşim.”

Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta, gözünden dolayı tedavi görürken, Hilâl-i Ahmer (Kızılay) çadırı önünde...

Çok bilinmese de şu bir gerçek; Mustafa Kemal, Libya müdafaası sırasında sol gözünden ciddi biçimde yaralanmış ve neredeyse gözünü kaybetmek üzereymiş. Hayatının sonuna kadar sol gözündeki (zaman zaman fark edilen) hafif kaymanın sebebi bu olsa gerek. 

ÇÖRÇÖP KURABİYE (Kuru Çayla Yapılan Kurabiye)

MALZEMELER

1paket margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı hindistan cevizi
yarım çaybardağı kuru çay
1 tatlı kaşığı kekik
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 çay bardağı şeker
1 yumurtanın sarısı içine akı üstüne
 Aldığı kadar un

YAPILIŞI
Tüm malzemeleri karıştırıp (sıvı olanlardan başlayalım) hamurumuzu yoğuralım. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarladıktan sonra yumurta akına batıralım daha sonra ince çekilmiş fındık veya cevize bulayıp yağlanmış tepsiye dizelim pembeleşene kadar fırında 170 derecede pişirelim.

Onur Ölüyor mu, Umuda Kelepçe Vurulmaz

5 ocak perşembe akşamı yeni bölümü yayįnlanan Umuda Kelepçe Vurulmaz'da şok bir gelişme yaşanıyor. Onur Ceren'i elinden alan Fırat'a gün yüzü göstermemeye kararlıdır. Önüne çıkan her fırsatı değerlendiren Onur yine yapmıştır yapacagını. Çocuklarinin başına gelenlerden Onur'u sorumlu tutan Güler gözünü karartmıştır. Güler çocuklarını Onur'dan korumam için onu öldürmeye karar verir. Yayinlanan yeni bölümün final sahnesinde Güler evi basar ve silahı çıkarıp Onur'un kafasına dayar. Gûler Onur'u öldürecek mi? Onur ölecek mi? Bu sorular haftaya yayınlanacak olan bölûmde yanıt bulacak.

Ey insan ..! Kadere az bahane bul … Buğday ektin de, arpa mı biçtin ?

Ey insan ..!
Kadere az bahane bul …
Buğday ektin de, arpa mı biçtin ?

Dost İçin Sırtımı Köprü Yapmaya Hazırım Ben.

Dost için sırtımı köprü yapmaya hazırım ben.
Yeterki temiz kalpleri taşıyan ayaklar geçsin üstümden...

Zaman Ne Çabuk Geçiyor

Zaman bekleyenler için çok yavaştır,
korkanlar için çok hızlı, 
yas tutanlar için çok uzun, 
neşelenenler için çok kısa;
           ........... ancak sevenler için zaman, sonsuzluktur.

Bana bakın ve ibret alın!’’

Bana bakın ve ibret alın!’’
Zamanın birinde bir Allah dostu şimdiki tabirle sayfiyye denilen yazlıkların olduğu bir sahil kasabasına gider. Orada dolaşırken boylu poslu bir adam görür kolunun biri yok… birkaç gün takip eder bu adamı ve her gün ‘’ey ahali! Bana bakın ve ibret alın!’’ diye bağırmasına dikkat eder, gidip sorar. Yahu hayırdır niye her gün böyle ibret alın diye bağırarak geziyorsun? Adam başlar anlatmaya: ben zamanında şu gördüğün sahilin güvenlik şefiydim, buralar benden sorulurdu, her şeyi ben kontrol ederdim elimde sopam belimde silahım teftiş ederdim. Derken bir gün yine böyle dolaşırken sahilde bir adam gördüm zayıf çelimsiz balık tutuyor. Gittim yanına baktım ki iki balık tutmuş. Dedim ki, o balıklardan birini bana vereceksin! Adam:’’ olmaz. Ben bu tuttuğum balıklarla evimi geçindiriyorum ticaret maksatlı da yapmıyorum. Zaten tuttuğumda şunun şurasında iki balık, bana zulmetme veremem sana.’’ Dedi. Ben ise ısrar ettim vermeyince iki sopa vurdum zorla aldım balığın birini. Eve doğru giderken yolda balık benim parmağımı ısırdı eve bu halde gittim balığın dişlerinden kurtardım parmağımı ve balığı tavaya koyduk pişirecekken bir de baktım tava kan oldu. O vakit benimde parmağım şişmeye durdu dayanamayıp doktora gittim. Doktor: ‘’bu parmak kangren olmuş kesmek gerek.’’ Dedi. Nihayetinde parmağı kestiler. Sonra elim şişti doktor bu defa: mikrop ele de sıçramış elide kesmemiz gerekiyor. Dedi. Elimi de kestiler sonra kolum şişti yine gittim doktora ve doktor: bu mikrop kola da sıçramış kol kangren. Kesmemiz gerekiyor. dedi ve kolumu da kestiler. Çok geçmeden göğsüm şişmeye başladı, o zaman anladım ki ben öleceğim kurtuluşum yok. Ayrıldım gittim evden dolaştım bir ağacın altında ağlıyordum ki biri geldi ve dedi ki, ‘’a gafil adam hiç akıl etmez misin, niye bu haldesin? Bir düşünüp seni bu hâle koyandan bir helâllik istemez misin? ‘’ bunu duyunca aklım başıma geldi ve kalkıp o balıkçıyı buldum. Selam verdim ve beni tanıyıp tanımadığını sordum. Balıkçı: seni tanıdım. Ama koluna ne oldu? Deyince anlattım durumu, helâllik istedim. Balıkçı: bu çok ağır olmuş, gel hele bir bize gidelim. Dedi ve evlerine gittik. Evinin bir köşesinden bir küp çıkardı. İçinde otuz bin akçe varmış. On binini verdi ve dedi ki, eğer kolun sağlam olsaydı çalışır para kazanırdın ama şimdi çalışamazsın. Bu onun nafakası olsun dedi. Sonra on bin akçe daha verdi ve ekledi: eğer sen çalışabilseydin çoluğuna çocuğuna hediyeler alırdın sevindirirdin ama şimdi onu da yapamazsın. Bu on bin akçe de onun için olsun. Sonra kalan on bin akçeyi de verdi ve dedi ki, eğer çalışabilseydin sadakanı da verir, belki hayır işlerdin. Şimdi onu da yapamazsın dedi ve son on bin akçeyi de verdi. Ardından sarılıp helâlleştik. Ardından sordum ve sen ne diye beddua ettin de ben bu hâle düştüm? Balıkçı: sen benim elimden balığımı zorla alıp gittiğinde dedim ki Allah’a, Allah’ım bu adam benden güçlü, kuvvetli. Onu öyle yaratmışsın, beni ise zayıf ve güçsüz yarattın. O adam benim rızkımı zorla aldı ve sen bana o zaman da yardım etmedin, o adama karşı koyamadım. Şimdi ona öyle bir musibet ver ki âleme ibret olsun! Dedi. İşin hakikatini o zaman anladım. Bir süre sonra göğsümde indi, iyileştim
ama kolumun biri yok... işte benim âleme ibretliğim ordan kalmadır efendi…
Okuduysanız Paylaşalım bu güzel kıssayı herkes okusun!

TENCEREDE KÖSTEBEK PASTA


TENCEREDE KÖSTEBEK PASTA
3 adet yumurta
1su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
Yarım su bardağı sıvıyağ
1paket vanilya
1paket kabartma tozu
3 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı un
Kreması için
2 paket krem şanti
1su bardağı süt


Yumurtaları şekerle birlikte çırpıyoruz.Ardından sıvı malzemeleri ekliyoruz.Unu,kakaoyu,kabartma tozu ve vanilyayı eleyip çırpıyoruz.Tencereyi yağlayıp dilerseniz unlayabilirsiniz.Harcı ekliyoruz.Ocağın üzerine 3-4 kat folyoyu serip tencereyi üzerine oturtup 45-50 dakikada orta ateşte pişirelim.Kürdan testi ile kontrol edelim kek yapışıyorsa bir miktar daha pişirelim.Kekin üst kısmını kaşık yardıyla oyalım muzları yerleştirelim.Kremşantiyi köpürtüp muzların üstüne kubbe olacak şekilde sıvıyalım.Kremşantinin üzerinide kalan kekleri ufalayarak kapatalım.2-3 saat dinlendirip servis yapalım..

Beyaz Spor Ayakkabı Nasıl Temizlenir?

Beyaz renkli spor ayakkabısı temizliği için çok etkili, ev yapımı beyaz ayakkabı temizleme köpüğü hazırlayabilirsiniz. Deneyenler tarafından tavsiye edilen bu köpük, beyaz spor ayakkabılar üzerinde yer eden lekeleri yok edip eski beyazlıklarına kavuşmayı sağlıyor. Bu mucizevi köpük için gerekli olan malzemeler;

    Her hangi bir diş macunu
    Kullanılmayan temiz bir diş fırçası
    Saç şampuanı
    Yeterli miktarda ılık su
    El yapımı örme duş lifi
    Uygun büyüklükte leğen
    Ayakkabı tabanı için yumuşak fırça

Malzemeleri hazır ettikten sonra ilk olarak ayakkabınızda bağcık varsa onu çıkarın. Ayakkabı üzerinde yer alan toz ve çamurları gidermek için soğuk su altında yıkayın ve kirini alın. Ayakabıların ikisini de yıkadıktan sonra ilk olarak tabanı fırça ile fırçalayın, çamur ve taşlarını temizleyin. Temizlenen ayakkabıları leğen içine alın ve üzerini kaplayacak kadar su ile doldurun. Suya şampuan ekleyin ve örme lif ile ayakkabıları güzelce yıkayın. Bu yıkama sonrasında lekeler büyük oranda yok olacaktır. Ancak kalan yerler için ikinci aşamaya geçebilirsiniz. Bu aşamada diş fırçası üzerine diş macunu ekleyin ve lekeleri bu fırça ile fırçalayın. Tamamen beyazlaşana kadar fırçalamaya devam edin.

Beyaz Spor Ayakkabı Nasıl Temizlenir?

Lekeleri çıkardıktan sonra leğendeki suyu dökün. Yeniden ayakkabı üzerini örtecek kadar su doldurun ve içine şampuan dökün. Bu şekilde ayakkabıları yarım saat bekletin sonrasında durulayın. Kuruduktan sonra ilk günkü kadar beyaz spor ayakkabılarınız olacak.

Boşuna çırpınma gökyüzü, yurdum kadar ağlayamazsın.

Boşuna çırpınma gökyüzü, yurdum kadar ağlayamazsın.
Derman olacak bir sözün yoksa dedi meczup,
Derdimi meşgul etme !..


  Meczup anlamı..
Kendini Tanrı’ya vermiş, Tanrı sevgisiyle aklını yitirmiş, Tanrı âşığı (kimse).

Meczup nedir, meczup ne demektir? Meczup anlamı..

 Meczup anlamı..
Kendini Tanrı’ya vermiş, Tanrı sevgisiyle aklını yitirmiş, Tanrı âşığı (kimse).

Biz kadınları hiç sevmedik aslında!..

Biz kadınları hiç sevmedik! Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik Ağızlarını dudaklarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik. Göğüslerini sevdik... Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık. Kalçalarını sevdik... Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik... Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık" Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık. Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık. Bir daha ve bir daha... Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu... Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk. Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu. Eh! yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı! Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik... 2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici!!!" % 40 ını sürekli dövdük %45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür,hakaret,küçük düşürme) %16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz) Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık) % 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk. Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. "kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun" bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti. Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda kadın dövülür" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. İslami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil!. % 51'i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık. %36'sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52'si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49'u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş! Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde... Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız.. Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama "ananıda al git" demek bize daha çok yakıştı! "Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik... 14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik. İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik. Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar.

KİNAYE

Bunca zamandır yaptığımız "kinaye"leri anlamayana biz de bundan sonra
 "tecahül-i arif" yaparız.... ;) :)

Kendi değerlerinden herhangi bir insan uğruna vazgeçtiysen,

...kendi değerlerinden herhangi bir insan
uğruna vazgeçtiysen,
o insana dönüp iyice bak:
o insan artık ya her şeyindir, ya hiçbir şeyin.

Hiç bir zaman anlamadım matematikten...

Hiç bir zaman anlamadım matematikten...
O yüzden hesap edemeyişim, insanların neler yapabileceklerini hallerinden...

Nasibe kilit vurulmaz dost. Anahtar sırrın sahibindedir.

Nasibe kilit vurulmaz dost.
Anahtar sırrın sahibindedir.

DOLAR NASIL DÜŞMEZ; DOLAR NASIL DÜŞER

DOLAR NASIL DÜŞMEZ;
1-bağırarak düşmez
2-nutuk atarak düşmez
3-suçu "dış mihraklara"atarak düşmez
4-"dolarları bozun" diyerek düşmez..(ahmet hakan)
DOLAR NASIL DÜŞER;
1-ihracatımız ithalatımızdan fazla olursa düşer
2-buğdayı rusya'dan,pirinci amerikadan,patatesi irandan almadığımız zaman düşer
3-ülkemiz çin'in,güney kore'nin ve Amerikanın açık pazarı olmadığı zaman düşer...
4-daha çok para harcayabilmek için borçlanmadığımız ve ülkede ne var ne yoksa satmadığımız zaman dolar düşer....

NOT; Türkiye başka ülkeye mal satarken dolar ile satıyor ,başka ülkeden mal alırken de dolar ile satın alıyor....Aldıklarımız sattıklarımızdan çok olunca da biz de dolar bitiyor Olmayan para da böyle kıymetleniyor.!

Edep Aklın Tercümanıdır!..

Edep Aklın Tercümanıdır!
İnsan Edebi Kadar Akıllı,
Aklı Kadar Şerefli,
Şerefi Kadar Kıymetlidir...
          Şems-i Tebrizi