Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kış meyvası nar'ın faydaları

İçeriğindeki yüksek miktarda C vitamini ile bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklara karşı korur. Özellikle kış dönemlerinde karşılaşılan grip ya da soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar için birebirdir.


KİLO VERMEYE YARDIMCIDIR

Kilo vermeye yardımcıdır. İçeriğinde çok az miktarda yağ ve kalori barındırır. Kilo vermeye çalışıyorsanız, meyve ile geçiştireceğiniz öğünleriniz için rahatlıkla narı tercih edebilirsiniz.

KANI TEMİZLER

Antioksidan özelliği sayesinde, kanınızı temizler. Özellikle detoks içeceklerinde sıklıkla kullanılmasının en büyük sebeplerinden biri budur.
Sindirim sisteminin iyi çalışmasına yardımcı olur. Sindirim sistemi rahatsızlıkları için günde 1 tane nar tüketilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği suyu kaynatılıp içildiği takdirde bağırsaklardaki kurtları temizler.

KANSERİ ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ VARDIR

Kanseri önleyici özelliği vardır. İçeriğindeki flavonoidler ve polifenoller ile kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir. Ancak Kanser ilacı kullananların doktorlarına bu konuyu doktorlarına danışmaları önerilir. Çünkü kemoterapi tedavisi görenlerin kanser ilaçları ile aynı anda nar tüketmesi zararlı olabiliyor. Nedeni narın içeriğindeki vitamin ve minerallerin kemoterapi ilaçları ile etkileşime geçebilme ihtimalidir.

KEMİK SAĞLIĞINI KORUR

Kemik sağlığını korur. İçeriğindeki bol miktarda K vitamini ile kemik sağlığını korur. İleride yakalanılabilecek kemik erimesi gibi rahatsızlıkları önler. İçerdiği manganez sayesinde de kemiklerin şeklini destekler.

KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA FAYDALIDIR

Kalp ve damar sağlığı için faydalıdır. Kalp pulcuklarının toplanmasını önleyerek, kalp krizi gibi hastalıkların önüne geçer. Antioksidan özelliği ile damarlardaki kanı temizler ve böylece damar sertleşmesi ve daralması gibi hastalıklarla savaşır.

YAŞLANMAYI GECİKTİRİR

Yaşlanmayı geciktirici özelliğe sahiptir. Birçok kozmetik üründe kullanılan nar, evde kolayca hazırlanabilecek maskelere de dahil edilerek antiaging yani yaşlanma karşıtı etkisi gösterir.

diş beyazlatma yöntemleri

Zamanla dişlerimizin sararması çok doğaldır. Diş beyazlatmak için profesyonel ofis tipi diş beyazlatmadan beyazlatıcı diş macunlarına kadar birçok seçenek mevcut.

Biz evinizde kolaylıkla bulabileceğiniz kısa, pratik ve doğal diş beyazlatma yöntemlerini sizin için derledik.



Küçük bir kaba kabartma tozunu koyun. Yarım limonun suyunu sıkıp bu kabın içine dökün. Kabartma tozu ve limon suyunu karıştırın. Karışımdan ihtiyacınız kadar olan miktarı diş fırçanızın üstüne sürün. Nazikçe dişlerinizi fırçalayın. Bir dakika bekleyip çalkalayın. Bu metodu bir ay boyunca haftada bir olacak şekilde uygulayın.

Kabartma tozu ve hindistan cevizi yağı

-    1 çay kaşığı kabartma tozu
-    Yarı çay kaşığı hindistan cevizi yağı

Nasıl yapılır?
Küçük bir kaseye 1 çay kaşığı kabartma tozu koyun ve ½ çay kaşığı hindistancevizi yağı ekleyin. Macun kıvamına gelene kadar karıştırın. Bu macunla dişlerinizi fırçalamak için bir diş fırçası kullanın. Daha sonra ağzınızı iyice durulayın. İyi sonuç almak için dişlerinizi bu karışımla haftada iki kez fırçalayın.


Muz kabuğu

-  Taze muz kabuğu

Taze muz kabuğunun beyaz kısmını dişlerinizin üzerine sürün. Muz kabuğunu kullandıktan sonra dişlerinizi fırçalayın. Bu yöntemi haftada 2 veya 3 kez tekrarlayabilirsiniz.

Muz kabuğu, diş minesini yeniden canlandıran ve gülüşünüze parlaklığı geri kazandıran magnezyum, manganez ve potasyum açısından zengindir.

Böbrekleri temizleyen karışım tarifi

Böbreklerinize 1 hafta detoks uygulayarak hem hızlı bir şekilde çalışmasını hem de temizlenmesini sağlayabilirsiniz. İşte böbreklerinizde detoks etkisi yaratacak içecek tarifi…



Malzemeler

- 40 gram maydanoz
- 1 litre su
- 2 dilim limon 


Nasıl hazırlanır?

İlk olarak maydanozları iyice yıkayın ve ellerinizle yaprak kısımlarını saplarından ayırarak koparın.Ocakta su kaynatın ve kaynayan suya maydanozları ekleyin.1 dk ocakta beklettikten sonra ılınmasını bekleyin ve içerisine limon dilimlerini ilave edin.

1 hafta boyunca her gün bu karışımı tüketin.

Diş ağrısına iyi gelen evde yapabileceğiniz doğal ilaçlar

Diş ağrısı insanların en çok korktuğu ağrılardan bir tanesidir. Diş ağrısı bazı hastalıların habercisde olabilir örneğin enfeksiyon gibi olabilir.

Dişiniz ağrıyor ve bunu hafifletmek istiyorsanız işte sizlere evde yapabileceğiniz ağrıyı hafifleten diş ağrısına iyi gelecek öneriler. 

Diş ağrısına iyi gelen evde yapabileceğiniz doğal ilaçlar





1- Tuzlu Su

Tuzlu su, ağızda bulunan gevşek döküntüleri ve etkilenen bölgede veya çevresinde olabilecek potansiyel olarak zararlı bakterileri temizlemeye yardımcı olur. Diş ağrısını tedavi etmek için, az miktarda ılık suya 1/2  tuz ekleyin ve tükürmeden önce yaklaşık 30 saniye boyunca ağzınızda gargara yapın. İki veya üç gün  günde birkaç kez tekrarlayın.

2. karanfil yağı
Karanfiller geleneksel olarak, birincil kimyasal bileşimi olan eugenol, doğal bir anestetik sayesinde sinirleri uyuşturmak için  ilaç olarak kullanılmıştır. Kaviteler, ağız ülserleri ve diş etleri gibi her türlü diş ağrısına karşı savaşabilir; Aslında, muhtemelen diş ürünlerinde bir bileşen olarak gördünüz. Diş üzerine az miktarda toz karanfil sürün veya yağı boşaltmak için bütün karanfilin birazını çiğneyin. Ayrıca, çok az miktarda karanfil yağı (yaklaşık 2 damla) kullanabilir ve ağrı azalıncaya kadar etkilenen bölgeye yerleştirebilirsiniz.

3. Sarımsak
Sarımsak zararlı bakterileri öldürür ve ağrı kesici olarak çalışır. Kullanmak için daha iyi bir yaklaşım ya bir macun yaparak ve etkilenen alana yerleştirmek ya da yavaşça çiğnemektir. Bu doğal tedaviyi, ağrılar bitene kadar birkaç gün tekrarlayabilirsiniz.

4. Soğan
Soğan, ağrılı bakterilerin ağrısına neden olduğu bilinen antiseptik ve antimikrobiyal özellikler sunar. Kullanmak için, bir parça soğanı kesin ve ağrının acı içinde çiğnemesini sağlamaktır. Bunlar, soğandaki suyun dişinize nüfuz etmesine izin verir. Acısı  çiğnemek için fazla ise, doğrudan etkilenen dişe karşı soğan parçasını tutmak için bir parmak uygulayabilirsiniz.  5 dakika, hatta daha uzun süre kalsın.

5. Salatalık
Salatalık,  diş ağrısına çare için kullanılan hemostatik ve yatıştırıcı etkileri olduğu için bilinir, hemostatik etkileri, etkilenen dişe kan akışını azaltmaya yardımcı olur, sonuçta azalır ve yatıştırıcı ağrı. Bir acıyı daha da kötüleştirebildiğinden önce soğuğa duyarlıysanız önce soğutulmuşsa oda sıcaklığına bir salatalık getirin. Sonra taze bir parça dilimleyin ve etkilenen alan üzerinde tutun. Bunun yerine, biraz deniz tuzu ile bir parça salatalık püre haline getirin, sonra ağrıyan dişin etrafına toplayın.

Öksürük için evde ne yapmalıyız

Öksürük ilk başladığında evde alınabilecek basit tedbirler şunlardır:
- Öncelikle bol ılık su içilmesi gerekir, sekresyonların yumuşamasını sağlayan en iyi tedavi bol su içilmesidir, ancak soğuk değil ılık su içilmesi uygundur. Günlük en az iki, içilebiliyorsa daha fazla ılık su önerilir. 


- Öksürük gece artış gösteriyorsa-ki özellikle ilk yatışta geniz akıntısına bağlı artabilir-yatağın başı yükseltilmeli, gerekirse çift yastıkla yatılmalıdır.
- Burun mutlaka açık tutulmalıdır. Burun tıkalı kalırsa ağızdan nefes alınacak ve boğaz kuruyarak öksürük daha da artacaktır.
- Öksüren kişinin kendisi sigara içiyorsa içmemesi, kendisi içmiyorsa da yanında içilmemesi ve bu dönemde her türlü keskin kokudan uzak kalması uygun olacaktır.
- Yine ağır efor öksürüğü tetikleyebilir, öksürüğü olan hasta ağır efordan kaçınmalıdır.
- Öksürüğün nedeni reflü ise buna yönelik tedbirler alınmalı, tanı daha önceden konulmuşsa hekim bilgilendirilip tedavi gözden geçirilmelidir.
- Öksürük ÜSYE sonrasında 2 haftayı geçiyorsa ve/veya artıyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.
- Öksürük kesici ilaçların kendi başına hasta tarafından kullanılması uygun değildir, mutlaka hekim gözetimi altında kullanılmalıdır. Kaldı ki günümüzde öksürük kesici ilaç kullanım alanları çok kısıtlı olup, öksürüğü kesmekten çok nedene yönelik tedavi uygulanması tercih edilmektedir.

Kene nasıl çıkarılır

Isırılmış kene ile bize gelmiş olan hastanın vücuda yapışık vaziyette olan keneyi çıkartmanın en önemli yollarından birini anlatacağım. 

Öncelikle keneyi çıkaracak olan hekim ya da kişi, tabi ki bunun hekim olmasını tercih ediyoruz, mutlaka eldiven giymek zorunda. Çünkü bunu çıkaran kişiye de bu kene ifrazatı ve diğer dokuları bulaşabilir ve keneyi çıkaran kişiye de bu hastalık sirayet edebilir. 



Kenenin çıkarılması için özel penset dediğimiz cerrahi set var. Bu cerrahi seti açıyoruz, bu cerrahi setin içinde özel kargaburun dediğimiz burnu eğik olan pensetleri tercih ediyoruz. Ama bu imkânlarımız yoksa arazide, piknikte olan bir bölgedeyse çok basit bir cımbızla da bu işi gerçekleştirebiliriz. 

Özel penset seti yoksa cımbız kullanılabilir

Evet, bu penseti alıyoruz ve kenenin yapışık olduğu noktaya dik bir şekilde kenenin vücut ile temas ettiği en alt noktaya kadar bunu yaklaştırıyoruz. Yani cilde temas ettiriyoruz. En alt noktadan tutmalıyız ki kenenin baş kısmı cildin içinde olduğundan onu bir bütün halinde çıkarabilelim. 

Şimdi burada yapılacak ilk hareket keneye tutar tutmaz çekmeyeceğiz. Önce keneyi pensetimiz ya da cımbızımızla temas edeceğiz. Temas ettiğimiz an bu kene cilt içindeki baş bölgesindeki vantuzlarını çekiyor. Yani dışarıdan uyarı vererek vantuzlarını geriye çekmesini sağlıyoruz. 

Kene yorulup vantuzlarını çekince cilt içine tutunacak bir noktası kalmıyor ve ondan sonra da dik bir şekilde yani dik açıyla bulunduğumuz yüzeye yukarı doğru ama sanki bir çivi çıkarıyormuş gibi sağa sola hareketlerle ama dik doğrultuda bu şekilde çıkarıyoruz. 

Keneyi bütün halinde çıkarmalı

Burada amaç keneyi tek bir vücut halinde çıkarmak. Yani orada bir başını, bacağını bırakmamamız gerekiyor. Ne kadar bütün halinde çıkarırsak bu hastalığın bulaşma riskini o kadar azaltmış oluyoruz.

Yetişkin insanlarda ateş nasıl düşürülür

Yetişkinlerde ateş nasıl düşürülür?

Yetişkinlerde ateş görüldüğünde yapılan en büyük yanlışlardan biri kat kat giyinmek. Ateş, üşüme hissini beraberinde getirse de ateşi yüksek biri ince tişört, şort gibi şeyler giymeli. 

Kalın giyinmek, yorganın altına girmek kişinin vücut sıcaklığının artmasına yol açar. Ateşli kişinin kalın giyinmesi, ateşin daha tehlikeli boyutlara çıkmasına neden olur.



Yapılması gerekenler

- Ateşi yüksek olan kişinin üzerindeki kalın kıyafetler çıkarılmalı.
- Baş bölgesi ve eklem yerlerine soğuk uygulama yapılmalı.
- Alın, koltuk altı, diz altı gibi bölgelere ıslak havlular koyulmalı.

Ateş soğuk uygulamaya rağmen düşmüyorsa, vücut sıcaklığında su ile duş alınabilir ancak çok soğuk ya da çok sıcak su ile kesinlikle duş alınmamalı. Su, vücut sıcaklığı ile aynı olmalı.

18 yaşın üstündeki bireylerde ateş düşürücü ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılabilir.

Eğer ilaç kullanımına ve soğuk uygulamalarına rağmen ateş düşmüyorsa doktora başvurmak gerekir.

Kızlarda ergenlik belirtileri nasıl olur

Kızlarda ergenlik belirtileri nelerdir, kızlarda ergenlik kaç yaşında başlar gelin birlikte göz atalım.
Kızlarda ergenlik dönemi ne zaman başlar?
Kızlarda ergenlik belirtileri daha erken süreçlerde meydana gelir. Kızların ergenlik döneminin başladığı yaş ile erkek ergenlik dönemi başlangıcı arasında birkaç senelik bir fark vardır. Bu durumun ana sebebi kız çocuklarının erkek çocuklarına göre daha çabuk olgunlaşmasıdır. Ülkemizde ve dünya genelinde kız çocukları için ergenliğe giriş yaşı 9 ile 13 olarak belirlenmiştir. Bu yaş aralığı çeşitli nedenlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Örnek olarak bazı Arap ülkelerinde iklim sıcaklığına bağlı olarak kızlarda ergenlik dönemine daha erken girilebilmesi gösterilebilir.
Kızlarda ergenlik belirtileri ruhsal ve fiziksel olarak ikiye ayrılmaktadır. Peki, bu belirtiler neler?
Kızlarda ergenlikte yaşanan fiziksel değişimler
Kızlarda ergenlik döneminde birçok fiziksel değişim meydana gelir ve bu değişimler genellikle kız çocuğunun bir kadına dönüşmesinde ön adım olarak görülebilir. 
Kızlarda ergenlik döneminde yaşanan fiziksel değişimler arasında şunlar yer alır:
-Kızlarda ergenlik dönemi göğüslerin büyümeye başlaması ile birlikte başlar. Bu dönemde göğüslerin ikisi de aynı hızla büyümeyebilir. Genetik faktörlere bağlı olarak bazı kızların göğüsleri daha büyük olurken bazı kızların göğüsleri ise daha küçük olabilir.
-Kızlarda ergenlik belirtileri arasında kıllanma da yer alır. Bu dönemde kızların genel olarak vücut yapısında tüylenme başlar. Tüylenme özellikle koltuk altında başlar.
-Ergenlik döneminin kızlarda getirdiği değişimlerden birisi de akıntıdır. Bu dönemde iç çamaşırları üzerinde sarı ya da beyaz renkli lekeler görülebilir, bu oldukça normal bir durumdur. Bu akıntıları önlemek için vajinanın nemli kalmaması ve mikrop kapmaması gerekmektedir.
-Kızlarda ergenlik döneminin en önemli değişimi yumurtalık çatlaması ile başlayan adet dönemidir. 28 günde bir olan, 3 ile 7 gün arasında devam eden bu dönemde şiddetli karın ağrıları oluşabilir.
-Ergenlik döneminde kızlarda yaklaşık olarak 10 ile 20 cm arasında boy uzar. Kiloda ise yaklaşık olarak 6 ile 18 kg arasında artış görülür.
-Hormonal sıvıların artışından dolayı cilt yüzeyinde yağlanma, sivilce ve siyah nokta oluşumu gözlenir.
-Kızlarda ergenlik döneminde yağ dokusunda büyük bir artış meydana gelir. Bunun sebebi kadınlık hormonu olarak adlandırılan östrojen hormonudur.
Kızlarda ergenlikte yaşanan ruhsal değişimler
Kızlarda ergenlik döneminin getirdiği fiziksel değişimler ruhsal değişimlere de neden olabiliyor. Kızlarda ergenlikte yaşanan ruhsal değişimler arasında şunlar yer alıyor:
-Bedende meydana gelen değişimler ergenlik döneminde kızlarda psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Göğüslerin büyümeye başlaması ile birlikte kızlarda kendini saklama içgüdüsü gün yüzüne çıkmaktadır.
-Bu dönemde kızların kendisi ile ilgilenmesinde artış meydana gelir. Ayna karşısında daha çok zaman geçirmeye başlayan ergen bireyde saç boyama, piercing takma gibi kendini farklı gösterme içgüdüsüne bağlı olarak değişimler gözlenebilir.
-Ergenlik dönemi kızlar için daha duygusal bir süreçtir. Bu süreçte aileye ve çevreye uyum sağlama daha zor bir hale gelir.
-Ergenlik döneminde ergen birey çok daha gergin ve sinirli bir ruh haline sahip olur. Bu dönemde aile içi iletişim büyük bir önem taşımaktadır.
-Derslerde başarısızlık, derslere karşı ilgisizlik görülebilir.
-Bu dönemde bazı kızlar daha dışadönük bir yapıya sahip olurken bazıları ise daha içedönük bir davranış şekline sahip olabilir.
-Kızlarda ergenlik belirtilerinden birisi de yeni arayışlar içinde olmak gösterilebilir. Bu dönemde ergen birey yeni arkadaş grupları edinebilir.
-Ergenlik döneminde ailenin çok baskıcı ve kuralcı bir tavır sergilemesi ergen bireyde çatışmaya dönüşebilir. Kurallara uymama, otoriteye saygısızlık bu dönemde sık görülen fiziksel değişimler arasında yer alır.
Kızlarda ergenlik kaç yaşına kadar devam eder?
Kızlarda ergenlik dönemi genel olarak 9 ile 13 yaşları arasında başlar ve 21 yaşına kadar devam eder. Bu sayının değişken bir sayı olduğu unutulmamalıdır. Uzmanlara göre ergenliğin 18 yaşında bittiği inancı doğru bir inanç değildir. 18 yaş ergenlik dönemi için bir sınır olarak belirlenmemelidir. 

Diş nasıl beyazlatılır

İnci gibi beyaz parlayan dişlere sahip olmak herkesin hayalidir ama nasıl inci gibi beyaz dişlere sahip oluruz dişleri nasıl beyazlatırız. aiaşte szilere derlenen beyaz dişlere nasıl sahip olunur beyaz dişlere sahip olmanın yolları.

İnsan fizyolojisinin yapısı gereği hiçbir dişin doğal rengi bembeyaz olamaz. Böyle bir düşünce hayalden ibarettir. Her kemik gibi dişler de beyaz değil, kemik rengi olarak da tabir edilen kırık beyaz-krem renkleri arasında bir renktedir. Ancak sonradan yapılan müdahalelerle dişin rengi değişebilir. Bu olguyu bilerek hareket etmeli, bembeyaz olmayan dişler daha az sağlıklı ya da yeterince temizlenmemiş olarak düşünülmemelidir. 
Önce doğal yöntemler
Diş beyazlatma hususunda kimyasal yöntemler olsa da öncelik doğal yöntemlere verilmelidir. Beyazlatma denildiğinde akıllara ilk gelen şey şüphesiz ki karbonattır. Düzenli kullanımda karbonat uygulanan bölgede beyazlama görülür. Ayrıca bu etkinin arttırılması için, karbonatı su yerine limonla açmanız tavsiye edilir. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra 1 çay kaşığı karbonatı birkaç damla limon ile karıştırarak diş fırçanızla dişlerinize macun gibi uygulayın; birkaç dakika sonrasında ağzınızı durulayın. Karbonat güçlü bir madde olduğundan sık kullanım neticesinde dişlerinizi aşındırabilir. Bu işlemi haftada 1 kez uygulamanız yeterli olacaktır. 
Çilek hem lezzetli hem de etkili
Çilek enfes lezzetinin yanında tam bir doğal diş beyazlatıcıdır. Ezdiğiniz çilek ile dişlerinizi temizleyebilirsiniz. Ezdiğiniz çilekleri diş fırçanızla alıp dişlerinizi birkaç dakika boyunca fırçalayın. Sonrasında ağzınızı suyla temizleyin. Bu işlem her akşam uygulanabilir.
Muzu yedikten sonra kabuğunu atmayın
Muzun faydaları saymakla bitmez. Peki kabuğu? Muzun kabuğunda bulunan potasyum dişlerinize zarar vermeden renginin açılmasını sağlar. Kabuğun iç tarafını dişlerinize sürün. Bu hareketi yaparken oldukça nazik olmak önemlidir. Zira diş minesi çok hassas bir yüzeye sahiptir. Birkaç dakikanın ardından ağzınızı suyla temizleyebilirsiniz.
Kimyasal işlemler
Doğal yolları denediniz ve ulaştığınız beyazlık hâlâ sizi tatmin edecek düzeyde değil. İşte bu noktada artık kimyasal işlemlere başvurmak gerekiyor. İlk olarak ekstra beyazlatıcı diş macunları işinizi görecektir. İçeriğinde bulunan maddeler neticesinde zamanla dişlerinizdeki lekelerin renginin açıldığını göreceksiniz. 
En iyisini diş hekiminiz bilir
Kendi başınıza deneyebileceğiniz yöntemlerden bahsettik. Burada önemli olan husus diş sağlığınıza zarar vermeden istediğiniz beyazlığı yakalamaktır. Dolayısıyla kimyasal yöntemlere başvuracaksanız diş hekiminizin yönlendirmesiyle hareket etmeniz en doğrusu olacaktır. Hekiminiz sizi muayene ettikten sonra dişlerinizin durumuna göre kendisi kimyasal bir beyazlatma işlemi uygulayabilir ya da ev tipi beyazlatma adı verilen yöntemi tavsiye edebilir.
Her şeyin başı bakım
Dişlerinizin beyaz olması için bu yöntemlerden faydalanabilirsiniz. Fakat tüm bu işlemlerin dışında dikkat etmeniz gereken bir husus daha vardır. Dişlerinizin rengini nasıl koruyacağınız en az beyazlatma kadar önemlidir. Günlük yaşantınızda tükettiğiniz çay, kahve, sigara gibi ürünler zaman içinde dişlerinizde lekelere sebebiyet verir. Bu ürünleri tükettikten hemen sonra dişleri fırçalamak, verilen zararı minimum düzeye indirecektir. Düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanma alışkanlığını kazandığınızda dişlerinizin beyazlığını muhafaza edebileceğinizi göreceksiniz

Damak yarası nasıl geçer

Damak yarasına ene iyi gelir sorusu son zamanlarda enfeksiyonel hastalıkların artmasıyla beraber çok fazla sorulmaya başlandı. Damak yarasının muhtemel nedenleri arasında Ateş, mide ağrıları veya ağız enfeksiyonları, ağız ülseri gibi nedenlerden meydana gelebilmektedir. Bu enfeksiyonlar, küçük lekeler veya daha büyük yaralar olarak ortaya çıktığı için acı veren ve çok can sıkıcı bir durumdur.


 Damakta meydana gelen yaralar ağzın herhangi bir yerinde (dudak, diş etleri ve damak) görünebilen küçük ülserlerdir. Bu küçük şişkinlikler genellikle yüksek ateş, mide problemleri veya ağız enfeksiyonlarının sonucudur, ancak diş prosedüründen sonra da ortaya çıkabilir.
Damakta meydana gelen yaraların evde bitkisel olarak tedavi edilmesi mümkündür. Ancak ağızda meydana gelen yaralar bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına da işaret ediyor olabilir. Bu sebepten dolayı damak yarasına evde tedavi yöntemi belirlemeden önce bir uzmana danışılmasında fayda var.
Damak yarasını tedavi etmek için ağız hijyenini sağlamak şarttır. Damak yarasını etkin ve bitkisel yöntemle tedavi edebilmek için size birkaç yöntem sunacağız. İşte damak yarasına ne iyi gelir sorusunun cevabı ve damak yarasına iyi gelebilecek bitkisel yöntemler…
 Bir çay kaşığı tuz, bir başka sodyum bikarbonat ve biraz hidrojen peroksit içeren yarım bardak su.
 Nasıl yapılır?
 Tüm malzemeleri karıştırın, sonra ağzınızı günde iki veya dört kez veya dişlerinizi fırçaladıktan sonra durulayın. Yaranın yavaş yavaş ortadan kalkacağını ve ağrınızın azalacağını göreceksiniz.
Aloe vera 
 Aloe vera şüphesiz, kemik yaralarınızın medikal tedavisi için en iyi bilinen ve önerilen doğal ilaçlardan biridir. Bu bitki, ortaya çıkan genlerden kurtulabilmenizi sağlayacak birçok önemli fayda sunar, bu durumda damakta ağrılı bir yaranız varsa aloe verayı kullanabilirsiniz. 
Nasıl yapılır? 
Bu ev ilaçlarını hazırlamak için aloe vera yaprakları ve ılık su kullanmalısınız. Aloe vera kristallerini bitkinin yapraklarından ayırın. Bu jeli sıcak su ile karıştırın. Her gün bu karışıma gargara yöntemi uygulayın. Aloe vera'nın gücü sayesinde, ağızda bulunan yaralarla hızlı bir şekilde bitirebilirsiniz.
Tuzlu su yöntemi  
Suyu sağlıklı bir tuz ile karıştırın ve ağzınızı bu karışımla çalkalayın. Ancak eğer dayanabileceğinizi düşünüyorsanız damakta bulunan yaraya direk tuzla baskı uygulayabilirsiniz.
Buz yöntemi 
Ağzınızda bir parça buz gezdirerek damakta meydana gelen yaraları hızlı bir şekilde geçirebilirsiniz.

Gözde çıkan arpacık nasıl geçer

Gözde arpacık çıkması, insanların sık karşılaştığı sorunlar arasında yer almaktadır. Arpacık, genellikle çok önemli bir rahatsızlık olmamakla beraber nadiren cerrahi girişim uygulanabilir. 


Arpacık nedir?
Arpacık göz kapaklarında olan yağ bezelerinin şişmesi ve orda yara meydana getirmesi durumudur. Göz kapaklarında yer alan yağ bezeleri, gözün yüzeyini kaplayan sebum oluştururlar. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur.
 Gözde arpacık neden çıkar?
Arpacığın meydana gelmesinde çeşitli nedenler bulunmaktadır. 
Yağ bezelerindeki tıkanma 
Bu nedenlerin en başında göz kapaklarında meydana gelen yağ bezelerindeki tıkanmadır. Bu tıkanma kandaki yağ oranı fazla olan kişilerde, daha fazla meydana gelmektedir. Gözde çıkan arpacığın bir diğer nedeni ise, bağışıklık sisteminin zayıf düşmesi durumudur.

Bağışıklık sistemi 
Bağışıklık sisteminin zayıf düştüğü zamanlarda gözde arpacık, dudakta ve ağız kenarlarında uçuk meydana gelebilir.

Makyaj temizlemeden uyumak 
Arpacığın bir diğer nedeni arasında da makyaj malzemeleri vardır. Başkasına ait olan göz kalemlerini veya herhangi bir makyaj malzemesini kullanmak arpacığa sebep olabilir. Aynı zamanda makyajın iyi bir şekilde temizlenmemesi arpacığa neden olan bir diğer etkendir.

Yağlı yiyecekler tüketmek 
Çok fazla abur cubur ve yağlı yiyecekler tüketmek de arpacığa neden olabilir.

Stres 
Stres cilt hastalıklara davetiye çıkartan en önemli nedendir. Dolayısıyla stres ve olumsuz yaşam koşulları arpacığa sebebiyet verebilmektedir.
Kronik arpacık nedir?
Arpacık belirli aralıklarla çıkmaya başladığında kronikleşmesi sorunu akılları kurcalayabilir. Eğer arpacığınız iyileşiyor ve en az 2 ay sonra tekrar ediyorsa kronikleşmiş arpacık sorunu meydana gelmiş olabilir.
Bu durum için muhakkak uzman bir doktora danışılması gerekir. Uzmana danışıldığı takdirde gerekli müdahale ve tedaviler yapılacaktır.
Arpacık meydana geldiği andan itibaren kişiyi rahatsız etmeye başlar ve kötü bir görüntünün oluşmasına neden olur. İki göz kapağınız bir birine çarptığı andan itibaren acı hissetmeye başladıysanız muhtemelen arpacık çıkmaya hazırlanıyor demektir. Arpacık kendini göstermeden gerekli önlemleri alırsanız işiniz daha kolay olacaktır. 
Arpacık nasıl geçer?
Arpacığın çıkmaya başladığını hissettiğinizde size vereceğimiz kolay bir yöntemle arpacığın çıkmasını engelleyebilirsiniz. 

Sıcak su yöntemi 
Gözünüze sıcak suya batırılmış bez ile kompres yaparsanız arpacık çıkmadan, çıkmasını engellemiş olursunuz. 

Beslenmeye dikkat 
Arpacık genellikle bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıktığı için demir ve vitamin yönünden zengin olan gıdalardan beslenin. Sebze ağırlıklı ve antibiyotik içeren sebzeler iyi gelecektir. Sarımsak yemek de arpacığı hızlı bir şekilde geçirir.

Papatya çayı 
İyice demlenmiş papatya çayını gözünüze tonik gibi uygulayarak da arpacıktan kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Patates yöntemi 
Patatesin içerisinde bulunan nişasta ve çeşitli mineraller arpacığın kısa süre içerisinde yok olmasını sağlayacaktır. Patatesi ortadan ikiye bölüp belirli aralıklarla göze uygulamak arpacığa iyi gelecektir.

Sarımsak yöntemi 
Arpacık tedavisinde sarımsağı yemenizin yanında, arpacık çıkan bölgeye de uygulayabilirsiniz. Sarımsağın içerisinde yer alan antibiyotik kısa süre içerisinde derdinize çare olacaktır. Sarımsağı rendeleyip, arpacık çıkan bölgede belirli aralıklarla bekletmek tedaviden olumlu cevap almanızı sağlayabilir.

Ağda acısı nasıl azaltılır

Biz kadınlar istenmeyen tüylerden kurtulmak için çok çeşitli yöntemler deniyoruz. Ancak hemen hemen her yöntem biraz acılı olabiliyor. Ancak ne bu yöntemlerden vazgeçebiliyoruz ne de acıdan o yüzden bugün elmaelma.com olarak ağda ve çeşitli epilasyon yöntemlerinde acıyı azaltmak için evde yapabileceğiniz pratik yöntemleri sıraladık sizde ağda öncesinde bu yöntemleri deneyebilirsiniz.



ASPİRİN İÇMEK ACIYI AZALTIR MI?
Asprin gibi ya da parol gibi zararsız bir ağrı kesiciyi, ağda yapmadan önce yaklaşık 30 dakika önce almak, beyindeki ağrı merkezini bir miktar bloke edeceği için ağda esnasında yaşayacağınız ağrıyı azaltabilir.
BUZ MASAJI 
Ağda yapılacak bölgeye buz sürerek bir süre masaj yapmak o bölgeyi uyuşturmak için soğutucu spreyler ile aynı işi göreceği için doğal olarak kullanılan yöntemler arasındadır. En yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri olarak kullanılmaktadır.
MASAJ YAPMAK İŞE YARAR MI?
Sıcak suya batırılmış bir havlu ile kompress yapmak ya da bacaklara hafif sert bir masaj yapmak ağda öncesi bacakların uyuşmasına katkı sağlayacaktır.
AĞDA ÖNCESİ BEBEK PUDRASI UYUŞTURUR MU?
Uygulama bölgesine bolca bebek pudrası sürmenin de psikolojik olarak mı bilinmez, acının azaltılmasında çok etkili olduğu söyleniyor.
AĞDA ALMA YÖNTEMİ...
Ağdayı ince bir tabaka halinde tüylerin aksi yönüne almazsanız acılı geçen bu süreci en aza indirgeyebilirsiniz. Böylelikle acının dozunu minimuma düşürebilirsiniz. Her ne kadar aksi yönünde elde ettiğiniz sonucu tek çekişte alamasanız bile bu yöntem sizi ağdaya alıştırabilir

Bel ağrısı nasıl geçer

Tüm yıl boyunca özlemle beklediğimiz yaz mevsimi nihayet geldi. Kimimiz soluğu tatil mekanlarında alırken, kimimiz de planlarını yaptı, heyecanlı bir bekleyiş içinde. Ancak dikkat! Sıkça yaptığımız hatalı davranışlar bel veya boynumuzda ciddi sorunlar oluşturarak tatilimizi kabusa dönüştürebiliyor. Dolayısıyla kas spazmı, sinir sıkışması, tendon yırtığı, bel ve boyun kırığı ya da fıtığı gibi birçok sorunu önlemek için koruyucu tedbirler almamız şart.


Küçük bavul tercih edin
Tatilde bel sağlığınız için dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri, bavulunuzu doğru taşımak olmalı. Bunun nedeni ise çok ağır olan ve doğru taşınmayan bavulların dengesiz ve yüksek ağırlıkta taşınması sonucu bel ile boyun fıtığını tetikleme riskinin olması. Bavulu yukarı kaldırmanız gerektiğinde, yerden alırken diz kapaklarınızı mutlaka kırarak eğilin. Bavulunuzu aldıktan sonra yavaş ve aşama aşama kaldırın. 
Bavul veya herhangi bir yükü kaldırma aşamasında belden dönme hareketini asla yapmayın, mutlaka ayaklarınızın yardımıyla dönün. Büyük bir bavul yerine ideal kilolarda 2-3 küçük valizi tercih edin. Sırt çantası kullanacaksanız eğer kesinlikle tek omuzda taşımayın, yükün her 2 omuza eşit şekilde dağılmasını sağlayın.
En az 2 saatte bir araçtan inin
Aracın türü ne olursa olsun, yolculuk sırasında vücut şeklimiz uzun süre aynı pozisyonda kaldığı için bel, sırt ve boyun ağrıları gelişebiliyor. Bu nedenle en azından her 2 saatte bir araçtan çıkıp en az 5 dakika yürüyün ve mümkünse esnetme hareketleri yapın. 
Araç içinde olduğunuzda bel ve boyun bölgenizi destekleyen yastıklar kullanmanızda fayda var. Bu sayede bel ile boyundaki kasılma ve gerilmeyi önlemiş olursunuz. Ayrıca her 15-20 dakikada bir kol ve bacaklarınızı hareket ettirip, pozisyon değiştirmeye de özen gösterin.
Sığ suya kafa üstü atlamayın
Boyun travmalarının önemli bir bölümü sığ suya atlama sonrası görülüyor. Sığ suya atlamak özellikle üst boyun kırıkları ve omurilik hasarı nedeniyle geri dönüşümü olmayan, kollarda ve bacaklarda felç haliyle sonuçlanabiliyor. Omurilikte felce yol açabilecek hasar oluşumunu önlemek için derinliğini bilmediğiniz deniz veya havuzda asla balıklama atlamayın.

Vulva ağrısı nedir nasıl olur

Vulva kadında dış genital bölgeye (vajinanın etrafındaki dokuya) verilen isimdir. Bu hassas bölgedeki ağrı ve hassasiyet oldukça rahatsız edici bir durumdur ve çoğu kadın hayatının bir döneminde bunu deneyimlemiştir. Peki vulva ağrısı neden olur?

Vulva ağrısı tipleri nelerdir?

Yaygın tip: Kendiliğinden başlar ve aylarca sürebilir.
Lokalize tip: Ağrı belli bir alandadır ve genellikle adetten önce belirgin hale gelir.
Vestibul ağrısı: Ağrı tam vajina girişinde hissedilir.
Siklik tip: Ağrının başlangıcı ve bitişi adet döngüsüyle alakalıdır. Genelde adet öncesi şiddetlenir.

Vulva ağrısı sebepleri nelerdir?

Vulva ağrısı iyi anlaşılan bir durum değildir. Bulaşıcı ya da seks yoluyla yayılan bir durum da değildir. Kanser belirtisi hiç değildir. Araştırmacılar aşağıda yer alan bazı durumlar ile bağlantılı olduğunu belirtmişlerdir.

Tekrarlayan mantar enfeksiyonları: Sık geçirilen mantar enfeksiyonları, vulva bölgesinde sinir hassasiyetine ve sinir liflerinde artışa neden olur. Bu da vulva ağrısıyla sonuçlanır.

Fiziksel ya da seksüel travma: Vulvadaki sinir uçları doğum sırasında, cinsel istismarda ve yeterli ıslaklık olmadan yapılan sekste hasar görebilir. Bisiklet ya da at binmek gibi aktiviteler bu bölgede basınca neden olabilir ve sinir hasarına neden olabilir.

Kronik ağrı durumu: Vulva ağrısı yaşayan kadınların çoğu, fibromiyalji ve irritabl barsak sendromu gibi inflamatuar hastalıklara sahiptir. Yani vulva ağrısı bu genel inflamasyonla ilgili olabilir.

Alerji: Sabunlar, jeller ve deodorantlar alerjik durumlara neden olabilir. Bu da ağrı, irritasyon ve enfeksiyona yol açar.

Hormon tedavisi: Bazı çalışmalar hormon tedavisi alan kadınlarda vulva ağrısının daha sık olduğunu belirtmektedir ama bunun tam tersini öne süren çalışmalar da sıktır.

Vulva ağrısı için ne zaman yardım istenmeli?

Doktorunuzla bu konuda açık olarak konuşun. Vulva ağrısı, yaşam tarzınızı ve ilişkinizi etkileyebilir. Doktorunuz sebepleri araştıracaktır. Vajinal enfeksiyon, ağrılı seks ve vajinal kuruluk sorgulanması gereken konulardır. Gerekirse bazı testler yapılabilir.

Ses kısıklığına ne yapılmalı

Ses kısıklığına ne yapılmalı ses kısıklığına iyi gelen karışım nasıl yapılır. Ses kısıklığı oldu konuşmakta zorluk çekiyorsunuz bunun için evde yapmanız gerekenler .



Bir tutam böğürtlen yaprağını 2 bardak suda kaynattıktan sonra 15 dakika demleyin sonra içine bir dilim limon koyarak ve bal ile hafif tatlandırın ve için.

Böğürtlen yaprağı suyu ile içine bal ve limon koymadanda gargara yapmanız yaralıdır.

Ses kısıklığını gidermek için ıhlamur gargarasıda iyi gelir.



Ayrıca okaliptus yaprağını kaynatarak başınıza bir havlu örterek buharını teneffüs edin.

Kurutulmuş kayısı yemek ve bunun kompostosunu içmekde iyi gelir.

Yada bir litre suya 6-7 tane karanfil atarak kapalı bir kapta kaynatın. Sabah akşam bir çay bardağı için.

Basur nasıl tedavi edilir

Basur nasıl tedavi edilir hemoroit nasıl geçer. Basur için evde pratik bir şekide hazırlayacağınız karışımla basur tedavi edebilirsiniz.

10 adet patlıcanın yeşil sap kısmını patlocandan ayırın. Temizce yıkayıp bir tencerede 10 bardak suyla kaynatın. Kaynamaya başlayınca tencerenin kapağını kapatın alevi iyice kısın yarım saat yavaş yavaş kaynadıktan sonra ocağı kapatın kapağı açmadan kendi kendine soğusun soğuyunca içindeki sapları atın sarı renkli suyu buzdolabına koyun.




-Akşam yatarken aç karnına 1 su bardağı için.
-Sabah kalkınca aç karnına 1 su bardağı için.

Tedavi 5 gün sürecektir.

Bu 5 gün içinde sirke turşu domates bulgur çilek acı biber yasak. Sonra yiyebilirsiniz. Demir sandelyeye taşa oturmak yasak.

Ardıç yağını pamukla her gün basura sürün ve o bölgeyi çok temiz tutun.

Bu yöntem basur için etkilidir.


Bipolar bozukluk nedir

Bipolar bozukluk çevresel ve genetik faktörlerin etkileriyle ortaya çıkan ciddi bir rahatsızlıktır. Manik depresif bozukluk ya da manik depresyon adıyla da bilinir. Bipolar bozukluk insanlara riskli davranışlar nedeniyle zarar verir, herhangi bir tedavi uygulanmazsa intihar ve ölüme neden olabilir.


Bipolar bozukluğun evreleri nelerdir?
Bipolar bozukluğun birbirine zıt 2 evresi vardır. 
1) Mani veya hipomani 
•    Aşırı neşe ve yersiz mutluluk hali, öfke, sinirlilik ya da agresiflik
•    Aşırı konuşma, konudan konuya atlama, düşüncelerin hızlanması
•    Abartılı özsaygı
•    Alışılmışın dışında enerji, daha az uyku ihtiyacı,
•    İmpulsivite, düşüncesizce doyuma ulaşma isteği, (yüksek riskli iş yatırımları, hızlı araba kullanma, alışveriş çılgınlığı, ani seyahatler, aşırı ve rastgele seks)
2) Bipolar depresyon  veya majör depresyon
•    Depresif ruh hali ve düşük özsaygı, düşük enerji ve ilgisizlik
•    Her zamanki aktivitelere karşı ilgi veya haz eksikliği,
•    Üzüntü, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk duygusu,
•    Yavaş konuşma ve yorgunluk
•    Uykusuzluk veya fazla uyuma
•    İntihar düşüncesi veya intihar girişimi
•    Düşük konsantrasyon veya konsantrasyon zorluğu

Bipolar bozukluğun nedenleri nelerdir?
Bipolar bozukluk çevresel ve genetik faktörlerin etkileriyle ortaya çıkabileceği gibi beyin kimyası ya da sinyal iletimindeki düzensizliklerle de ortaya çıkabilir. Ayrıca genetik yatkınlık olmamasına rağmen bipolar bozukluk görülebilir. 
Genetik yatkınlığı olan kişilerde stresli yaşam ve yaşanan olaylar bipolar bozukluğu tetikleyebilir. Bipolar bozukluk her yaşta ve her cinsiyette ortaya çıkabilir.
Bipolar bozuklukta tanı nasıl konulur?
Doktor aile geçmişinizle birlikte sizin ruh durumunuzu araştıracaktır. Yapılacak laboratuar testleriyle birlikte teşhisi koyacaktır. Bipolar bozukluk depresyonla birlikte başlar ve ilerleyen yıllarda daha şiddetli sorunlar ortaya çıkarır. Erken tanı ile aile, iş ya da okul sorunları, alkol, madde kullanımı veya intihar girişimi engellenebilir. Ne kadar geç tanı konulursa tedavi için o kadar geç kalınmış demektir. 
Bipolar bozukluğun tedavisi nasıl olur?
Bipolar bozukluk, psikoterapi veya ilaçlarla tedavi edilebilir. Manik ve depresif ataklar tedavi sayesinde düzelme görülür. İlaç tedavisi akut tedavi ve koruyucu tedavi olmak üzere 2 basamaktan oluşur. Akut dönem, hastalık belirtileri başladığı zaman belirtileri hızlıca yatıştırmak için uygulanan bir yöntemdir. Hasta kişi bu dönemde hastaneden yatarak tedavi olur. Hastanın ve çevresindeki kişilerin güvenliği sağlanır, hastanın intihar riski varsa bu durum ortadan kaldırılır. Koruyucu tedavi yönteminde ise hastanın yeniden atak geçirmesi engellenir.

Bipolar bozukluğuna kimlerde görülür?
Bipolar bozukluk her yaşta görülebilir. Ancak 15 ila 24 yaş arasında görülme sıklığı fazladır. Her 100 kişiden 2’sinde vardır. Kadın erkek fark etmeksizin tüm dünyada görülen bir hastalıktır. 
Bipolar bozuklukta hastaneye ne zaman yatmak gerekir?
Mani döneminde olan hastaları intihar düşüncesinden uzaklaştırmak için hastaneye yatırmak gerekir. Mani ve depresyon atakları yaşayan hastaların %90’ı hayatları boyunca en az 1 kere hastaneye yatırılmıştır.