Editör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Editör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TÜRKLERDE NOELÇAM AĞACI SÜSLEME GELENEĞİ: NARDUGAN



TÜRKLERDE NOELÇAM AĞACI SÜSLEME GELENEĞİ:  NARDUGAN

Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.
Türklerin, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir AKÇAM ağacı bulunuyor.
Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.
İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle AKÇAM ağacı altında kutluyorlar.


Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı NARDUGAN

(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.


Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar,büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.
Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.
Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. Bu yüzden olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok.
"Doğum, Güneşin yeniden doğuşu"
Sümerolog


Muazzez İlmiye ÇIĞ


Noel Baba kimdir? Noel ve yeni yıl kutlamaları nasıl ortaya çıkmıştır?



Noel Baba kimdir? Noel ve yeni yıl kutlamaları nasıl ortaya çıkmıştır?
M.S. 336 yılından itibaren, yüzyıllardır Hasat Tanrısı Saturnus adına yapılan kış dönümü eğlenceleri artık Hz. İsa’nın doğum gününün kutlandığı eğlencelere yani Noel Kutlamalarına dönüştü. Aslında Noel kutlamalarının Hıristiyan diniyle hiç bir alakası yoktu.
Ne Noel’in Noel olduğu ne de yılbaşının yılbaşı olduğu günlerdi, hatta Hz. İsa bile henüz doğmamıştı. M.Ö. 300’lerde Roma İmparatorluğu’nda Pagan inancına sahip Romalılar kış gün dönümünü bir hafta boyunca kutlamaya başlamışlardı. Hasat Tanrısı Saturnus adına yapılan bu eğlencelerde içkiler içilir, eğlencenin sınırları zorlanırdı. 


Öyle ki bu eğlenceler kimi zaman Roma İmparatorluğu’nda asayiş sorunlarına sebep olurdu. Bu nedenle bazı Roma imparatorlarının, özellikle Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığı resmi din kabul etmesinden sonra, kış gün dönümlerinde Hasat Tanrısı Saturnus adına yapılan bu eğlenceleri kısıtlama, hatta yasaklama girişimleri olduysa da bunda başarılı olamadılar.
M.S. 336 yılında İmparator Constantin, Roma halkının yüzyıllardır kutladığı ve vazgeçemediği bu Pagan geleneğini Hıristiyanlık inancıyla bağdaştırmak istedi.
İmparator Constantin, eğlencelerin yapıldığı yılın aynı tarihlerinde artık Hz. İsa’nın doğum günün kutlanması fikrini ortaya attı. 
İmparator Constantin’in bu fikri başta İznik Konsülü olmak üzere diğer Hıristiyan din adamlarınca da desteklenmesi üzerine, M.S. 336 yılından itibaren, yüzyıllardır Hasat Tanrısı Saturnus adına yapılan kış dönümü eğlenceleri artık Hz. İsa’nın doğum gününün kutlandığı eğlencelere yani Noel Kutlamalarına dönüştü. Aslında Noel kutlamalarının Hıristiyan diniyle hiçbir alakası yoktu. 


İmparator Constantin’in bundaki asıl amacı Roma halkını eski Pagan inançlarından uzaklaştırarak onları Hıristiyanlığa daha fazla ısındırmaktı.

“Noel Baba” hikayesi nasıl ortaya çıktı?

Bizim gibi doğu toplumlarının, Hıristiyanlığı temsil eden bir sembol gözüyle baktıkları oysa temelinde Hıristiyanlık inancıyla alakası bulunmayan, Noel ve Yılbaşı günlerinin vazgeçilmez karakteri Noel Baba nasıl ortaya çıkış hikayesine bakılacak olursa…


Noel Baba, Hıristiyanlık inancının ortaya çıkışından çok daha öncelere İskandinav mitolojisindeki ve Paganizmdeki en büyük tanrı olan Odin’e dayanmaktadır.

İskandinav efsaneye göre:

Odin’in Sleipnir adında uçan bir atı vardı, çocuklar Odin’in uçan atı için, çoraplarının içine havuç ve şeker koyup duvara ve kapıya asarlardı. Odin de çocukların bu iyiliği karşılığında onlara hediyeler, tatlılar ve şekerlemeler verirdi.


Yüzyıllar sonra Hıristiyan dünyası, İskandinav mitolojisindeki Odin’i de kendi kültürlerine göre şekillendirdiler. Artık İskandinavların yardımsever hayali karakterinin yerine, Hıristiyan dünyasından, çocukları seven, yardımsever ve mümkünse Hıristiyan din adamı aradılar.

Aziz Nikola kimdir?

Neticede buldular da M.S.4.yüzyılda Likya’nın Myra yöresinde (günümüzde Demre – Antalya) yaşamış, iyi kalpliliği ve cömertliği ile meşhur olan Hıristiyan azizi Nikola, yıllar sonra İskandinavların Odin’inin yerini almaya başladı. Sonuç olarak günümüzün Noel Babası, İskandinav ülkelerindeki iyiliksever, çocukların koruyucusu ve sevindiricisi olan Tanrı Odin efsanesi ile Myra’lı Aziz Nicholaos’ın kişiliklerinin birleştirilmesiyle, yarı dini ve yarı hayali bir karakter olarak ortaya çıkmış oldu.

Yeni Yıl Ağacı ve Noel Ağacı süslemesi



Yeni Yıl Ağacı, Noel Ağacı süslemesinin de kökeni antik çağlara kadar gitmektedir. Öyle ki antik Mısır uygarlığından, Roma imparatorluğuna, Kuzey Avrupa’dan, Orta Asya uygarlıklarına kadar antik dönemin büyük bir bölümünde kış dönümlerinde yeni yılın bereket getirmesi dileğiyle yeşil ağaçlar süslerlerdi.
Özellikle Kuzey Avrupalılar yeşil ağaç dallarını evlerine getirip süslerlerdi. Hıristiyanlık öncesi geleneklere dayanan bu uygulama Hıristiyanlığın ortaya çıkmasından sonra da devam etmiştir.
Fakat ilk Hıristiyan din adamları, Hıristiyanlık öncesi inançlardan gelen ağaç süsleme uygulamasına şiddetle karşı çıktılar hatta ağaç süsleyen Hıristiyanların, cehennemde yanacaklarını söylüyorlardı.
Dini baskılara rağmen yeni yılda ağaç süsleme geleneği yaygınlık kazanamasa da varlığını sürdürmeye devam etti.


Almanya’da Martin Luther öncülüğünde Katolik Hıristiyanlığa eleştiriler getirilmesi ve Protestanlığın doğuşuyla Yeni Yılda ağaç süslemenin önündeki dini ön yargılar kalkmış ve ağaç süsleme geleneği Almanya’da hızla yayılmıştır.
Fakat Noel ağacı için asıl dönüm noktası, 19. yüzyılda çok sevilen İngiltere Kraliçesi Victoria ve onun Alman kocası Prens Albert’ı Noel ağacı başında gösteren resmin, İngiliz gazetelerinde yayınlanması olmuştur. Böylece İngiltere ve İngiltere’ye bağlı sömürgeleri sayesinde Noel ağacı geleneği dünyanın büyük bir bölümüne yayılmıştır.

Yılbaşında hindi yeme geleneği



Yılbaşında hindi yeme geleneğine gelecek olur isek yılbaşı sofralarında hindi bulunması ile ilgili hiçbir kültürde, hiçbir dini inançta herhangi bir ifade bulunmamaktadır.
Yılbaşı günlerinde hindi pişirme geleneği hakkında yaygın ve en çok kabul gören görüş, bu geleneğin Amerika’da, Kasım ayının son Perşembe günü başlayan “Şükran Günü” kutlamalarının ana yemeği olan hindinin, zamanla yeni yılda da pişirilmeye başlanması ve bunun yeni yıl geleneği halini almasıdır.
Amerika kıtasında başlayan bu gelenek Avrupa’ya ve Avrupa’dan da dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştır.


Şükran Günü nedir? Şükran Günü Hristiyanlar için dini bir gün müdür?
Tabii ki hayır, Şükran Günü’nün de Hristiyanlık inancıyla hiçbir alakası bulunmamaktadır.
(Konu bütünlüğünü ve yazıyı daha fazla uzatmamak adına Şükran Günü’nü burada anlatmıyorum)
2017 yılının ülkemize ve tüm dünyaya huzur ve barış getirmesini diler… Yeni yılınızı kutlarım…

Kaynaklar

Galip ATASAĞUN, İlâhî Dinlerde (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm’da) Dinî Semboller, Sebat Ofset Matbaacılık, Konya 2002.


Ali ERBAŞ, Hıristiyanlıkta İbadet, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2003.
Günay TÜMER – Abdurrahman KÜÇÜK , Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, 3.baskı, Ankara 1997.
İSLAMİYET-HIRİSTİYANLIK KAVRAMLARI SÖZLÜĞÜ (İHKS), , Ankara Üniversitesi Yayınevi, 1. Basım, Ankara 2013.
http://www.radikal.com.tr/radikalist/noelin-sadece-hristiyanlarin-degil-tum-insanligin-en-eski-bayrami-oldugunun-8-k-1258040
http://www.gazetebilkent.com/2015/12/09/odun-tarihi-yilbasi-agacinin-gecmisi

TÜRK'ÜN NOEL BABASI AYAZ ATA KİMDİR



TÜRK'ÜN NOEL BABASI AYAZ ATA KİMDİR


Ayaz Ata, Türk, Altay ve Orta Asya mitolojilerinde, özellikle Kazaklarda ve Kırgızlarda SoğukTanrısı. 
Noel Baba ile de özdeşleşmiş durumdadır. Ayas Han olarak da bilinir. 
Ay ışığından yaratılmıştır. 
Soğuk havaya neden olur. “Ak Ayas” olarak adı geçer. 
Ülker burcunun altı yıldızı göğün altı deliğidir ve oradan soğuk hava üfler. 
Böylece kış gelir. Ayaz, tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelir ki, Ay'ın gökte rahatlıkla görüldüğü açık havalarda meydana geldiği için Ay Tanrısı'nın (veya ona bağlı Ayas Han’ın) gönderdiği düşünülmüştür. 
Bir tür Noel Baba olarak düşünülebilir. 
Hatta Kazaklarda birebir Noel Baba ile özdeşleşmiştir. 


Kimi kültürlerde kışın soğukta ortaya çıkan ve kimsesizlere, açlara yardım eden bir evliyadır. 
Hristiyan azizi olduğu yönünde görüşler de vardır. Fakat etimoloji ve kültürel olarak 
Türk kültüründe zaten var bulunan bir kişilik olduğu kesindir. 
Kimi görüşlere göre Ayas Han ile aynı kişidir. 
Kazaklarda kışın karşılanması ile ilgili olarak Soğumbası isimli bir eğlence bulunmaktadır. 


İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır. Bu bayramla bir ilgisi olması muhtemeldir. 
Azerice'deki Şahta Ata "Şaxta Baba " sözcüğü de yine birebir çeviriyle Soğuk Ata veya Ayaz Ata anlamına gelir.
 == Etimoloji == 
Ay kökünden türemiştir. 
Soğuk ve ayışığı anlamı vardır. 
Zemheri, kara kış anlamlarına gelir. 


Ayas aynı zamanda mehtap (ayışığı) demektir. 
Açık ve bulutsuz havada ay göründüğü zaman çıkan soğuk demektir. 
Eski Altayca'da Ayas/Hacas kelimesi açık gökyüzü manası taşır. 
Kaynak:
* Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt 
== Dış bağlantılar == 
Russian Ded Moroz and Kyrgyz Ayaz Ata 
* Grandfather Frost











BABA NOEL'Mi? KORKUT DEDE'Mi ? YOKSA iKiSi DE AYNI KİŞİLİK AYAZ ATA MI?



Résultat de recherche d'images pour "ayaz ata"
BABA NOEL'Mi?

KORKUT DEDE'Mi ?

YOKSA iKiSi DE AYNI KİŞİLİK AYAZ ATA MI?
Her yıl sonunda hep aynı tepkilerle karşılaşırız.
Noel baba ve Dede korkut kıyaslamaları.
Sessiz kalıp kenardan bakınca bile utanıyor insan.
Cehaletin ucubeye çevirdiği bu insanlarla aynı vatanı paylaşmaktan.
Hatta karikatürlerle yumruk bile atıyorlar .
O şekilde bir sanatsal çizim yeteneğinin bu şekilde bir fikre hizmet etmesine bile çok üzücü.
Arada bizim Hoca Nasrettin'i kaynatırlar nedense hiç değilse adı belli, yurdu belli, kendi belli.
Ama konumuz Nasrettin değil buna sonra değiniriz geçelim.
Hadi beyni uyuşuk kendini Türk zanneden araplaşmış ama farkında olmayan cahil magandaları geçtik,
Koca koca Sözde Okumuş mevkilere gelmiş müftü olmuş adamlar bile hayal ürünü bir imgeyi hedef alıp cephe kurar akla hayale gelmeyecek hakaretler ederler.
Sahtekar diyorlar.
Terbiyeli bir insan olsa bacadan değil kapıdan girer diyorlar.
Noel baba kapitalizmin tüketim tuzağı diyorlar.
Hristiyanlık misyoneri diyorlar.
Bize kendi kültürümüzü unutturmak için var diyorlar.
Bizim Kültürümüz bize gerçekten bunları söyletiyorsa,söyleten kültür değil  bizim o kendi kültürümüze bakış anlayış tarzımızdır. 
Yerin dibine batsın bu tarz ve bir daha çıkmasın diyoruz.


Anadolu ve asya kültüründe böyle bir şey yoktur.
Bu ne türk kültürüdür ne kürt, ne de Anadolu'nun başka etniği,
Kültürler ve dinler sabittir.
Ama o dine ve kültüre bakış farklı farklıdır.
Kimileri kötü bakar, yanlış yapar
Kimileri doğru bakar iyi yapar.
Bu sevgiye bağlıdır.
Sevgi de kişiye bağlıdır
Kimi bencilliği, dar görüşü,insandan,insan hayatından,insan sevgisinden daha önemli hale getirdiği kutsamayı sevgi zanneder.
işte bu sevgi anlayışı kötüdür.
Ayrımcılık getirir
Kötülük getirir,
Nefret getirir
Ötekileştirme getirir.
Ölüm getirir.
Dede korkut varken neden Noel babayı seviyormuşuz.
Sen dede korkut'u daha çok sev,
O'nu hazırla,
Üzerine çalış,
Emek ver,
Tüm dünya'ya sun,
Tanıt, sevdir engel olan mı var?.
Hatta Noel babayla birlikte kopuz çaldır.
iksini aynı geyik arabasına bindir gezdir.
Bu noel baba'ya nefret duyman mı gerektirir.?
Bu çirkinliğin nereden geliyor.
Biz dinimizde ve kültürümüzde hiç bir zaman doğru sevmesini ögrenemedik.
Doğru sevmek nasıl olur.
Doğru sevmek başka sevgilere açık olur.
Bir kültüre,bir dine ve inanışa sevgi duyarken seninkinden farklı olana açık olmazsan,ayrımcılık yaparsan,nefret edersen,ona kötü gözle bakarsan,mutlaka bir yerde bir yanlış var demektir.
Ya kültüründe ve dininde,Yada kültürünü ve dinini öğreniş ve algılayış biçiminde .
Bir şeye duyulan sevgi farklı olan başka şeylere nefreti getiriyorsa o sevgi değildir.
Sevgi zannedilen bencillik ve kötülüktür.
Doğru ve gerçek sevgiler farklılıklara açık olur, ayrımcı ötekileştirici olmaz, oluyorsa tek cümleyle kötüdür zararlıdır ve o sevgi değildir.!.
din bile olsa kutsaliyeti hak etmiyordur
Noel BABA kim ?
Aslında Noel baba diye biri yok, hiç de olmadı.
Tamamen masal ve hayal ürünü bir efsane olmasına rağmen romalıların hristiyanlığı yeni kabul ettiği yüzyıllarda Antalya patara yada Demre'de yaşamış olan gerçek adı tam olarak bilinmeyen Hristiyanların sonradan Saint-Nicolas adını verdikleri bir aziz ile ödeşleştirilmiştir.
Noel babanın bacadan girmesinin kökeninde Anadolu ve belki de eski unutulan Türk Kültürü vardır.
Bin yıl önce bu topraklarda insanlar yoksul ama özgürdü.
Köylüler ve halk bizansın sadece adını duyardı.
Ankara' karargahından ayrılmazdı bile askerler.
En güçsüz zamanlarıydı bizansın.
Her milletten her dinden insan yaşardı Anadolu'da.
Yahudi Ermeni Rum Türkmen moğol kaçkını ortaasyalılar.
Acem farslı arap kürt hepsi vardı.
Hepsi de az çok birbirlerinin dilini bilir anlaşırladı.
çünkü hepsinin bir birlerine ihtiyacı vardı.
Ermeniler zanaatkardı.
Yahudiler ticaret erbabıydı.
Rumlar esnaftı.
Türkmenler ve müslümanlar tarım ve hayvancılıkla avcılıkla meşguldu.
Herkesin dini ayrı olsa da yaradanlarının tek olduğunu bilirlerdi.
Musevi ortadoks tengrici şamanist zerdüşt hepsi yaradanlarına kendi dillerinde ibadet ederlerdi.
inançlarından dolayı hiç bir zaman anlaşmazlık yaşamazlardı.
çünkü müslümanlarda sonradan Mevlana ve Yunus Emre'nin etkilendiği Ahmet yesevi Hallaç'ı mansur gibi alimlerin insan sevgisini ön planda tutan bir islam anlayışı ile özdeşleşmişlerdi.
Bu bir tür orta asya önceki inançlarıyla islam inancının iyiye güzele ve sevgiye dayalı senteziydi.
komşular birbirlerine bağlıydı biri hasta olsa hangi dinden olursa olsun onu hekime kadar sırtında taşır götürürdü.
Kimsenin kapısında kilit olmaz herkesin her şeyi ihtiyacı olanlara açık olurdu.çünkü tek güvenceleri ve sigortaları yine birbirleriydi.
Bu tür içtenlik ve yakınlık özel bir davranış gibi değil,gelenek ve görenekleri bu şekilde oturmuş ve alışkanlık halini almıştı.
Bu insanlar birbirine hiç sadaka vermezlerdi. 


Bu tür bir alışkanlık onlar için yüz kızartıcıydı.
Eskiden insanların geçimi ancak kendilerine yetecek kadardı.
Hayvanlarla günde en fazla bir yada iki dönüm işleyebilirlerdi.
Bir insanın başına bir kaza geldiğinde zor durumda kaldığında mahsülünü dolu alır, soğuk alır, yada hastalıktan olmadığı zaman.veya sel yangın gibi bir kazaya ugradığında insanlar kimseden yardım istemez. sadece tanrı'larına dua ederler tanrı'larından yardım isterlerdi.
Onun zor durumda olduğunu bilen komşusu köylüsü onun ihtiyacı olan malzemeyi gece gizlice onun bacasından içeriye atardı.
Yardım eden kişi bunu yardıma muhtaç insana değil tanrı'ya bağışlardı.
Yardımı alan kişi bunun tanrı'dan geldiğine inanır,kimseye karşı kendini borçlu hissetmezdi.
Yardım eden kişi kendisinin yardım ettiğini Allah'tan başka kimse bilmez bilirse veya dolaylı yönden şüphe duyulacak bir davranışta bulunursa,bunun sevabı olmaz aksine yardım ettiği kişiye borçlu sayılırdı.
çünkü o zaman Allah aradan çıkmış olacak.Yardım alan kişi kendine yardım edeni tahmin ederse ona karşı kendini borçlu hissedecek.sürekli ona minnet duyacak eziklik hissedecek.


Bu şekilde yardım eden kişi yardım ettiği adamın manevi olarak hakkını yemiş olacaktı.
Yardım edenin ettiği yardım başkalarına duyulur ve tahmin edilirse çevrede bunun itibarını kazanacak ve ettiği yardımdan daha fazlasını almış olacaktı.
O nedenle iyilik yapmak isteyenler yapacağı iyiliği Allah'a yapmış sayılır,ahirette bunun karşılığı ile ödüllendirilir.
Yardım alan kişi de Tanrı'sına şükreder ve bağlılığını sürdürür.
insanlar bu şekilde ayrışmadan birbirlerini rencide etmeden sevgiyle yaşayıp giderlerdi.
Noel babanın bacadan hediye atmasının kökeni de taaa oralara dayanır.
iyi insan her şeye sevgi duyacağına göre bizler ayrımcı değil birleştirici olmalıyız.
O halde Bizler DeDe Korkut ve Noel BABA'nin ortak yönlerine bakalım,
ikisi de Anadolu'da yaşamış.
ikisi de Antalya'lı.
ikisi de aynı yüzyılda yaşamış.
ikisi de Müslüman degildi.
ikisinin de gerçek adları belli değil.
ikisi de çocukların sevgilisi.
ikisi de iyilik Güzellik ve bilgelik sembolü
ikisininde aynı şekilde sakalları var.
ikisinin de aynı tipte şapkaları var.
Bu kadar ortak yönlerden sonra neden ikisi ayni kişi olmasın.
Azeriler, iranlılar, aleviler kızılbaş diye aynı kişinin başına bir kırmızı bant bağlar.
Hristiyanlar bir geyik arabası ile gökyüzünde uçurur.
Türkçüler eline bir kopuz la kılıç verir.
Arapcı suniler daha muhammed'in doğmasına 150 yıl varken adamı müslüman yapar.eline tesbih verir eski yazı okutur namaz kıldırır.
Dinler ve dinleri kullanan sistem işte böyle sizin cehaletinizi ve içinizdeki nefreti uyandırıp aynı kişiyi ayrıştırıp bölerek sizi birbirinizle kavga ettirir.
Kaldı ki en üstte ki resimde orta asya Türklerinin efsane kahramanı olduğu düşünülen Ayaz atanın görüntüsünü inceleyelim.
Türklüğün toteminin kurt olduğu kadar beyaz asya parsı ve ren geyikleri olduğunu da var sayarsak noel baba tam da bir türk kültürüne ne kadar uyumlu olduğu çok kolay anlaşılır.
Sonuç efsaneleri insanlar yaratır ve insanlar değiştikçe ayrıştıkça efsane kahramanların da değiştirip ayrıştırır.







MADEN İŞÇİLERİ (RESİM ALBÜMÜ)



MADEN İŞÇİLERİ    (RESİM ALBÜMÜ)










































 ALBÜMDE BIRKAC RESIM GERMINAL FiLM SAHNESIDIR