hakkında bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakkında bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Afrika yaban kedisi nedir? hakkında bilgiler



Afrika yaban kedisi
Afrika yaban kedisi

Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica), Afrika'da, Arap Yarımadasın'da ve Güneybatı Asya'nın Arap Yarımadasına bitişik olan kısmında ve bazı Akdeniz Adalarında yaşar. En mühim özellikleri sivri kuyruğu, kulakların arkasındaki kızıl renk ve fazla belli olmayan çizgileridir. 

Afrika yaban kedisi (``Felis silvestris lybica``), Çöl kedisi olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından yaban kedisinin (``F.Silvestris``) bir alt türü. Diğer alt türlerden 131.000 yıl önce ayrılmışlardır. 

Bazı kendine özgü ``F.s.Ibyca`` lar ilk defa yaklaşık 10.000 yıl önce Ortadoğu`da evcilleştirildiler ve evcil kedilerin atalarıdır. Evcilleştirilmiş kedi cesetleri içeren insan mezarları Kıbrıs`da 9500 yıl öncesine dayanır. 

Fiziksel karakteristikler
Afrika yaban kedisi saman sarısı kahverengi, sarı yeşil renkte, kuyruğunda siyah şeritlidir. Kürk Avrupalı alt türünden daha kısadır. Ayrıca daha ufak olduğu kabul edilir: Baş-vücut uzunluğu 45-75 cm, kuyruk 20-38 cm ve ağırlık sınırları 3 kg dan 6,5 kg arasıdır. 

Dağılım ve yaşam
Afrika yaban kedisi Afrika ve Ortadoğu`da geniş yaşam alanında step, savana, çalılık topraklarda bulunur. Benekli kedi (Felis margarita) artık kurak, çorak alanlarda bulunan bir türdür. 

Davranış

Afrika yaban kedisi öncelikle fare, sıçan ve diğer küçük memelileri yer. Eğer durum elverirse kuşlar, sürüngenler, amfibyumlar ve böcekte yer. 

Acı balık nedir? Hakkında Bilgiler

Acı balık; bir hayvan bilimi terimidir.
  • Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 santimetre uzunluğunda bir balık, gördek (Rhodeus amarus)
Biyoloji'deki anlamı:
Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, 8-10 cm kadar uzunlukta, dişisi yumurtalarını yumurtlama borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakan, erkeği spermlerini bunların yanına bırakan, bir ay sonra yavruların midyeyi terkettiği görülen, iki hayvan arasında ortak yaşam görülen, Avrupa ve Türkiye'de göllerde yaşayan bir tür.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Kemikli balıkların sazangiller (Cyprinidae) familyasından yaklaşık 10 cm kadar uzunlukta olabilen, dişisi yumurtalarını yumurta borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakan, üreme döneminde midyeyle ortak yaşam oluşturan, Avrupa ve Türkiye’deki bazı göllerde yaşayan bir tür, gördek.
Zooloji alanındaki anlamı:
(Rhodeus amarus):Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının sazangiller (Cyprinidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 8-10 cm. Dişi, yumurtalarını, yumurtlama borusu araciyle bazı midye türlerinin (Unio, Anodonta) solungaçları arasına bırakır. Erkek de spermatozoonlarını bunların yanına boşaltır. Bir ay sonra yavrular midyeyi terkederler. İki hayvan arasında ortakyaşay vardır. Avrupa ve memleketimiz göllerinde yaşar.
İngilizce'de Acı balık ne demek? Acı balık ingilizcesi nedir?:
bitterling

Acı balık hakkında bilgiler

Acı balık (Rhodeus sericeus), sazangiller (Cyprinidae) familyasından küçük bir balık türü.
Midyeler üreme sistemlerinin önemli bir bölümünü oluşturur. Dişi acı balık yumurtalarını midyenin içine bırakır. Yumurtalar midyenin içinde gelişir ve yüzebilir hale geldiklerinde dışarı çıkarlar. Midyenin larvaları midyeden çıkan balıklara yapışır ve düşüp başkalaşım (metamorfoz) geçirirler.
Çek Cumhuriyeti Bilimler Akademisi'nin yeni bir araştırması acı balıklar ve midyelerin sanıldığı gibi simbiyotik değil; aksine parazitik yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bu araştırma acı balıkların aslında midyelerin paraziti olduklarını; çünkü üremeleri sırasında midyeye enfeksiyon taşıma riski bulunduğunu göstermiştir.
Acı balıklar genellikle yüksek bitki yoğunluklu yerlerde yaşarlar. Dayanıklı balıklardandırlar; fazla oksijen bulundurmayan sularda yaşayabilirler. En fazla 7 - 10 cm uzunluğunda olurlar. Bitkilerle ve küçük böcek larvalarıyla beslenirler.

Acı balık anlamı, tanımı:

Sazan:
Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse. Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio).
Balık:
Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Avrupa:
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
Ülke:
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Devlet.
Santimetre:
Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).
Gördek:
Acı balık.
Familya:
Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş. Aile.
Küçük:
Değersiz, önemsiz. Kısık, parlak olmayan (ses). Niteliği aşağı olan, bayağı. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Küçük abdest. Geri aşamada. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
Midye:
Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus).




ATLI OKÇULUK nedir ?

ATLI OKÇULUK


Tanımı

Türklerde okçuluğun ve özellikle atlı okçuluğun önemi tarih öncesi zamanlara kadar uzanır. Yaklaşık M.Ö. 5000'den itibaren Altay ve Tanrı Dağları ve çevresinde ortaya çıkan, daha sonra da İç Asya’ya tamamen egemen olan "Atlı Bozkır Kültüründe" atlara ve okçuluğa büyük önem verilmektedir.Tarihteki Türk atlı okçuları, dört nala giderken eyer üstünde dönüp arkaya ok atarak hedefe tam isabet ettirme ustalıklarıyla tanınmışlardır. Uluslararası literatürde "Part Atışı" olarak isimlendirilen at üzerinde geriye doğru yapılan ok atışının en başarılı ve en ünlü uygulayıcıları Türkler olmuşlardır. Türk kahramanı Tarkanların tolgalarına şahin tüyü takma hakkı yalnızca Part atışını başarılı bir şekilde uygulayabilenlerine verilmiştir.  Vur-kaç, sahte geri çekilme ve düşmanın etrafını sarma gibi taktikler Türk atlı okçularının kullandığı ve birçok zaferde kilit rol oynayan taktiklerdir. Türk destanlarından Oğuz Kağan Destanı'nda ok ve yay, sembolik anlamlarla yer almaktadır. Türk kültürünün geçmişinde okçuluk geniş bir alanda öneme sahip olmuştur. Orta Asya'da geçim kaynağı ve askerî tatbikat niteliği olan sürek avları, Türk atlı okçuluğunun gelişmesini sağlamış; Türkler bu becerilerini Orta Asya'dan Anadolu'ya taşımışlardır. Savaşçılık, avcılık, sporculuk gibi alanların dışında sosyal alanda da okçuluk önem teşkil etmiştir. Örneğin askeri bayramlarda, dinsel törenlerde çeşitli sportif okçuluk yarışmaları toplumsal hayatta yer almıştır. Avrasya coğrafyasında göçebe yaşayan Türklerin ok ve yay yapımında kullanılan özel malzeme ve teknikleri gizli bir şekilde usta-çırak yoluyla nesilden nesile aktarması, teknolojik fark sayesinde yerleşik halklara karşı Türklere üstünlük sağlamış ve silah üreticisiyle ailesine sosyal yaşamda seçkinlik kazandırmıştır.
Türkler at üzerinde ileri, geri ve yanlara ok atma konusunda uzmanlaşmışlardır. Anna Komnena bu konu hakkında şöyle demiştir: "Bir Türk kovalamaya geçmişse, düşmanını ok atarak haklar. Kendisi kovalanıyorsa, okları sayesinde üstün gelir. Fırlattığı ok uçarak ata veya atlıya saplanır. Ok çok güçlü bir elle gerilmişse, gövdeyi delip geçer. Türkler gerçekten çok usta okçulardır.”  Dr. Paul E. Klopsteg’in 1929 yılında yayımladığı “Türk Okçuluğu ve Bileşik Yay” adlı kitabında ve Ralph Payne-Gallwey’in “Orta Çağ ve Daha Sonraki Zamanların Türk ve Diğer Doğu Okları” adlı eserlerinde belirttikleri üzere Türklerin binlerce yıl önce gerçekleştirdikleri uzaklık rekorları uzun yıllar boyunca kırılamamıştır.
Arkeolojik araştırmalardan, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen veriler, okçuluk geleneğinin nesilden nesile aktarılan birikimlerini ve öğretilerini göstermiştir. Özellikle dönemin komşu halklarının yazılı kaynakları ve kültürel tarihin en erken kayıtları, bu birikim ve öğretilerin folklor formu içinde kullanıldığını göstermiştir. Bu verilere ek olarak sembollerle bağlantılı resimlerin olduğu bazı erken yazı sistemi formları da günümüze kadar ulaşmıştır