Nedir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nedir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ak dağ keçisi nedir? Hakkında bilgi

Ak dağ keçisi ya da Kayalık Dağlar keçisi veya Kayalık Dağlar dağ keçisi , boynuzlugiller familyasından Kuzey Amerika'da, özellikle de Kayalık Dağlarda yaşayan, bembeyaz memeli hayvan türü. Yırtıcıların erişemediği yüksek rakımlı kayalıklar üzerinde rahatça hareket edebilen toynak yapısı vardır. Cinsinin yaşayan tek türüdür ve Capra cinsinden dağ keçileri ile karıştırmamak gerekir.

Adlandırma
Latince cins adı Gerekçe «dağ» anlamına gelen oros- (kök: ore-) ile «kuzu» anlamına gelen amnos kelimelerinden birleşiktir.

Yayılımı
Kayalık Dağlar başta olmak üzere, Amerika Birleşik Devletlerine bağlı Alaska'da ve Vaşington (eyalet), Idaho, Montana, Wyoming, Utah, Nevada, Oregon, Colorado, Teksas, Güney Dakota eyaletlerinde, Kanada'ya bağlı Yukon, Britanya Kolombiyası ile Alberta'da yayılım gösterir.

Morfoloji
Hem erkek hem de dişilerin sakalları, kısa kuyrukları ve uzun siyah boynuzları bulunur. Boynuzları 15–28 cm dir ve yıllık büyüme halkaları vardır. Bembeyaz tüyleri iki kattır ve alt katta ince yoğun tüyler üst katta ise uzun içi boş kıllarla kaplıdır. İlkbaharda dağ keçileri kaya ve ağaçlara sürtünerek bu son kat kışlık tüylerden kurtulurlar. Önce erkekler tüy değiştirir, sonra da hamile olan dişiler.

Erkeklerin omuz yüksekliği yaklaşık 1 metredir ve dişilerden (bazen % 30) daha ağırdır. Erkeklerin boynuz ve sakalları dişilerden daha uzundur. Ağırlıkları 45–140 kg rasında değişse de çoğu zaman erkeklerinki 82 kg dır. Baş-gövde uzunluğu 120–170 cm, kuyruk ise 10–20 cm dir

Mountain Goat USFWS.jpg
Mountain Goat Mount Massive.JPG
Bilimsel sınıflandırma
Alem: (Hayvanlar)
Şube: (Kordalılar)
Sınıf: (Memeliler)
Takım:(Çift toynaklılar)


Binominal adı
Oreamnos americanus
(Blainville, 1816)
Oreamnos americanus distribution.svg

Ak balina nedir? hakkında bilgi

Belugawhale MMC.jpg

Beyaz balina, ak balina, beluga balinası ya da yalnızca balina takımının Monodontidae familyası içindeki Delphinapterus cinsinin tek türüdür. Yaşam alanı arktik ve arktik altı denizler olan bu (nadiren karadenizde rastlanır) memeli için kullanılan. Hayvanın Latince olan bilimsel adı ise "beyaz, yüzgeçsiz  yunus " anlamını taşır.

Bu deniz memelisinin Türkiye'nin gündeminde yer alışı, Ukrayna'nın Sivastopol şehrindeki bir araştırma enstitüsünden kaçtığı belirtilen ve 25 Ocak 1992'de Gerze limanına gelip, bölge halkı tarafından Aydın olarak adlandırılan bir beyaz balina ile olmuştur 

Sınıflama ve evrim
Beyaz balina, ilk olarak 1776'da Peter Simon Pallas tarafından tanımlanmıştır. Monodontidae familyasını, kendisinin Delphinapterus cinsinin tek türü olması gibi, Monodon cinsinin tek türü olan narval (Monodon monoceros) ile paylaşır. Bir dönem, kısa burunlu yunus (Orcaella brevirostris) için de aynı familya uygun görülmüşse de yakın tarihli genetik kanıtlar ile bu canlının yunusgiller (Delphinidae) familyasına dahil olduğunu belirlenmiştir.

Beyaz balinanın bilinen en eski genetik atası, izine geç Miyosen devrinde rastlanan ve günümüzde soyu tükenmiş olan Denebola brachycephala'dır. Baja Kaliforniya yarımadasında, ilgili familyanın bir zamanlar daha sıcak denizlerde geliştiğini gösteren tek bir fosil bulunmuştur. Bu fosil kaydı, görece yakın zamanlarda beyaz balinanın dağılım alanının yüzer buz dağılımı ile değiştiğini de göstermektedir: Buz devirlerinde genişleyen dağılım alanı, buzların geri çekilmesiyle daralmıştır.

Adlandırma[değiştir | kaynağı değiştir]
Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi'nde, hem "beyaz balina" hem de "beluga" adları genel adlar olarak verilmektedir[1] ancak "beluga" adı giderek daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Bu ad, Rusça'da "beyaz" anlamına gelen Белуха (belukha) sözcüğünden türemiştir. Mersin morinasının (Huso huso) İngilizce'deki adı beluga sturgeon olduğu ve yalnızca beluga olarak da anılabildiği için, karışıklığın önüne geçmek isteyen bilim insanları, beyaz balina için bazen beluga whale (beluga balinası) adını da kullanırlar.

Yüksek ve tiz sesli ıslık, bağırtı ve gıcırtı sesleri çıkarıyor olması nedeniyle, beyaz balina için İngilizce halk dilinde sea canary (deniz kanaryası) adı da kullanılır.

Fiziksel özellikler
Büyüklük
Beyaz balina 5 metreye kadar uzayabilir ve bu haliyle de çoğu dişli balinadan küçük ama yine dişli balinalar içinde sınıflanan yunusların çoğundan büyüktür. Erkekler, genellikle, dişilerden büyük olur; erkekler 1,5 ton ağırlığa ulaşabilirken, dişiler yaklaşık 1 tonda kalır. Yeni doğmuş bir beyaz balina yaklaşık 1,5 metre uzunluğa ve 80 kg ağırlığa sahiptir.

Ayırıcı özellikler

Vancouver Akvaryumu'nda bir beyaz balina
Erişkin bir beyaz balina yanılgıya yer bırakmayacak kadar tipik bir hayvandır:

Rengi tamamen beyazdır.
Bir sırt yüzgeci yerine, aynı anatomik bölgede bir çıkıntısı vardır. Sırt yüzgecinin olmayışı, hayvanın bilimsel cins adında belirtilen bir özelliktir: Delphinapterus adındaki "-apterus", Latincede "yüzgeçsiz" anlamına gelen bir sözcüktür. Bilim insanları, sırt yüzgeci yerine bir sırt çıkıntısı gelişmesinin evrimsel açıklamasını, buz altı ortamlara uyum ya da olası bir ısı koruma yolu olarak yapmaktadır.
Alın bombesinin çok çıkık, yuvarlak ve yumuşak oluşu nedeniyle, baş yapısı tüm diğer balinalardan farklıdır. Bu çıkıklığın sebebi, yunusların da dahil olduğu dişli balinaların çoğunda bulunan melon dokusunun beyaz balinada oldukça büyük oluşudur. Beyaz balina, sinüslerinde hava dolaştırarak, bu melonun şeklini değiştirebilmektedir.
Yine diğer hiçbir balinada bulunmayan bir özellik olarak, beyaz balinanın boyun omurları birbirine kaynamamıştır ve hayvan başını yanlara ve yukarı-aşağı kısmen oynatabilmektedir.
Özellikle beslendiğinde belirgin olmak üzere, beyaz balinanın gövdesi yuvarlaktır ve baş ve kuyruğa doğru incelir. Hayvan büyüdükçe, kuyruk yüzgeci de büyür ve giderek daha gösterişli kıvrımlara kavuşur. Kısa ve geniş göğüs yüzgeçleri neredeyse kare şekillidir.

Üreme

Vancouver Akvaryumu'ndaki dişi bir beyaz balina ve yaklaşık 2 aylık yavrusu
Erişkin erkek bireyler 8, dişiler ise 5 yaşında cinsel olgunluğa ulaşır. Çiftleşmenin aşamaları yeterince anlaşılamamıştır. Çiftleşmeler esasen kış ya da erken ilkbahar sırasında, hayvanlar henüz kışı geçirdikleri sulardayken ya da göç etmeye henüz başlamışken olmaktadır ama başka zamanlarda da çiftleşmeler gözlenmiştir. Bu da zigotun rahime tutunmasının gecikebildiği olasılığına işaret etmektedir.

Dişiler, yaklaşık 15 ay süren gebelik döneminin sonunda, ilkbaharda tek bir yavru doğururlar. Emzirme dönemi yaklaşık 2 yıldır.

Genç beyaz balinalar tamamen koyu gri renge sahiptir. Bu grilik, hayvanlar büyüdükçe giderek açılır ve dişilerde 7, erkeklerde ise 9 yaşında tipik saf beyaz renge ulaşır.

Beyaz balinaların doğal ömrü yaklaşık 40 yıldır.

Beslenme ve davranış
Beyaz balina temelde balıkla beslenen, yavaş yüzen bir memelidir. Ahtapot ve mürekkep balığı gibi kafadan bacaklılar ile yengeç ve karides gibi kabukluları da yiyebilir. Deniz tabanında besin aramayı tipik olarak 300 metre gibi derinliklerde gerçekleştirir ama bunun en az iki katı kadar derine de dalabilir.


Buz tabakasının yakınında yüzmekte olan bir beyaz balina topluluğu
Beyaz balinalar oldukça sosyal canlılardır. Sıklıkla aynı cinsiyet ve yaşa sahip bireylerin oluşturduğu sürüler hâlinde hareket ederler ve erkeklerden oluşan gruplar yüzlerce birey içerebilir. Yavrusu olan anneler genellikle görece küçük gruplara karışır. Sürüler haliçlerde toplandığında, sayıları binlerce olabilir ve bu, tüm beyaz balina nüfusunun önemli bir kısmını temsil ediyor olabilir. Böyle zamanlarda, avlanılmaya en açık durumda bulunurlar.

Beyaz balina sürüleri kararlı değildir, bireyler sürü değiştirmeye meyillidir. Sürü üyeliği nadiren kalıcıdır ve radyo vericileriyle sürdürülmüş izlemelerde, bir sürü içinde gözlenmesine başlanmış beyaz balinaların birkaç gün içinde o sürüden yüzlerce kilometre ötede bulunabildikleri görülmüştür. Bu canlılardaki en yakın sosyal ilişki, anneyle yavrusu arasındakidir. Yavrular yazın sıklıkla annelerinin gittiği halice giderler ve hatta, tam erişkin hâle geldikten sonra bile anneleriyle görüşebilirler.

Beyaz balinanın çıtırtı, gıcırtı, bağırtı, ıslık ve çan benzeri tınlamalardan oluşan, geniş bir ses yelpazesi vardır. Bu ses çeşitliliği nedeniyle, sürü halindeki hayvanlar, konserden hemen önce çalgılarını akort eden bir orkestraya benzetilebilir. Araştırmacılar, çoğunluğu 0,1 - 12 kHz aralığında olmak üzere, 50 farklı ses kaydetmişlerdir.

Bu canlılar, oldukça oyuncu oluşlarıyla ve diğer balinalar ile insanlara tükürüşleriyle de bilinirler. Gösteri için alıkondukları akvaryumdaki bakıcılarını ağızlarıyla su atarak ıslatmaları sık karşılaşılan bir davranıştır.

Dağılım ve nüfus
Beyaz balinalar, Kuzey Kutbu ve kutup altı denizlerde, 50° K ile 80° K enlemleri arasında hareket ederler. Ayrıca, Tadoussac kasabasının yakınlarında, St. Lawrence Nehri halici ve Saguenay Nehri fiyordunda dolaşan yalıtılmış bir nüfus da bulunmaktadır.

İlkbaharda yazı geçirecekleri kuzey bölgelerine hareket eden sürüler, birbirinden kopuk koy, haliç ve diğer benzer sığ girintilere yerleşirler. Anne bireyler, genellikle her yıl aynı bölgeye döner. Sonbaharda yaz sığınakları giderek buzla dolan beyaz balinalar, kışı geçirmek için bu bölgelerden ayrılırlar ve çoğunluğu, ilerleyen yüzer buz kitlesinin kıyısına yakın kalmaya özen göstererek yol alır. Geri kalanlar ise buz tutan bölgenin altında kalır ve nefes almak için yüzeye ulaşan buz yarıklarını ve doğal açıklıkları kullanır. Ayrıca, buz altında hapsolmuş hava ceplerini de bulabilirler. Yoğun buz kitlesinin deniz yüzeyinin %95'inden fazlasını kaplayabildiği bu koşullarda, beyaz balinaların yüzeye açılan ince yarıkları bulabilme konusundaki dikkate değer özellikleri bilim insanları için sırrını koruyan bir ilgi alanıdır. Beyaz balinalardaki yankıyla yer belirleme yeteneğinin, buz altı deniz koşullarına özel yankılanmaya çok iyi uyum sağlamış olduğu açıktır ve bu yetenekleriyle de su açıklıklarını algılayabildikleri ileri sürülmüştür.

9 Haziran 2006'da, orta Alaska'daki Fairbanks şehrine yakın geçen Tanana Nehri'nde genç bir beyaz balina ölüsü bulunmuştur. Bu yer, hayvanın doğal yaşam alanı olan okyanustan yaklaşık 1600 km uzaktadır. Beyaz balinaların bazen göç eden balıkları izledikleri bilindiği için, bu bireyin de nehir yukarı göç eden somonları izlemiş olabileceği düşünülmüştür[2].

Günümüzde, küresel beyaz balina nüfusu yaklaşık 100.000 kadardır. Bu sayı diğer balinalarla karşılaştırıldığında çok daha büyük ama onlarca yıl süren aşırı avlanma dönemi öncesine göre çok daha küçüktür. Beaufort Denizi'nde 40.000, Hudson Körfezi'nde 25.000, Bering Denizi'nde 18.000 ve Kanada'nın kuzeyindeki Arktik Okyanus bölgelerinde de 28.000 bireylik dağılımların olduğu tahmin edilmektedir. St. Lawrence halicindeki nüfus ise yaklaşık 1000 bireyliktir[3].

Düşmanlar ve insan etkisi
Beyaz balinanın ana doğal düşmanı, buz tabakalarında bulunan açıklıklara nefes almak için çıkmasını bekleyen kutup ayılarıdır. Ayrıca, katil balinalara hedef olabilecek kadar da küçüktür.

Öngörülebilir göç düzenleri ve yüksek sayıları nedeniyle, Arktik yerel halklar yüzyıllarca beyaz balina avlamıştır. Günümüzde de pek çok bölgede, sürdürülebilir olduğuna inanılan bir avlanma düzeni vardır. Ancak, günümüzde balınacılık ile ilgili genel moratoryum dahilinde yasaklanmış ama geçmişte Cook Girintisi, Ungava Körfezi ve Grönland açıklarında sürdürülmüş olan ticari avlar ile beyaz balina nüfusu büyük tehlikeye atılmıştır. Resmî olarak izin verilmese de yerli halkın bu bölgelerdeki avlanması devam etmektedir ve beyaz balina nüfuslarının hiç düzelmeyebileceği düşünülmektedir. Bu bölgeler, hem sürdürülebilir avlanmanın elde edilmesi için İnuit halkları ve ulusal hükumetler arasında yoğun tartışma konusu hem de beyaz balinanın Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi'nde 1994'den beri "zarar görebilir" kategorisinde yer alışının nedenidir.

Beyaz balinaların haliçlerde toplanıyor oluşu nedeniyle, insan kaynaklı kirlenme bu canlıların sağlıkları için büyük tehlike oluşturmaktadır. St. Lawrence Nehri'ndeki kirlenme nedeniyle, burada yerleşik nüfusta kanser vakalarının arttığı bildirilmiştir. Yine, bu bölgede yerleşik beyaz balinaların bedeninde o kadar çok kirletici madde bulunur ki, ölen bireylerin cesetleri zehirli atık olarak kabul edilir. Bu kirlenmenin etkilenen nüfuslar üzerindeki uzun dönemli etkilerinin ne olacağı ise henüz bilinmemektedir.


DolphinLand, BeachPark, Antalya'daki bir gösteride, Mila adlı 6 yaşındaki beyaz balina.
İnsanların tekne ya da gemilerle verdikleri rahatsızlık da beyaz balinalara karşı tehdit oluşturmaktadır. Bu canlıların bazı toplulukları küçük tekneleri hoş görebilmekteyken, diğerlerinin tekne ve gemilerden etkin bir şekilde uzak durdukları bilinmektedir. Bununla birlikte, St. Lawrence ve Churchill Nehirleri yakınlarında beyaz balina izlemek, büyük ve giderek artan bir etkinliğe dönüşmüştür.

Beyaz balinalar, insanlarca tutsak edilen ilk balina türlerindendir. Bir beyaz balina, ilk olarak 1861'de New York Şehri'ndeki Barnum Müzesi'nde gösterilmiştir. Günümüzde bu canlılar, Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'daki akvaryumlar ve deniz yaşamı parklarında tutulan az sayıdaki balina türlerindendir. Bu ortamlardaki popülerlikleri, renklerinin çekiciliğinden ve yüzlerindeki ifade zenginliğinden kaynaklanmaktadır: çoğu yunus türünün "gülümseme"si sabit iken, birbirine kaynamamış boyun omurlarının onlara daha fazla hareket sağlaması nedeniyle beyaz balinaların ifade yelpazesi daha fazladır. Akvaryumlardaki beyaz balinaların çoğu doğada yakalanmış, bir kısmı ise tutuldukları ortamlardaki üretme programları ile elde edilmiştir.

Beyaz balinalar, hem Birleşik Devletler Donanması hem de eski Sovyetler Birliği tarafından, Arktik sularda sürdürdükleri mayın arama operasyonlarında kullanılmıştır.

Beyaz balina Aydın
Beyaz balina Aydın[4], ilk kez 25 Ocak 1992'de, Gerze'nin Gürzüvet (Yenikent) mevkii açıklarında avlanmakta olan bir balıkçı tarafından görülmüş ve sonra diğer balıkçılarca beslenerek takip ettirilip Gerze limanına getirilmiş bir beyaz balinadır. Adını, balıkçı barınağının şişman ve zihinsel engelli bir siması olan Aydın Topal'a benzetilmesiyle almıştır.

Sonraki günlerde, Aydın'ın aslında Ukrayna'nın Sivastopol şehrindeki bir araştırma enstitüsünden kaçtığı anlaşılmıştır. Rus büyükelçiliğinden yapılan açıklamaya göre, Bering Boğazı'ndan Rusya Bilimler Akademisi'nin Sivastopol'de bulunan ve hayvan evrimi ve morfolojisiyle ilgili olan bir enstitüsüne 19 Eylül 1991'de getirilmiş olan Aydın, bu enstitünün yoğun bir yağmur ve sel nedeniyle tahrip olan dolfinaryum havuzundan kaçmıştır. İngiliz kaynakları ise bu hayvanın mayın taşıyıcısı olarak yetiştirildiği bir askeri tesisten kaçtığını belirtmişlerdir.

Sinop Su Ürünleri Yüksek Okulu'ndan bir ekip tarafından ölçümleri yapılan 4,5 metre uzunluğundaki Aydın, o dönemde yalnız Gerzeliler'in sevgilisi olmakla kalmamış, bütün Türkiye'de ve giderek dünyada yankı uyandırmış ve çeşitli ülkelerden bilim insanlarıyla Yeşil Barış örgütü üyelerinin Gerze'ye uğramasına neden olmuştur. Bir süre sonra da bu durum, Rus ve Ukrayna makamlarının hayvanı geri istemesiyle İngiliz makamlarının buna karşı çıkmasından kaynaklanan çekişmelere sahne olmuştur. Sonuçtaysa, Ukrayna makamları ilgili uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde Aydın'ı geri istemiş ve 27 Mart 1992'den itibaren kıyılara uğraya uğraya Gerze'den Giresun'a kadar gelen hayvanı, 6 Nisan 1992'de, Giresun'un Espiye ilçesi açıklarına gelen bir gemiyle götürmüşledir. Yeşil Barış üyelerinin de karşı koymaya çalıştığı bu eylem, özellikle yerel halkta üzüntü ve kızgınlığa yol açmıştır.

Daha sonra, 14 Nisan 1993'te tekrar kaçan Aydın, 18 Temmuz 1993'te Gerze festivalinin ilk gününde yine uğramış ve büyük sevinç yaratmıştır. Ancak, aynı gece ortadan kaybolan Aydın, bir daha görülmemiştir.



Alem: Hayvanlar
Şube:Kordalılar
Sınıf: Memeliler
Takım: Balinalar
Alt takım: Dişli balinalar
Familya:Monodontidae
Cins:Delphinapterus
Linnaeus, 1758
Tür:D. leucas
Binominal adı
Delphinapterus leucas
(Pallas, 1776)
Diğer adları
ak balina, beluga balinası, beluga
Beyaz balinanın dünya denizlerindeki yayılımı
Beyaz balinanın dünya denizlerindeki yayılımı

Airadale Teryesi nedir? Hakkında bilgi

Airadale Teryesi Hakkında



Airedale teryesi, İngiliz  terye köpek ırkı.

Teryelerin en büyüğü olan Airedale teryesinin bedeni

kaslı ve tıkız, kısa kuyruğu diktir; kılları kısadır. Omuz başından yere yüksekliği 57-59 cm, ağırlığı 17-22 kg'dır. Çok iyi yüzer ve hızlı koşar.


19. yüzyıl'ın ortalarında

İngiltere

Airy ırmağının aktığı yüksek vadide çobanlar tarafından yetiştirilen airedale teryesi, 2. Dünya Savaşı sonunda birlikler arasında mesaj getirip götürmekte kullanılmış zeki bir

köpektir. Günümüzde dünyanın hemen her yerinde süs köpeği, bekçi köpeği ve av köpeği olarak yetiştirilmektedir.

Ahtapot nedir? hakkında bilgi


Ahtapot


Ahtapot Sekiz-ayak kabuksuz bir kafadan bacaklıdır. Kayalar üstünde kollarıyla sürünerek ve suyu hunisinden püskürterek hareket eder. Küçük türleri kayalık ve yarıklar arasında gizlenerek avlanır. İnsan ve büyük hayvanlardan saklanırlar. Çekmenli kollarıyla yengeçleri yakalar, kabuklarını boynuzsu ikiz çeneleriyle ve dişli dilleriyle parçalarlar. Parlak ve ses çıkaran nesnelere karşı çok meraklıdırlar. Bazı türleri savunma mekanizması olarak mürekkep fışkırtabilir. Bu durum birçok kez Mürekkep balıklarıyla karıştırılmasına yol açar. Mürekkep balığı en yakın akrabasıdır.

Bayağı ahtapot kamufle olmakta iken.

Bayağı ahtapot
Vücutları kısa ve yuvarlak yapıdadır ve manto üzerinde yüzgeçler yoktur. Ahtapotlar, bir çift gelişmiş gözleri bulunan ve beyinleri iyi gelişmiş, kabuksuz omurgasız hayvanlardır. 3 kalbi vardır. Manto boşluklarında bulunan solungaçlarıyla solunum yaparlar. Boyları 100 cm' ye kadar çıkabilir. Bir çift küçük çubuk halinde kabuk kalıntısı bulunur. Ağız çevresinde, üzerinde 2 sıra vantuz (yapışıcı safiha) bulunan ve başın çevresinden çıkan 8 adet, benzer yapıda, aynı uzunlukta ve dipte kısa bir zarla birbirlerine bağlı olan, güçlü bacak ve kolları bulunur. Yalnız “Eledone” cinsi ahtapotlarının kollarında tek sıra mevcuttur. Ters çevrilip bakılırsa tam ortada kuş gagasına benzeyen sert, koyu renkli ve kesici ağzı görülür. Erkeklerde bu kollardan birisi cinsel organ vazifesi görecek şekilde değişikliğe uğramış olup hektokotil olarak adlandırılırlar.

Ahtapotun yumurtaları
Ahtapotun yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtalar salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtalarını terk etmez. Hatta zorda kaldığında bacaklarından bir kaçını yiyebilir. Yumurtadan doğrudan doğruya ergine benzer yavrular çıkar. Bu yavrular sinir sisteminin kontrolü altında kasılarak veya gevşeyerek seri bir şekilde renklerini değiştirerek bulundukları ortama adapte olurlar.

Avlanması ve tüketilmesi
Tekne üzerinden avlanması 'ahtapot salası' adı verilen kendine özgü bir oltayla yapılır. Kalın misina, iple yapılan oltaya plastik yapma balıklar, fosforlu etiketler, ses çıkartabilecek zil, metal levha takılır. Sürekli sallanan ve teknenin çok yavaş hareket ettiği avlanmada maksat meraklı yaradılışa sahip hayvanın salaya sarılmasını sağlamaktır. Dalarak zıpkınla avcılığı da yapılır.

Ahtapot Ege-Akdeniz mutfağının aranan mezelerinden biridir. Özellikle zeytinyağlı salatası çok bilinir ve bölgede tüketilir. Avlanan ahtapot etinin yumuşaması için tahta bir sopayla düz bir taşın üzerinde dövülür. Haşlandıktan sonra salatası, yahnisi, kızartması yapılarak yenilir.

Üst âlem: Ökaryotlar
Âlem:     Hayvanlar
Alt âlem: Gerçek dokulular
Grup: Bilateral simetrililer
Şube: Yumuşakçalar
Sınıf:          Kafadan bacaklılar



Ağaç sivri faresi nedir?hakkında bilgi

Ağaç sivri faresi 
uzun burunlu ve bıyıksız sincaplara benzer.  Kuyrukları 4 cm veya üzerindediler

150 milyon veya 100 milyon yıllar arasında yaşamıştır.

Filipinlerin yerlisi olan Mindano ağaç sivri farelerinin (Urogale everetti) 350 gram ağırlığında ergin erkekleri olduğu kaydedilmiştir.

Agaçkakan nedir? hakkında bilgi

Agaçkakan

Altın alınlı ağaçkakan, Melanerpes aurifrons, Kuzey ve Orta Amerika'da yaşayan, Melanerpes cinsinden bir ağaçkakan türüdür. ABD, Belize, El Salvador, Guatemala, Honduras, Meksika, Nikaragua'da bulunur. Yaklaşık olarak 1.400.000 km²'lik bir alanda 1.700.000 altın alınlı ağaçkakanın yaşadığı tahmin edilmektedir.


Fiziksel özellikleri 
Altın alınlı ağaçkakan 20-22 cm. civarında boyuyla orta büyüklükte bir ağaçkakandır. Başı, boğazı, göğsü ve karnı soluk gridir. Ensesinde ve gagasının hemen üstünde parlak turuncu - sarı renkte tüyler bulunur. Sırtı belirgin bir şekilde siyah ve beyaz çizgilidir. Siyah kanatları da beyaz çizgili ve beneklidir. Arka kısmı ve kuyruk uçları beyaz renktedir. Erkeklerin başı üzerinde kırmızı renkte olan leke, dişilerde siyahtır. Erkeklerin tüyleri dişilere göre daha parlaktır. Gözler kahve-kızıl arasında, ayaklar ise soluk gri renktedir. Genç kuşların göğüsleri çizgili ve başlarındaki lekeler kahverengidir. Renkleri erişkin kuşlardan daha donuktur. Gözler kahverengidir.

Davranış 
Yuva yapma özellikleri kızıl karınlı ağaçkakana benzer ve genellikle uzun pecan, meşe ve mesquite ağaçlarına yuva yapar. Sıklıkla çit direkleri, telefon direkleri ve tahta kuş yuvalarını da kullanır. Altın alınlı ağaçkakan hem böceklerle hem de bitkisel besinlerle beslenir. Genellikle çekirgelerin yanında karınca ve diğer böcekleri yer. Bitkisel olarak da tahıl, meşe palamudu, yaban meyveleri ile beslenir. Ağaçkakanların genel davranışının aksine altın alınlı ağaçkakan besin bulmak için ağaçları delmek yerine yerdeki ve ağaç kabuğunun üzerindeki ya da hemen altındaki böcek ve larvaları arar. Uzun bir dile sahiptir ve birkaç santimetre dışarı çıkarabildiği bu dille ağaç kabukları üstündeki boşluklarda böcek ve larvalara ulaşabilir.

Dişi altın alınlı ağaçkakan yılda iki kere her seferinde 4-7 arası parlak, yuvarlak ve beyaz yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 12-14 gün arasındadır. Yuvadaki kuşları hem anne hem de baba besler. Yavru kuşlar 30 gün içinde palazlanır ve uçabilir.

Altın alınlı ağaçkakan yuvarlanan ve tek ya da arka arkaya gelen “çur-çur” sesi ile birlikte gürültülü ve ritmik “kiik-kiik” sesi çıkarır. Aynı zamanda genizden gelen ve hızlı bir “yak-yak-yak-yak” sesi ile birlikte tambur vuruşları da duyulur.

Kuşların Pici takımına bağlı bir kuş familyası, 350 ye yakın cinsi vardır. Vücutları uzunca, piramit şeklinde bulunan gagaları düz ve kuvvetlidir. Dilleri uzun ve incedir, ağızlarından dışarıya çıkabilir. Kısa ve kuvvetli olan ayakları ile ağaç gövdelerine, tutunurlar ve ağaç gövdelerindeki kurtları yemekle beslenirler. Gövdesi siyah kül rengi, sari, yeşil tüylerle kaplıdır. Başında kırmızı, beyaz benekler bulunur. Ağaçkakanların,, ağaçları oymak, meyveleri yemek gibi zararları varsa da, kabuk altlarındaki böcekleri ve kurtları yemek suretiyle ağaçları ölüm. den kurtardıkları için faydaları daha çoktur.

Memleketimizde yaşayan başlıcaları; şunlardır: Yeşil ağaçkakanlar, gri ağaçkakanlar, orta ve küçük alaca ağaçkakanlar, siyah ağaçkakanlar. 






Aguti nedir? hakkında bilgi

Dasyprocta leporinaAguti, Dasyproctidae familyasından Dasyprocta cinsini oluşturan, kemirici türlerin ortak adı.

Aguti cinsi üyeleri, 64 cm kadar uzunlukta, kısa kuyruklu (10-35 mm), 3 kg ağırlığında, kobay iriliğinde kemirici hayvanlardır. Kaba parlak derileri soluk turuncu renginden siyaha yakın lekeli kahverengine kadar çeşitli renklerde olabilir. Karın bölümleriyse beyazımsıdır. Ön ayakları beş kıvrık tırnaklıdır; arka ayaklarında daha kalın üç tırnak vardır.

Agutiler, Meksika'nın güneyinden Brezilya'nın güneyine kadar uzanan alanda, ormanlar içindeki bataklıklarda, çalılık alanlarda yaşar, topraklar, meyveler, kabuklu meyveler ve bitki kökleriyle beslenirler. Dişiler, toprağa kazdıkları yuvalarda, iki-dört yavru doğururlar.

Darwin, Beagle yolculuğu sırasında bir aguti yemiş ve "Hayatımda yediğim en iyi etti." demiştir.

Azara agutisi
Kara aguti
Brezilya agutisi
Orta Amerika agutisi
Orta Amerika agutisi

Afrika yaban köpeği nedir? hakkında bilgi



Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus), köpekgiller (Canidae) familyasından Afrika'da yaşayan vahşi bir köpek türü.
Büyük Sahra'nın güney ve doğu kesimlerinde yaşar. İri ve yuvarlak kulaklı, postu siyah, sarı ve beyaz benekli alacalı, son derece yırtıcı bir hayvandır. Yiyebileceğinden çok daha fazlasını öldürür.
Bilimsel ismi Lycaon pictus "alacalı kurt" anl!!!!! gelir ve bu adı postunun çok alacalı olmasından alır. Temel rengi siyah olmasına rağmen, bütün vücudu kahverengi, sarı, beyaz ve kırmızımsı lekelerle kaplıdır. Post rengi her bireyde farklı dağılım gösterir. Böylelikle hiçbir köpek eşit olarak görünmez. Kürkü kısa, yer yer dökülmüş olduğundan, bazı yerlerinde çıplak et görünebilir.
Kafası dahil uzunluğu 90 cm'dir. Buna ek olarak 35 cm kuyruk gelir. Yerden omuz yüksekliği 70 cm'dir. Ağırlığı ise yaklaşık 25 Kg tutar. Bu ebatları ile çakal ile kurt arasında bir yer edinir.

Afrika yaban kedisi nedir? hakkında bilgiler



Afrika yaban kedisi
Afrika yaban kedisi

Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica), Afrika'da, Arap Yarımadasın'da ve Güneybatı Asya'nın Arap Yarımadasına bitişik olan kısmında ve bazı Akdeniz Adalarında yaşar. En mühim özellikleri sivri kuyruğu, kulakların arkasındaki kızıl renk ve fazla belli olmayan çizgileridir. 

Afrika yaban kedisi (``Felis silvestris lybica``), Çöl kedisi olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından yaban kedisinin (``F.Silvestris``) bir alt türü. Diğer alt türlerden 131.000 yıl önce ayrılmışlardır. 

Bazı kendine özgü ``F.s.Ibyca`` lar ilk defa yaklaşık 10.000 yıl önce Ortadoğu`da evcilleştirildiler ve evcil kedilerin atalarıdır. Evcilleştirilmiş kedi cesetleri içeren insan mezarları Kıbrıs`da 9500 yıl öncesine dayanır. 

Fiziksel karakteristikler
Afrika yaban kedisi saman sarısı kahverengi, sarı yeşil renkte, kuyruğunda siyah şeritlidir. Kürk Avrupalı alt türünden daha kısadır. Ayrıca daha ufak olduğu kabul edilir: Baş-vücut uzunluğu 45-75 cm, kuyruk 20-38 cm ve ağırlık sınırları 3 kg dan 6,5 kg arasıdır. 

Dağılım ve yaşam
Afrika yaban kedisi Afrika ve Ortadoğu`da geniş yaşam alanında step, savana, çalılık topraklarda bulunur. Benekli kedi (Felis margarita) artık kurak, çorak alanlarda bulunan bir türdür. 

Davranış

Afrika yaban kedisi öncelikle fare, sıçan ve diğer küçük memelileri yer. Eğer durum elverirse kuşlar, sürüngenler, amfibyumlar ve böcekte yer. 

Addaks nedir? hakkında bilgiler

Addaks nedir? hakkında bilgiler

Addaks (Addax nasomaculatus), boynuzlugiller (Bovidae) familyasından Büyük Sahra'da yaşayan bir antilop türü.

Özellikleri
Tombul, kısa bacaklı bir antilop olan addaksın, boyu 1,80 m'den biraz uzun, omuzdan yere yüksekliği yaklaşık 1 m, ağırlığı 120 kg kadardır. Hem dişisinde, hem de erkeğinde sarmal halkalı vida biçiminde uzun boynuzlar vardır. Kürkü gri ya da beyazdır; başında ve yüzünde siyah benekler yer alır. Geniş toynakları, çöl kumlarında kolayca hareket etmesini sağlar.

Yaşam şekli
Addakslar suyu, yedikleri bitkilerden alırlar. Bulduklarında ise hiç içmezler. Öbür antiloplar kadar hızlı koşamadıklarından, aşırı avlanma sonucunda soyları tükenmeye yüz tutmuştur.

Matrak Nedir? Nasıl Oynanır?

Matrak Nedir? Nasıl Oynanır?


Tarihi ve Önemi
Matrak Oyunu 1500’lü yıllarda Matrakçı Nasuh adı ile anılan Türk bilim adamı tarafından icat edilmiş oyundur. Matrakçı Nasuh’a Kanuni Sultan Süleyman tarafından ”Üstad” ve ”Reis” olarak tanınmasını simgeleyen ”Evahir-i Zi’lkade 936” tarihli ”Beyan” verilmiştir. 500 yıl sonra bu oyun Cenk Sanatı Kurucusu Efkan ÇALIŞ tarafından tekrar hayata geçirilmiştir.

Matrakçı Nasuh çok yönlü bir bilgin olup tarih , Matematik , Tarih ve Minyatür alanlarında yaptığı çalışmalar günümüze kadar ulaşmıştır. Matrakçı Nasuh’un türlü Cenk yöntemlerini anlattığı Tuhfetul Guzzat ( Gazilere armağan) adında kitabı mevcuttur. Bu kitap Cenk Sanatı çalışmaları için istifade edilen kaynaklardan biridir.

Evliya Çelebi ,Matrak oyununun detaylarını belirtmiş ve İstanbul’da Matrakçılarla ilgili 10 işyeri bulunduğunu, bu işyerlerinde 30 kişinin çalıştığını seyahatnamesinde yazmıştır. Gazi Üniversitesi Profesörlerinden Özbay GÜVEN hocanın 1992 basımlı Türklerde Spor Kültürü adlı kitabında ,  Yazar Mehmet ARSLAN ın Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınlarından Surnameler de ve Türk sporları araştırmalarını konu alan bir çok kitapta bahsi geçen  Matrak Oyunu Avrupalıların Eskrim sporundan, Japonların Kendo sporundan çok daha köklü bir tarihe , teknik ,taktik ve stratejik yapıya sahiptir. 1500’lü yıllarda tüm kural ve kaideleri belirlenmiş ve koruyucu önlemler alınarak yapılan Matrak Oyunu Türk kültürünün yüceliğini gözler önüne sermektedir.

Matrak oyunu nasıl oynanır?
Matrak genellikle şimşir ağacından yapılır, cilalanır , ucundaki topuzu yumuşak bırakacak şekilde dışına sahtiyan (deri) sarılır. Kafanın korunması için miğfer giyilir. Kalkan görevi görecek yumuşak bir yastık sol elde tutulur.

Matrak Oyununda rakibe sık darbelerle yaklaşılır. Amaç rakibin kafasına Matrakla dokunmaktır. Savunma durumunda olan Matrakbaz daha önceden sıkça talim edilmiş oyunlardan birisini uygulayarak rakibe üstünlük sağlar. Odaklanma , denge, hız ve teknik bilgi tüm sporlarda olduğu gibi bu oyunda da önem arz eder. Oyuncu zaman içerisinde önem arz eden yetenekleri Matrak talimleri ile geliştirir. Kolların Matrak Oyunuyla kuvvet kazanmasıyla birlikte Matrağa  hakimiyet artar. Böylece usta Matrakbazlar hiç darbe almadan  rakiplerini pes ettirir ve oyunu kazanmış olurlar. Oyun sonunda oyuncular  “kasıtlı ve kasıtsız hatalarımdan dolayı özür dilerim.’’ diyerek birbirlerinin gönlünü alıp güzel ahlak örneği sergilerler.
Matrak oyunu teknik ve taktiklerini tekrar hayata geçirmek için çaba sarf eden Cenk Sanatı kurucusu Efkan ÇALIŞ 1826’da Yeniçerilerin ortadan kalkması ile tamamen unutulan Matrak Oyunu tekniklerini uzun ve zevkli bir çalışmadan sonra ortaya çıkardığını , bu spor oyunu sayesinde Türkiye’ nin de Uzakdoğu ülkeleri gibi köklü bir yapıya sahip savaş sanatının varlığının ispatlandığını belirtti.


matrak nedir ile ilgili görsel sonucu matrak nedir ile ilgili görsel sonucu