Çocuklar Duymasın 49. bölüm özet: Emre'ye kız istemeye gidiliyor

Simay'ı istemeye 2 gün sonra gideceklerdir. Haluk ve Meltem istemeye çekirdek aile olarak gitmeyi planlarken Tuna ve Gönül de gitme planları yapar; hatta ne giyeceklerini bile planlarlar. Özlem ve Sertaç da Haluk onların nikah şahidi olduğu, tatile beraber gittikleri ve kapı komşusu oldukları için gitmeleri gerektiğini düşünür. İki taraf önce tartışır sonra anlaşmak zorunda kalırlar. Şirketten Tolga, İrem, İsmail bey de gelince otobüs tutarlar.

Şükrü ve Hüseyin tekrar bir araya gelmişlerdir. Hüseyin; Minik'in kalbini kırar. Bütün bölüm boyunca menemenin soğanlı mı soğansız mı olması gerektiği konusunda tartışmalar ve iddialar olur.
Minik ve Hüseyin karşı karşıya gelir. Minik biraz üzülür. Haluk ve Tuna bu konuda tartışırlar. Anket sonuçlanır. Soğanlı menemen kazanır

Emine ve Kadriye anne yemekler menemenin soğanı yüzünden tartışırlar. Aralarındaki ilişki kopma noktasına gelir. Meltem; Kadriye anneyi çağırır. İki kadın barışır ama oraya gelen Sertaç yine ortalığı karıştırır.

Emre ve Veto'nun planladığı site kurulmuştur. Kodlamayı yapan çocuk; güvenlik alt yapısı oluşmadan açmak istemese de Emre 2 gün sonra kız isteyeceği için siteyi hemen açmak ister. Güvenlik olmadan açarlarsa sitenin hacklaneceğini düşünmektedir.

Şirkette Tolga ve İrem'in arası hala kötüdür. İrem Tolga'ya sosyal medyada ondan özür dilerse affedeceğini söyler. Tolga paylaşım yapar; İrem affeder ama annesi kızar. İsmail bey bütün gün telefonla oynayıp işlerini toplantılarını sallar. Telefondaki kadın sesine aşık olduğu anlaşılır.

Simay'ın babası Haluklara gidip bir şey isteyecektir. Emre panik olur ama adamın istediği oldukça farklıdır. Kız isteme merasimi sırasında hiç bir resim çekilmemesini ve paylaşım yapılmamasını ister. Tuna bu duruma çok kızar ve üzülür. Kabul etmek istemez. Sertaç da Tuna tarafında konuşunca Simay'ın babası adama kafa atar.

Ardiyede buldukları eşyalar arasında Haluk'un aşk mektuplarını bulurlar ama Meltem okumaz. Haluk eşyaların çoğuyla vedalaşamaz. Mektupları Haluk'a sorduğunda çocukluk aşkına yazdığını söyler

Yağlı güreşler için ödül büyük olunca Hüseyin; Kemal amcanın yardımıyla idman yapmaya başlar. Ertesi gün yarışma başlar. Yarı finalde karşısına Minik çıkar. Dizi bu ya Hüseyin kazanır ama yanlış hareket yüzünden diskalifiye olunca Minik kazanır. Minik kazandığı parayı mahalledeki ihtiyaç sahiplerine dağıtır.

Tuna o kadar çok paylaşım yapar ki Meltem onu takibi bırakır. Tuna bunu fark edince çok üzülür. Meltem o kadar paylaşım yapmayacağına söz verince Meltem tekrar Tuna'yı takibe alır

Uygulamaları daha piyasaya çıkmadan bir yatırımcı 100 bin verip projeyi satın almak ister. Herkes çok sevinir ama Emre bunu istemez. Ailesine sorma karşılığında "Tamam" derler. Anne babası ilk başta sevinse de oğullarına destek verirler.

Kızım dizisi 1. bölüm, konu ve karakterler




Öykü annesini daha bebekken kaybetmiş küçük bir kız, babası da yok ortada; teyzesi büyütmüş onu. Ne iş yaptığı belli olmayan değişik bir kadın olan teyzesi pek de ilgilenmiyor çocukla. Bir gün Öykü okuldan geliyor, bir bakıyor ki, teyzesi gitmiş, ona da bir mektup bırakmış; babasının adını ve adresini yazmış. Çocuk mecburen gidiyor hiç tanımadığı babasının yanına.

Babası da Demir adında başı beladan kurtulmayan, sorumsuz, günü birlik yaşayan bir adam. Öykünün geldiği gün Demir karakoldaydı, arkadaşı da kızının ortaya çıkmasını hakimin takdiri için kullanabileceklerini düşündü. Öyle de oldu, hakim Demir'i dışarıdan yargılanmak üzere salıverdi. Mecburen Öykü'yü yanına almak zorunda kaldı Demir, ama çocuğa çok kötü davrandı. İlk fırsatta ondan kurtulmayı da kafasına koydu.

Bu sırada Candan adında veteriner bir genç kadınla tanıştı Öykü. Tesadüfe bak, Demir'in arkadaşının getirdiği yeni dolandırıcılık işine göre de Candan'a babasından kalan antika tabloları değerinden çok çok ucuza almak için sahtekar bir aracı için çalışacaklardı. Öykü de bunu duydu ve Candan ablasına durumu haber vermeye karar verdi. Ama o gün hastalandı, ertesi gün koşa koşa Candan'ın dolandırılmasını önlemeye gitti.

Demir ve arkadaşı düzgün giyinmişler, bilmesi gereken her şeyi de ezberlemiş Demir, ünlü bir sanat uzmanı olarak çıktı Candan'ın karşısına. Fiyat konusuna gelince, üç tabloya bir milyon lira dediler. Bir milyon da onlar alacaklar alıcıdan, aslında çok çok daha değerli o eserler. Candan tam anlaşmayı imzalayacaktı, kapı çaldı. Gelen Öykü'ydü. Demirve arkadaşı Öykü'yü görünce, donup kaldılar. "Candan abla, sana anlatmam gerken bir şey var" dedi Öykü. İlk bölüm burada bitti.


Ufak Tefek Cinayetler 33. bölüm özet. Yeni sezonda Sarmaşık daha da hareketli

Star da yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler dizisi ikinci ve yeni sezona yeni karakterlerle devam ediyor. 2019 yılına atlanmış; Oya Toksöz tutuklanıp ceza evine konuyor. İşlediği suçu itiraf eden Oya; olayları en başından anlatmaya başlıyor. 

Komiser ise Oya'nın partisinde doktor Elif Işık'ın olduğunu ve orada zehirlendiğini kanıtlamış; bu yüzden dava açık ve yardımcısı da yanına dönmüştür. Partidekileri toplayıp Elif Işık cinayeti ile ilgili sorgularlar. Burcu, Arzu ve Pelin gibi bazıları Elif'i tanımasa da zehri hatırlamaktadır. Serhan, Merve partide kadınla konuşmuş; Oya ise kadını tanımakta ama partiye geldiğinden haberi yoktur. Hazır sorguya almışken hepsine Edip'in ölümü ile ilgili de sorular sorar. İfadeler bire bir tutunca komiser daha da şüphelenir. 

Aksaklar boşanmamış çünkü Merve; kimseye bir şey demeden çocuğu alıp yazın İngiltere'ye gitmiş ve kimse ona ulaşamamış. Serhan da kızını göremeyeceğinden korktuğu için boşanmaktan vazgeçmiş. Merve yurda döndüğünde Oya'nın büyük evi sattığını ve eski evine taşındığını öğrenir. Oya'ya göz dağı vermeye gittiğinde Oya'nın Serhan'ın bebeğini doğurduğunu öğrenir. Merve hemen Sarmaşık'a taşınma kararı alır ve büyük evin yanındaki eve yerleşir. 

Oya erken ve zorlu bir doğum yapar. Edip'in mezarına ziyarete gittiğinde orada Kerim ile tanışıyor. Edip'in öğrencisi olduğunu söyleyen Kerim; acımasız, bekar, zengin bir karakter. Pelin, Taylan ve Emre ile aynı üniversiteden aynı basketbol takımındandır. 

Pelin üniversiteden Emre isimli arkadaşlarının Sarmaşık'a taşına taşındığı için panik olur. Emre Çelen; armatür, zengin bir ailenin oğlu. Eski eşi Pelin - Taylan çifti ile görüşmeyi istemediği için araya mesafe koymuşlar; boşanınca da Sarmaşık'a hem de Arzuların dibine taşınır. Nişanlısı ise sürpriz isim plates hocası Burcu'dur. 

Arzu tam gaz iş hayatında devam ederken Mehmet ile de yeniden evlenmiştir.

Serhan'ın hep gittiği bir köylü Mehveş'in restaurantının Kerim'e borcu varmış; icra başlatılmış. Kerim de çiftliği almak için harekete geçmiş. Serhan bunu öğrenince adamla konuşmaya gider. İki erkek karşılıklı çiftlik için restleşirler.

Birisi gelip Elif Işık'ı öldürdüğünü itiraf eder. İfadesinde "Elif Işık yıllar önce benim ve karımın tedavisini üstlenmemişti; parti çıkışı onu sıkıştırıp tehdit edip; zorla zehirli su içirdim" der. Komiser buna inanmaz ve Sarmaşıkla ilişkilendirmek için çalışmaya başlar. Yıllar önce itirafçının Aksakların evinde bahçıvan olarak çalıştığı bilgisine ulaşırlar. 

Merve güç toplamak ve Oya'nın bebeğini anlatmak için Serhan'ın annesine gider. Ardından dik durmak için evinde "Hoş buldum" partisi verir. Herkes partidedir. Üniversite zamanında Kerim; Taylan'ı kendisine bakmaya gelen 1. lig takım yetkilileri önünde pas vermediği için dövmüştür. Taylan; Kerim'i partide görünce kaçarken Pelin de yıllar önce bir doğum gününde gizlice bir şeyler yaşadığı Emre'den uzak durmaktadır.  

Kerim ve Merve partide karşılaşır. Dışarıya karşı ilk defa tanışıyormuş gibi yaparlar ama önceden tanıştıkları hatta sevgili olduklarını öğreniriz. Merve'nin çocuğu Serhan ile görüşmeye başladığı; Aksaklar daha zengin olduğu için terk etmiş olduğunu öğreniriz


Sen Anlat Karadeniz 22. bölüm özet. Şer ittifakı kuruluyor

Atv de yayınlanan ve yayın gününde reytinglerde birinciliği Diriliş Ertuğrul'dan alan Sen Anlat Karadeniz'in ikinci sezonunun ilk bölümünde Tahir atıldığı denizde yaşam mücadelesi vermektedir. Baş parmağını askerde öğrendiği şekilde çıkarıp kurtulur ve yüzeye çıkar.

Murat Nazar'ı görmeye gidince kız onu görüp kavga ederken babası Cemil gelip Nazar'a kızar. Türkan hemen Kalelilere gidip Saniye'ye oğluna sahip çıkması konusunda kavga çıkarır. Tahir denize atladığında Vedat; Saniye'yi arayıp "Başınız sağolsun" diyince kadın fenalaşıp yere düşer. Daha oradan ayrılmamış hemşire Nazar'dan yardım isteyip hastaneye götürürler. Kadının küçük bir kalp krizi geçirdiğini öğrenirler ama durumu iyidir.

Nefes Vedat'a onunla gideceğini Tahir'i sevmediğini söyler. Vedat'a kendisiyle geleceğini ama Kalelilere borcunu ödemek için Mustafa'yı kurtarmak istediğini söyler. Vedat polis imdatı arayıp Necip'i Rüstem'in öldürdüğünü, silahın ve kanlı gömleğin yerini söyler. Adamına savcıya gidip teslim olmasını emreder. Mustafa böylece kurtulacaktır. Kendisi hakkında da evrakta sahtecilik suçlamasını geri çekmesini sağlar. Ardından kendisini ve Vedat'ı denize atar.

Tahir ve Vedat suda boğuşurken makine dairesinde bağlı olan Ali'yi Yiğit ve Ceylan kurtarır. Ali Nefes'i yukarı çeker. İki adam sudayken birileri gelip Vedat'ı kurtarır. Tahir suya dalıp kurtulmaya çalışır ama adalar onu yakalar. Gemide Ali ve Tahir kurtulmayı başarır. Tahir denize dalıp Vedatların kaçacağı botun pervanesini bozar. Yine Vedat'la boğuşur. Bu kez Vedat'ın kafasını pervaneye vurup bayıltır. Adamın suya battığını görür.

Osman hoca Mustafa'yı görmeye moral vermeye gider. Asiye de kaynanasını eve götürdükten sonra apar topar çağrıldığı ceza evine gider. Mustafa kadına başka ceza evine gönderileceğini söyler. Asiye de onunla oraya gideceğini söyler. Sonra da bunun şaka olduğunu söyler. Vedat'tan gelen ihbarla ertesi gün sabah çıkabileceğini söyler. Asiye bu habere önce kızar sonra sevinir

Yangazlar ve Berrak bir tekneye atlayıp Tahir'i bulmak ve annelerine haber getirmek için denize açılır. Her şey olup bittikten sonra gelip onları alırlar. Berrak da Ceylan'a kavuşur. Nefes Tahir ve Yiğit'e Ceylan ile ilgili bir şey söylememesini ister.

Vedat herkes gittikten sonra denizden çıkar. Can simidine tutunup bekler. Gece birisi onu alıp kendi evine getirir. Vedat balıkçıya zengin birisi olduğunu kendisine yardım ederse para vereceğini söylemiş. Vedat sürünerek Nefes; Vedat'ın ölmediğini hissettiğini söyler

Akşam kalelerin evinde bahçede mangal yapıp yemek yemek isterler. Avukat ve Mithat da gelir. Yanlarında Mustafa'yı da getirirler. Herkes çok sevinir. Beraberce yemek yerler. Mustafa çıkmasını Nefes'in Vedat'a söylediği yalan sayesinde kurtulduğunu öğrenir.

Nefes Ceylan'ın kendi kızı olmayabileceğini düşünmektedir. Ceylan'ın saçından tel alıp Dna testi yaptırmak isterler. Saniye hanım evinde Berrak'ı istemediğini söyler. Kardeşi gelen Berrak da gitmek istediğini söyler. Tahir kızı gitmemeleri için ikna eder. Asiye Mustafa'ya hamile olduğunun haberini verir. Herkes çok sevinir.

Vedat; Fikret isminde bir karadenizliyi arar ve ondan yardım ister. Adamları ve avukatı gelir. Avukat ona bir ev bulmuştur. Adamları sedye ile Vedat'ı taşıyıp götürür. Eyşan'ın ölüm haberini alınca bu olayın artık kan davası olduğunu söyler. Fikret Vedat'a tam destek vereceğini söyler.

Vedat Cemil'le de görüşür. Şer ittifakı toplanmıştır. 3 ay sonrasını gösterirler. Asiye ve Mustafa çok mutludur. Nefes ve Tahir ise okullar açılmadan Yiğit'in sünnetini planlarlar. Fikret Kaleli Kum'a gidip Mustafa ile tanışır. Ama öncesinde Fikret; Vedat'ı arayıp yaramazlık yapmamasını tembihler. Ancak Vedat Kalelilerin evine adamlarını gönderip evde tek olan Asiye'nin peşine yollamıştır

Çukur Dizisi 2. Sezon 34. Bölüm. Yeni sezonda büyük sürprizler

Çukur'un geçen sezonunda Koçovalılar ve diğer karakterlerden pek çok kayıp yaşanmıştı. Bu bölüm mahalleye Kara Kuzular isminde bir çete yerleşmiştir. Kendi içlerinde büyük bir dayanışma içerisindeki bu yalnızlar sürüsü mahallede mahalleliye kök söktürmektedir. Kemal'in elleri titremekte; Celasun ve Meke komisyonla Kara Kuzular için çalışmaktadır.

Mazlum ve Çeto isminde ikili yönetmektedir. Birisi mahallede Kahraman bebeğin annesi Feride'yi çağırtır. Bebeği rehin alıp kadının eline birini öldürmesi için silah verir. Kemal kadının işini yapmayı üstlenmek ister ama kabul etmezler. Kemal; abisi ile konuşup bir şey yapmak ister ama adam bulaşmamasını ister. Metin kasaplık yapmakta; tek gözü olmadığı gibi kafası da dalıp gitmektedir.

Yamaç inzivaya çekilmiş; barda şarkı söylemektedir. Cumali Koçovalı'ya da hapishanede defalarca kez suikast girişimine uğrar. En sonuncusunda öldü diye rapor tutulup ceset torbasına konur. Aliço ise akıl hastanesinde yatmaktadır. Yamaç arada onu ziyarete gidip anlamasa da onunla konuşmaktadır. Sena Aliço'ya arada çorba getirir.

Çeto; Saadet'i kaçırdığında Vartolu ile anlaşma yaparlar. Kara Kuzulardan birileri işi öğrenene kadar Vartolu onlar için laboratuvarda uyuşturucu yapmakta eski günlerini düşünmektedir. Artık işin sonuna gelmek üzeredirler. Saadet ise evin içinde depoda tutulmaktadır. Feride'nin bebeğini alıp Saadet'e bakması için verirler.

Vartolu, Aliço'nun kaldığı akıl hastanesinden uyuşturucu yapmak için ilaç çalarken Sena'yla karşılaşır. Karşılıklı oturup konuşurlar. Sena; Vartolu'ya Kara Kuzulara inanmasının doğru olup olmadığını söyleyip kafasını bulandırır.

Sena her gün akıl hastanesine gidip yardım etmekte; Yamaç'ın söylediği bara gidip çaktırmadan dinlemektedir. Her şeyin Emrah'ın oynadığı bir oyun olduğunu bilmeden kendisini o hastanede bıraktığı için Yamaç'a hala öfkelidir.

Yıldız hayat kadınlığı yapmaktayken bir mekana götürüldüğünde orada Yamaç'ı şarkı söylerken görür ve bunu Kemal'e söyler. Kemal çıkışta Yamaç'ın yanına gidip olanları anlatır. Yamaç yardım etmeyeceğini geri dönmeyeceğini söyler. İçi rahat etmez ve mahalleyi gezer. Aliço'nun kulübesine gider. Aliço'nun biriktirdiği gazoz kapaklarını kullanarak Aliço'yu hastanenin odasından çıkarır

Yamaç sonunda Feride'ye yardım etmeye karar verir. Kadının nereye gittiğini Kemal'den öğrenip kadını durdurup eve kendisi girer. İçerideki eşyalardan ve resimlerden abisi olduğunu anlar. Hapishaneden kaçan Cumali'yi öldürtmeye çalışıyorlarmış. Cumali; evin önünde bekleyen adamları vurup gider. Yamaç; Kemal'e kadını kaçırtır.

Mahallede gezen Kara Kuzuları birisi teker teker öldürmektedir. Kim olduğunu bulamadıkları gibi kimsenin de duymasını istememektedirler. Yamaç; Kahraman bebeği kurtarmak için Çeto ile konuşmaya gider. Çeto; adamlarına Yamaç'ı dövdürtür.

Vartolu ise uyuşturucuları yapıp Bulgarlara satar. Parayı getirip Saadet'i alacağı sözüne güvenmektedir ama Sena'nın söyledikleri yani "Seninle işleri bittiğinde neden seni serbest bıraksınlar ki" lafı üzerine bir plan yapar. Kendi kılığına soktuğu kimyageri mahalleye yollar. Çeto'nun adamları arabayı tarayıp içindekini öldürürler. Bunu uzaktan izleyen Vartolu kaçar.

Vartolu söylediği sözler üzerine kurtulduğu Sena'yı arayıp geçmişte ona yaptıklarını anlatıp af diler. Sena ise Yamaç'ın suçsuzluğunu fark edip mutlu olur. Yamaç'ı fena halde dövüp halı sahanın tellerine asarlar. Meke görüp bir şey yapmaz. Sonradan Selim olduğunu anladığımız kapişonlu kişi Yamaç'ı kurtarıp abisi Cumali'nin kapısına bırakır. Cumali Yamaç'ı içeri taşır.

Elektrik faturasını azaltmanın pratik yolları

Bilindiği gibi Türkiye tükettiği enerjinin yaklaşık yüzde 72'sini dışarıdan satın almakta. Tasarruf yaparak hem ekolojik dengeyi korumuş olacak hem de aile ve ülke ekonomisine katkıda bulunmuş olacağız.
Enerji üretimimiz kısıtlı olunca yapacak tek şey enerjiyi verimli kullanmak ve enerjiyi tasarrufunu yaşamımızın her alanına sokmak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayınlanan raporlarda binalarda yüzde 30'luk bir enerji tasarrufu potansiyeli olduğuna işaret edilmekte.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından binalarda Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketi olarak atanmış olan Szutest Enerji Departmanı Yöneticisi Ali Özgenç, evlerdeki elektrik faturalarımızı aşağıya çekmek için neler yapabileceğimizi tek tek sıraladı.
İşte hem ülke hem aile ekonomimizi düzenleyecek tasarruf yöntemleri için yapmamız gerekenler;
AYDINLATMADA ELEKTRİK TASARRUFU
Konutlarda tüketilen toplam elektrik enerjisi içinde aydınlatmanın payı yaklaşık yüzde 20'dir. Bu nedenle aydınlatmada sağlanacak tasarruf, toplam elektrik enerjisi tüketimini önemli ölçüde azaltacaktır. Konutlarda genel olarak akkor telli ve tungsten halojen lambalar kullanılmaktadır. Bu lambaların verimi düşük ve ömrü kısadır. Günümüz teknolojisinde her akkor telli lambanın yerine takılabilecek boyut, ışık miktarı ve renk özelliklerine sahip Kompakt Fluoresan Lamba (KFL) veya mümkünse LED lamba kullanılmalıdır.
VERİMLİ AYDINLATMA İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?
Apartman boşluklarında gün ışığından yararlanma amaçlı çatı pencereleri oluşturulmalıdır,
Gün ışığını çatıda toplayıp iç hacimlere ulaştıran ışık tüpleri de olası çözümlerdendir,
İç hacimlerde açık renk boyalar tercih edilmelidir,
Enerji tüketimi yüksek, ortama ısı yayan, kısa ömürlü tungsten halojen lambalar yerine KFL veya tüp fluoresan lambalar kullanılmalıdır,
Merdiven boşlukları, banyo, tuvalet gibi hacimlerde harekete ve ısıya duyarlı algılayıcılar kullanılmalıdır,
Bina dışında bahçe kapı önü gibi aydınlatmalarda KFL veya LED'ler (ışık yayan diyotlar) kullanılmalı ve bu aydınlatmalar zaman ayarlayıcılar, günışığı veya hareket algılayıcılar ile kontrol edilmelidir,
Güneş enerjisi ile çalışabilen sistemler de uygun alanlarda kullanılmalıdır.
ELEKTRİKLİ EV ALETLERİNDE ELEKTRİK TASARRUFU
Elektrikli ev aleti satın alırken enerji verimliliği açısından dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, enerji performans etiketidir. Enerji tüketimi yönünden en verimli olanı tercih edilmeli.
İlk satın alma maliyeti diğerlerine göre yüksek de olsa, bu tip aletler kullanım süreleri içinde kendilerini geri ödeyecektir. Kullanım ömürlerinin uzun olması için, elektrikli ev aletleri kullanım kılavuzuna ve amacına uygun kullanılmalı, bakımları zamanında yapılmalıdır.
ELEKTRİKLİ EV ALETLERİNİ NASIL DAHA VERİMLİ KULLANABİLİRİZ?
Buzdolabı kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Fırın, radyatör gibi ısı kaynaklarından uzağa yerleştirin,
Yerleştirirken arkasında ve yanlarında boşluk bırakın,
Güneş ışınlarından uzak tutun,
Kapılarını uzun süre açık bırakmayın,
Yiyecekleri sıcakken koymayın,
Kapı contalarını kontrol edin, bozuksa değiştirin,
Mevsimsel ayarlarını zamanında yapın,
Aşırı buzlanma enerji tüketimini arttıracağı için buzlanmalar fazlalaştığında buz çözme işlemini yapın.
Çamaşır makinesi kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Etrafında boşluklar bırakın,
Kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştırın (Tam kapasiteyi pratik olarak, çamaşırların üzerine bastırıp, çamaşır ile tambur arasındaki boşluğun yaklaşık bir karış olması ile belirleyebilirsiniz),
Yıkamayı güçleştireceği için fazla deterjan koymayın,
Kullandığınız deterjan için belirtilen en düşük sıcaklıkta yıkama yapın,
Çamaşırlarınızın kiri veya miktarı az ise ekonomik programda yıkayın,
Kurutmalı çamaşır makinesi veya kurutucuların daha fazla elektrik tüketilmesine neden olduğunu akıldan çıkarmayın,
Çamaşırlarınızı kurutma makinesine koymak yerine asarak kurutun.
Bulaşık makinesi kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Etrafında boşluklar bırakın,
Kapasiteyi aşmayacak şekilde tam dolulukta çalıştırın,
Az miktarda bulaşık yıkarken ekonomik programı tercih edin,
Tabakların makineye konulmadan önce sıyrılarak temizlenmesinin daha az su, elektrik ve deterjan tüketimini sağlayacağını unutmayın,
Programınız bittikten sonra kapağını açarak kurumasını sağlayın.
Ütü kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Termostatı kumaş cinslerine göre en düşük düzeyde ayarlayın,
Ütüleme işi bitmeden birkaç dakika önce ütünüzün fişini prizden çekin.
Elektrikli süpürge kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Emme gücünü yükseltmek, daha verimli ve kısa sürede temizlik yapabilmek için torbalı cinslerin torbalarını sık sık boşaltın ya da değiştirin.
Emiş kaybını önlemek için, eskimiş parçaları yenileyin.
Fırın kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Fırınları yanıcı ortamlardan uzak yerlere yerleştirin,
Yiyecekler pişerken kapağını gereğinden fazla açmayın,
Gerekli olmadıkça ön ısıtma yapmayın,
Donmuş bir yiyeceği fırında pişirmeden önce çözülmesini sağlayın,
Pişirme süresinden bir kaç dakika önce kapatın.
Saç kurutma makinesi kullanımında elektrik tasarrufu için dikkat edilecek hususlar
Saçlarınızı havlu ile iyice kuruladıktan sonra kurutun,
Saç kurutma makinesinin 10 dakika çalışmasının 60 W' 11k bir akkor telli lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer elektrik enerjisi tüketeceğini akıldan çıkarmayın.
ELEKTRİKLİ TERMOSİFON KULLANIMINDA ELEKTRİK TASARRUFU İÇİN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Sıcak su üretimindeki en ekonomik sistem güneş enerjisidir. Mümkünse güneş enerjisi ile su ısıtması yapın,
Sıcak suyun 45-50 derecenin üzerinde ısıtılmasının gereksiz enerji tüketimine yol açacağını unutmayın,
Su depolayan elektrikli sıcak su üreteçleri (termosifonlar vb.) yerine anlık su ısıtıcılarını (şofben, kombi vb.) tercih edin,
Isı kaybını önlemek için depoların ve tesisatın yalıtılmış olmalarını sağlayın.
KLİMA KULLANIMINDA ELEKTRİK TASARRUFU İÇİN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Periyodik bakımını ve temizliğini yapın,
Kullanım kılavuzundaki önerileri dikkate alın,
Teknik ve sağlık koşullarına uygun kullanın,
İç ünite veya dış ünite önüne hava akışını engelleyecek cisimler koymayın,
Soğutulan hacim çok güneş alıyorsa pencereleri perde, jaluzi ile gölgeleyin,
Klima kullanılan mekanı mümkün olduğunca kapalı tutun.
TELEVİZYON VE DİĞER EV ELEKTRONİĞİ KULLANIMINDA ELEKTRİK TASARRUFU İÇİN YAPILABİLECEKLER
Evinizde kullandığınız televizyon, müzik seti, DVD oynatıcı, bilgisayar gibi elektronik aletler stand-by (bekleme) konumunda da elektrik tüketirler. Bu aletleri kullanmadığınız zamanlarda stand-by konumunda bırakmayın. Aletler açma kapama düğmelerinden kapatılmalı, hatta fişleri prizden çekilmelidir. Çektikleri elektrik gücü çok düşük de olsa, stand-by konumunda uzun süre bırakılan aletlerin tükettikleri toplam elektrik enerjisi çok büyük boyutlara ulaşabilmekte.
Enerji Verimliliği konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından atanmış bir uzman kuruluş olan Szutest Enerji Departmanı Yöneticisi Ali Özgenç tarafından tavsiye edilen önerilere uyduğunuzda elektrik faturanızı 1/3 oranında azaltarak bütçenize nefes aldırmak elinizde.
Otel, hastane, AVM, İş Merkezi, Kamu Hizmet Binası gibi enerji tüketimin yoğun olduğu binalarda da benzer yaklaşımla enerji tasarrufu sağlanarak elektrik faturalarında hatırı sayılır azalmalar elde edilebilir. Özellikle Bina alanında yetkilendirilmiş EVD'lerden ve bu alandaki enerji uzmanlarından destek alınması halinde sonuç alma hızınızı daha da artırabilirsiniz

Söz Dizisi 3. Sezon 51. bölüm özet. Yavuz tekrar göreve dönecek mi?

Geçen sezon sonunda karısı Bahar'ı kaybeden Yavuz; onu öldüren Derman'ın peşinden yurt dışına çıkmıştı. Emirlere aldırmadan katili bulup öldürmüştü. Hapse atılıp görevden uzaklaştırılmaması ve örgütün peşine düşmemesi için babası ve Eylem ona ilaç verip kalp atışlarını yavaşlatıp herkes tarafından öldü gibi görünmesini sağlar. Yavuz'un ve Bahar'ın cenaze töreni düzenlenir. Arkadaşları ve sevenleri çok üzülür. Sezon sonunda bir yavuz'un ölmediğini görürüz.

Bu sezonun ilk bölümünde bir plazaya operasyon düzenleyen tim Ömer Güney ismindeki kişiyi kurtarır. Kafasındaki torbayı açarlar ve şaşırırlar. Yavuz öncesinde pek çok kişinin hayatını illegal olarak kurtarmış; bir yıkıntıda saklanmaktaymış. Bir sorguda savcı Derya; Dragan ismindeki ünlü bir psikopat teröristle ilgili bilgi toplamaya çalışır. Sorguladığı kişi Dragan'ı tanımamakta ama hayat hikayesini bilmekteymiş. Gençlik yıllarında kendisini ispatlamak için kendi anne babasını öldürdüğünü öğrenir

İstanbul da fazla sayıda canlı bomba olduğu konusunda ihbar vardır. Savcı Derya'nın erkek kardeşinin maça gideceğini öğrenince gitmemesini söyler. Dragan Radroviç ismindeki şahıs amiri arar ve "Bir canlı bomba patlattım bunun gibi 4 tane daha patlayacak eğer Ömer Güney'i bana vermezsiniz" der. Kriz masası toplanır. Albay olmuş Erdem de gider.

O gün Çaylak'ın düğünü varmış. Ekip Yavuz'un mezarına gidip bunu anlatıp ziyaret ederler. O sırada canlı bomba patladığı haberi gelir. Feyzullah'ın da orada olması gerekeceği için Su'nun da desteğiyle düğünü iptal ederler.

Dragan önce toplanan kriz masasıyla konuşur ama biraz daha zaman istenince bir radyo istasyonuna bağlanıp olanları anlatır. Bir bomba daha ardından diğerlerini 1 saat arayla patlatacağını söyler. Karşılığında Ömer Güney'i istediğini; eğer Ömer onu duyuyorsa sonsuz acının başladığı yere gelmesini söyler. Radyoyu duyan Yavuz hemen yola çıkar

İkinci bomba savcı Derya'nın kardeşinin bulunduğu metro istasyonunda patlar. Herkes seferber edilip bombacılar aranmaya başlar. Erdem'in kat-i emrine rağmen Yavuz; Bahar'ın vurulduğu yere gider. Canlı bombaların polise teslim olmaları karşılığında orada kendisini bekleyenlere teslim olur. Bunu fark eden Erdem ekibine Ömer Günay'ı kurtarma emri verirken Eylem de Agah'ı arayıp oğlunun teröristlerin elinde olduğunu söyler.

Mobese kameralarından Yavuz'u alan aracın plakasını bulup takip ederler. Tim bir operasyon düzenleyip kafasında torba olan ve sandalyede bağlı olan Yavuz'u kurtarıp şaşkınlık ve sevinç yaşarlar. Oğlunun yanına gitmek için yola çıkan Agah'ı Dragan kaza yaptırarak alır. Durumdan haberdar olan Yavuz ve istihbarat Agah'ı kurtarmak Dragan'ı bulmak için çabalamaya başlar

Başından beri babasının peşinde olduğunu anladıklarında iş işten geçmiştir. Agah'tan devlet güvenlik protokolünü yani en üsttekilerin adlarının olduğu listeyi ister. Agah'a işkence etmeye başlar. Topuğundaki bir veriyi çıkarıp alırlar. Agah'ın yerini bulan timin yanındaki Yavuz'un kollarında babası can verir. Tim ve Yavuz; Dragan'ın peşinden gider ama yakalayamazlar. Dragan'ın da elindeki chipten istediği protokol değil; muhbirlerin isimleri çıkmıştır.

Cenazelerden sonra üst düzey bir toplantı yapılır. Adalet ve soruşturma ayağında savcı Derya'nın; operasyon kısmında Erdem Albay'ın timinin; istihbarat ayağında Eylem'in olduğu bir birim kurulur. Yavuz Karasu'nun da göreve dönmesi söz konusu olduğunda O bunu istemez. Annesi, nişanlısı, karısı ve ardından babasını kaybeden Yavuz; görevi kabul etmez.

Aylardır çalıştığı tamirhaneye gittiğinde gizli bir yer bulur. Turan ismindeki ustasının babasının en yakın arkadaşı ve usta bir istihbaratçı olduğunu öğrenir. Babası ondan kendi yerine geçmesini ve her zaman göreve hazır olmasını ister. Kimseye bu görevden bahsetmemesini ister. Yavuz isteğini kabul eder ve artık zorlu bir yolculuğa çıkmıştır.



Ege'nin Hamsisi 9. bölüm özet. Eşref Can'ın kirvesi Şevket Gerginoğlu

Kurtuluş günü provalarında Deniz Zeynep ile konuşmaya çalışır ama kız itham ederek çekip gider. Deniz akşam kızın evinin önüne gider ve eve girmek için fırsat kollar ama giremez. Ördeklerin havuzuna düşer ve sesleri duyup Fikret hala arkasından ateş eder. Melahat da eve ıslak gelen oğluyla ilgili merak içindedir. Deniz de şantiyede patronun Zehra'ya teklifinin ne olduğunu ve beraber nereye gittiklerini merak etmekte kızı kıskanmaktadır.

Nuri başkan belediyenin deposundan çocukların malzeme aşırdığını ve tanımadıkları birinin yatına izinsiz girdiğini fark etmiştir. Çocuklara sahilde çöp toplama cezası verir. Melahat da çocuklarla konuşup Sinan'dan aldıkları paraya karşılık her gün Mercan'a dondurma ısmarlama cezası verir

Eşref Can'ın sünnet düğünü yaklaşır. Nuri başkan ve Fırtına Şevket kirvelik için kapışır. Kirvenin neler yapacağını bilmeyen Şevket ısrar edince bu görev onun üzerine kalır. Sevim ise kızıyla acımasız bir kirvenin yapacakları listesi hazırlar. Şevket'in evinden çıkışta Deniz'i görüp Zeynep ile ilişkilendirir ve Melahat'ı arayarak kulağına kar suyu kaçırır

Mercan yaralı bir köpek yavrusunu şifa versin diye Melahat'e getirir. Kendi imkanlarıyla tedavi edemeyeceğini anlayan Melahat; o an orada bulunan Ahmet ile Zehra'yı veterinere yollar. İki gencin arası biraz ısınır ama Zehra hala yeşil ışık da yakmamıştır.

Dursun evlilik meselesini tekrar Fikret halaya açtığında o da kariyer yapması gerektiğini söyler. Babasından aldığı para ile bir dolandırıcıdan aldığı bozuk tekneyi tamir ederken söylediği türküyü duyan Eşref Can'ın babası Dursun'a şarkıcılıkta kariyer ve şöhret vadeder.

Sünnet günü gelir çatar. Listeyi yapmak için yeterli zamanı olmayan Şevket; İzmir'deki Rizeliler Derneğinden yardım ister. Konvoy hazırlanır. Kadınlar kuaförde saçlarını yaptırır. Deniz Zeynep'i şantiyeden alıp İzmir'e düğüne yola çıkarlar. Düğün öncesi İbo; sünnet ile ilgili konuşup Eşref Can'ı korkutunca çocuk kaçar. Anne ve anneanneye çaktırmamaya çalışarak aramaya başlarlar. Deniz ve Zeynep çocuğu parkta bulup düğüne getirir. Dursun'un şarkı söylediği çok güzel bir düğün olur

Deniz ne yapacağını bilemez bir halde Zeynep'le de konuşmaya çalışır ama kız yine kızıp gider. İki genç üzgün ve kafaları karışık bir gece geçirirler. Sabah Melahat lokantada Deniz'e İngiltere'den arkadaşının yolladığı pasaport ve iş belgelerini görüp oğlunun yurt dışına gitmek için hazırlık yaptığını anlayıp üzülür ve şaşırır.

İlköğretim Haftası ilgili yazi nedir?

İlköğretim Haftası hakkında genel bilgi

Bir milletin okur - yazar oranı yüksek olursa o millet kalkınır. Okumuş ve aydın kişileri fazla olan bir millet, her alanda ilerler. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde okuma - yazma bilenlerin sayısı azdı. Pek çok yerde okul yoktu. Ülkemiz Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmıştı. Bağımsızlığını kazandıktan sonra, Atatürk'ün emriyle her tarafta okuma - yazma seferberliği başlatıldı. Okullar açıldı. Yeni Türk harfleri vatandaşlara öğretildi. Her Türk vatandaşının İlkokul öğrenimini görmesi ve tamamlaması zorunlu hale getirildi.
İlköğretim temel öğrenimdir. Yasalarımıza göre zorunlu ve parasızdır. İlköğretim, yedi yaşında başlar ve on beş yaşında biter. Sekiz yıldır.
Okulların açıldığı hafta ilköğretim okullarımızda İlköğretim Haftası olarak kutlanır. Genel olarak bu hafta, Milli Eğitim Bakanlığı'nın radyo, televizyon konuşması ile açılır. Okullarımızda törenler düzenlenir. Törende konuşan okul müdürü ve öğretmenler; Eğitimin ve öğretimin değerini, yararlarını açıklarlar. Okuma - yazma bilmenin önemi üzerinde dururlar. Öğrencilerden okula yeni başlayanlar, düşüncelerini anlatırlar. Gerçekten, birey olarak başarılı olmak için en başta okumayı ve yazmayı öğrenmek zorundayız. Bilmediklerimizi okuyarak öğreniriz. Okuyarak öğrenmek, dinleyerek öğrenmeden daha kalıcı ve önemlidir. Kişilerin, önce kendisine, sonra aile ve çevrelerine yararlı olmaları okumakla mümkün olacaktır. Okuma - yazma bilmeyen bir kişinin bilgili olması düşünülemez.
Atatürk'ün özlediği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkabilmek, ancak bilgi ile olur. Bize yaşam boyu gerekli olan bilgi ve becerilerin temeli ilköğretimde atılır. İlköğretim Haftası; bu gerçeklerin konuşulduğu, ilköğretimin, okuma - yazma öğrenmenin kişiye, topluma sağladığı yararların anlatıldığı bir haftadır.
Kendimize, ailemize, çevremize, ulusumuza, insanlığa yararlı olmak okuma - yazma öğrenmekle başlar. İlköğretimin önemine inanan Atatürk, cumhuriyetin ilanından sonra harf devrimini gerçekleştirdi. Okunması ve yazılması çok güç olan Arap yazısı yerine bugün kullandığımız Türk yazısını getirdi. Harf devrimi sonucu, yurdumuzda okuma - yazma bilenlerin sayısı giderek çoğaldı.
İlköğretim okulunun ilk beş yılı ilkokul (1.kademe) bölümüdür altıncı yıldan itibaren ortaokul (2. kademe) bölümüne devam edilir. Öğrenimlerini başarıyla tamamlayanlara sekizinci yılın sonunda diplomaları verilir. İlköğretimi tamamlayan öğrenciler, diploma notları göz önüne alınarak Lise veya dengi okullara kabul edilirler. Orta öğrenimini tamamlayanlar sınavlara girerek Yüksek okul veya üniversitelerde öğrenime başlar. Yüksek okullarda ve üniversitelerde öğrenim süresi iki yıldan altı yıla kadar değişmektedir.
Orta öğretime devam etmeyenler, edemeyenler, dilerlerse hayata ve iş alanlarına hazırlanmak için tamamlayıcı, hazırlayıcı, yetiştirici kurslara katılırlar. Sanat okullarından yararlanırlar, ya da bir iş yerine çırak olarak girerler. Kurslarda, işyerlerinde edindikleri becerilerle bir iş sahibi olurlar. Burada kazandıkları para ile aile bütçesine katkıda bulunurlar.
Milli Eğitim Bakanlığı; okuma - yazmayı yaygınlaştırmak amacı ile yetişkinler için kurslar açmakta, bu kurslara her yıl çok sayıda yurttaşımız katılmaktadır. Sonuçta okur - yazar oranımız artmaktadır. Yakın gelecekte öteki ilerlemiş ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da okuma - yazma bilmeyen kalmayacaktır.
Öğrenme, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmayı sağlar. Bilgisiz, eğitimsiz insanlar daha çok suç işleme eğilimindedirler. Genel olarak eğitim ve öğretim suç işleme oranını azaltır.
Gün gelecek vatandaşlarımızın tamamına yakını okuma - yazma öğrenecek, okuyarak edindikleri bilgileri günlük yaşamlarında uygulayacak, böylece işlerinde daha verimli ve başarılı olacaklardır.
Kısacası ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün dediği gibi " İlköğretim davası insan olma, ulus olma davasıdır." 

Her yıl Eylül ayının üçüncü haftası ( okulların açıldığı ilk hafta ) İlköğretim Haftası olarak kabul edilmiştir. Bu hafta boyunca okumanın önemi, okulun değeri ve kutsallığı halka anlatılır. Okumanın - yazmanın önemi, gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda hafta boyunca anlatılmaya çalışılır. Bu konu üzerinde önemle durulur. Okulsuz yerlere okul açılmaya gayret edilir. İlköğretimin önemi anlatılır. hakkında genel bilgi

Bir milletin okur - yazar oranı yüksek olursa o millet kalkınır. Okumuş ve aydın kişileri fazla olan bir millet, her alanda ilerler. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde okuma - yazma bilenlerin sayısı azdı. Pek çok yerde okul yoktu. Ülkemiz Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmıştı. Bağımsızlığını kazandıktan sonra, Atatürk'ün emriyle her tarafta okuma - yazma seferberliği başlatıldı. Okullar açıldı. Yeni Türk harfleri vatandaşlara öğretildi. Her Türk vatandaşının İlkokul öğrenimini görmesi ve tamamlaması zorunlu hale getirildi.
İlköğretim temel öğrenimdir. Yasalarımıza göre zorunlu ve parasızdır. İlköğretim, yedi yaşında başlar ve on beş yaşında biter. Sekiz yıldır.
Okulların açıldığı hafta ilköğretim okullarımızda İlköğretim Haftası olarak kutlanır. Genel olarak bu hafta, Milli Eğitim Bakanlığı'nın radyo, televizyon konuşması ile açılır. Okullarımızda törenler düzenlenir. Törende konuşan okul müdürü ve öğretmenler; Eğitimin ve öğretimin değerini, yararlarını açıklarlar. Okuma - yazma bilmenin önemi üzerinde dururlar. Öğrencilerden okula yeni başlayanlar, düşüncelerini anlatırlar. Gerçekten, birey olarak başarılı olmak için en başta okumayı ve yazmayı öğrenmek zorundayız. Bilmediklerimizi okuyarak öğreniriz. Okuyarak öğrenmek, dinleyerek öğrenmeden daha kalıcı ve önemlidir. Kişilerin, önce kendisine, sonra aile ve çevrelerine yararlı olmaları okumakla mümkün olacaktır. Okuma - yazma bilmeyen bir kişinin bilgili olması düşünülemez.
Atatürk'ün özlediği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkabilmek, ancak bilgi ile olur. Bize yaşam boyu gerekli olan bilgi ve becerilerin temeli ilköğretimde atılır. İlköğretim Haftası; bu gerçeklerin konuşulduğu, ilköğretimin, okuma - yazma öğrenmenin kişiye, topluma sağladığı yararların anlatıldığı bir haftadır.
Kendimize, ailemize, çevremize, ulusumuza, insanlığa yararlı olmak okuma - yazma öğrenmekle başlar. İlköğretimin önemine inanan Atatürk, cumhuriyetin ilanından sonra harf devrimini gerçekleştirdi. Okunması ve yazılması çok güç olan Arap yazısı yerine bugün kullandığımız Türk yazısını getirdi. Harf devrimi sonucu, yurdumuzda okuma - yazma bilenlerin sayısı giderek çoğaldı.
İlköğretim okulunun ilk beş yılı ilkokul (1.kademe) bölümüdür altıncı yıldan itibaren ortaokul (2. kademe) bölümüne devam edilir. Öğrenimlerini başarıyla tamamlayanlara sekizinci yılın sonunda diplomaları verilir. İlköğretimi tamamlayan öğrenciler, diploma notları göz önüne alınarak Lise veya dengi okullara kabul edilirler. Orta öğrenimini tamamlayanlar sınavlara girerek Yüksek okul veya üniversitelerde öğrenime başlar. Yüksek okullarda ve üniversitelerde öğrenim süresi iki yıldan altı yıla kadar değişmektedir.
Orta öğretime devam etmeyenler, edemeyenler, dilerlerse hayata ve iş alanlarına hazırlanmak için tamamlayıcı, hazırlayıcı, yetiştirici kurslara katılırlar. Sanat okullarından yararlanırlar, ya da bir iş yerine çırak olarak girerler. Kurslarda, işyerlerinde edindikleri becerilerle bir iş sahibi olurlar. Burada kazandıkları para ile aile bütçesine katkıda bulunurlar.
Milli Eğitim Bakanlığı; okuma - yazmayı yaygınlaştırmak amacı ile yetişkinler için kurslar açmakta, bu kurslara her yıl çok sayıda yurttaşımız katılmaktadır. Sonuçta okur - yazar oranımız artmaktadır. Yakın gelecekte öteki ilerlemiş ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da okuma - yazma bilmeyen kalmayacaktır.
Öğrenme, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmayı sağlar. Bilgisiz, eğitimsiz insanlar daha çok suç işleme eğilimindedirler. Genel olarak eğitim ve öğretim suç işleme oranını azaltır.
Gün gelecek vatandaşlarımızın tamamına yakını okuma - yazma öğrenecek, okuyarak edindikleri bilgileri günlük yaşamlarında uygulayacak, böylece işlerinde daha verimli ve başarılı olacaklardır.
Kısacası ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün dediği gibi " İlköğretim davası insan olma, ulus olma davasıdır."
Her yıl Eylül ayının üçüncü haftası ( okulların açıldığı ilk hafta ) İlköğretim Haftası olarak kabul edilmiştir. Bu hafta boyunca okumanın önemi, okulun değeri ve kutsallığı halka anlatılır. Okumanın - yazmanın önemi, gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda hafta boyunca anlatılmaya çalışılır. Bu konu üzerinde önemle durulur. Okulsuz yerlere okul açılmaya gayret edilir. İlköğretimin önemi anlatılır.

Okul açılışı ilgili şiirler nelerdir?

İlköğretim Haftası
Okulların açılmasının kutlanması ve eğitim hayatının öneminin vurgulandığı İlköğretim Haftası etkinlikleri, bu yıl da okullarda öğrenci ve öğretmenlerin katılımı ile düzenlenecek. Şiirlerin okunup, haftanın öneminin vurgulanacağı bu günde kullanabileceğiniz en güzel İlköğretim Haftası şiirlerini sizler için derledik.
EN GÜZEL İLKÖĞRETİM HAFTASI ŞİİRLERİ 
AÇILDI OKULUMUZ

Hazırlandı çantamız,
Kalemle defterimiz,
Artık öğrenci olduk,
Açıldı okulumuz.

Neşe dolu içimiz,
Sevinçliyiz hepimiz,
Çıktık aydınlık yola,
Açıldı okulumuz.

Göklerde bayrağımız,
Dudaklarda marşımız,
Andımız söyleniyor,
Açıldı okulumuz.

Fethi BOLAYIR

İLKÖĞRETİM HAFTASI-1

Yüzyıllarca susadık,
Okumaya yazmaya
Bütün dünya koşarken,
Biz kalmışız pek yaya.

Köylerimiz okulsuz,
Şehirler okulsuzmuş.
Anadolu bakımsız,
Anavatan yolsuzmuş.

Atatürk bir gün çıkıp,
Milleti kurtarmasa,
Yüzyıllar aynı gider,
Biter miydi bu tasa ?

Büyük bir ulus için,
Geri kalmak ne acı…
İlköğretim Haftası,
Bir savaş başlangıcı.

İ.Hakkı TALAS

OKULUM

Seni bana sevdiren,
Nedir diye sorsalar.
Defter, kitap, kalemim,
Melek öğretmenim derim.

Her gün sana koşarım,
Neşe, bilgi verirsin.
Öğrettiğin şeylerle,
Hayatta yükselirim.

Işıklı yollarından,
Yürüyoruz hepimiz,
Okulum sen olmasan
Ulusça gerileriz.

Arife HANCI
YAŞASIN OKULUMUZ

Daha dün annemizin
Kollarında yaşarken,
Çiçekli bahçemizin
Yollarında koşarken.

Şimdi okullu olduk,
Sınıfları doldurduk.
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz !

Okul yurt güneşidir.
Bize bilgiler saçar.
Annemizin eşidir,
Severek kucak açar.

Okul insanlık yolu,
Her yanı şeref dolu.
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz !
ÇALIŞALIM

Arı gezer çiçek emer,
Kuşlar uçar, bir yem arar,
Orman renkten renge girer;
Her tarafta çalışmak var.

Tembellikten sakınalım,
Çalışmanın zamanıdır.
İnsanlığı takınalım,
İş insanın bir canıdır.

Cennet gibi her yerimiz,
Sevinç ile dolmalıdır.
Bunun için her birimiz,
İş sahibi olmalıdır.

Ali Ulvi ELÖVE
SINIFTA

Sınıf kendi evimiz,
Tertemiz tutmalıyız.
Çamurlanmasın yerler,
Sonra bize ne derler.

Açık kalsın pencere,
Kağıt atmayın yere,
Ya öğretmen girerse,
Ne ayıp size derse ?

Tahtayı kirletmeyin,
Duvarı pisletmeyin,
Herkes bizi kıskansın,
Üçüncü sınıf sansın.

Çocuklar uslu durun,
Rahat rahat oturun,
Kimse sevmez haşarı
Kavgacı çocukları!…

İlhami Bekir TEZ
YÜZE KADAR

Ne verseler sayarım,
Başa biri koyarım.
Her şeyin ilkidir bir,
Arkadan iki gelir.

Üç, dört, beş, altı diye
Yaşım erdi yediye.
Olsun sekiz, dokuz, on;
Sayıya olmaz bu son.

On bir, on iki, on üç.
Saymak gelmez bana güç.
On dört, on beş, on altı,
On yedi, on sekiz var.

Tam on dokuza kadar,
Geldik böyle sayarak,
Yirmi değildir uzak.

Sonra otuz, kırk, elli,
Altmıştayız bu belli.
Haydi çabuk sayalım,
Sonra sıfır koyalım.

Yetmiş, seksen, doksan, yüz.
Yüzde hesap görürüz.

Hasan Ali YÜCEL

İLKÖĞRETİM HAFTASI-2

İlköğretim haftasını
Kutlayalım hep birlikte.
Çalışmanın arkasını
Bırakmayalım derslikte.

Çalışırsak kazanırız,
Bilgilerle bezeniriz.
Kenetlenmiş bir toplumsak
Sağlam olur düzenimiz.

Bakın açıldı okullar
Cıvıl cıvıl bütün yollar.
Yarınını düşünenler
Çocuğunu okuturlar.

İbrahim ŞİMŞEK
İLKÖĞRETİM HAFTASI-3
Bu yıl da, neşe ile,
Geldi, güzel haftamız.
Yeniden gönlümüze,
Doldu, güzel haftamız.
Biziz onun amacı,
Biziz onun inancı.
Başarıya varmada,
Hep odur bize öncü
Ne sözü varsa bize,
Olumludur, gerçektir.
Çünkü onun dileği,
Bizleri yüceltmektir
Ulusun gür sesidir,
İlköğretim Haftası,
En büyük ilkesidir,
İlköğretim Haftası
Tahsin BİLENGİLİN

Çocuğun okul fobisi nasil değerlendirilmeli?


Okulun ilk günlerinde yapılacak küçük tiyatro gösterileri ve esprili piyesler de çocuğun okul fobisini yenmesine yardımcı olur.

Anne ve babalar kendileri için uzak bir hayal gibi görünen o gün gelip de çattığında hiç de düşledikleri gibi romantik anlar yaşamayabilir. Çocuğu büyüyüp de okul çağına gelen anne ve babalar; ayaklarına sarılmış gözyaşı döken, okula gitmemek için direnen bir çocukla karşı karşıya kalabilir. İşte o gün sakın bu durumun sadece sizin başınıza geldiğini düşünmeyin.

Çünkü birçok anne ve baba, çocukları okul çağına geldiğinde ‘okul fobisi’ ile yüz yüze kalıyor. İşte bu noktada, çocuğun okul fobisiyle baş etmesi için en önemli görev yine anne ve babaya düşüyor. Medical Park Bursa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elif Kutlu Merzeci, okul fobisini yenmede ‘ilk gün’ün dönüm noktası olduğunu belirterek, anne ve babalara tüyolar verdi:

AH ŞU ANNE BAĞIMLILIĞI

Çocuklar; okulun getirebileceği sorumluluklardan ürktükleri gibi, aslında ağırlıkla anneden ayrı kalmaktan korkarlar. Bu korku, anneyle çocuk arasında ne derece sağlıklı bir bağ kurulduğu konusunda bize çok önemli ipuçları verir. Anneden şiddetle ayrı kalmayı reddeden ve bir-iki hafta geçmesine rağmen, anneden ayrı kalamayan çocuklarda, anneye karşı geliştirilmiş aşırı bağlılık sorunu olduğu düşünülebilir.

İLK GÜNÜ GÜZEL ATLATINOkul fobisinin aşılmasındaki en önemli adım; ilk günü başarıyla atlatmaktır! Okulun ilk günü; anne ve babaların sakin ve rahat bir tutum izlemesi, çocukların okula karşı duydukları kaygıyı azaltmasına yardımcı olur. Ancak anne ve baba yüzünde kaygılı bir ifade takınır, çocuğunu panik içinde hazırlar ve okula yetiştirmeye çalışırsa çocuk da kaygılanır. Bunun için okulun ilk günü yeterince erken kalkılmalı, panik yapmadan hazırlanılmalı ve zorlamadan ailece keyifli bir kahvaltı yaptıktan sonra okula gidilmelidir.

ONU KİMSEYLE KIYASLAMAYINÇocuk çok korkuyor ve ağlıyorsa, bunun nedenleri kendisine yumuşak bir üslupla sorulmalı. Kesinlikle alaycı, küçümseyen ve kıyaslayan bir tavır takınılmamalı. Çocuğa, okulun korkulacak bir yer olmadığı uygun bir dille anlatılmalı.

ASIK SURATLI DEĞİL GÜLERYÜZLÜ EĞİTİMOkulun ilk günlerinde, anne ve babalar kadar öğretmenlere de önemli görev düşüyor. Hemen derslere başlamak yerine okul tanıtılmalı. Okulun çocuklara ne gibi faydalar sağlayacağı esprili karikatürlerle, küçük piyeslerle, tiyatro gösterileriyle uygulamalı olarak anlatılabilir. Bu gösterilere çocukların da katılması sağlanırsa, daha etkili olması sağlanabilir. Biz yetişkinler bile bir konuda eğitime katıldığımızda; bu eğitimin bize neler sağlayacağı ya da bu eğitim olmadan nelerde yanlış yapacağımız gibi konular programın daha en başında anlatılır. Bu yöntem nasıl ki bize nasıl doğru bir karar verdiğimizi hissettiriyorsa, minikler için de neden evdeki oyunu bırakıp oraya geldiklerini anlamalarına yardımcı olacaktır.

ÖNCE UYUM SONRA BESLENMEBir diğer önemli konu ise çocuğun okulda geliştireceği beslenme alışkanlıkları. Beslenme konusunda, özellikle ilk günlerde, aileler kesinlikle baskıcı olmamalı. Yeni bir hayata alışmaya çalışan çocuk için beslenme ihtiyacı, kaygıdan ötürü ikinci plana atılabilir. O nedenle ilk günlerde çocuğa baskı yapmadan, davranışları sadece izlenmeli.

Okula karşı kaygısı azaldıkça, beslenme alışkanlıklarının da oturmaya başladığını göreceksiniz. Ama okula alıştığı halde beslenme sorunları devam ederse, öğretmeni ile işbirliği içinde sorun çözülmeye çalışılmalı.

Çocuğunuzun okula başlamasının üzerinden günler geçmesine rağmen korkuları ve uyumsuzluğu devam ediyorsa ve durumunda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, uzman bir psikologa başvurmanızda fayda var.
 
__________________ 

Alfabe (Harf) nedemektir?


Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime ses denir. Ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise sesin yazıdaki karşılığıdır.

Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.

Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu Kanun’a göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.

Türk alfabesindeki harflerin sıra sayıları, adları, kitap ve el yazısı biçimleri ile kodları aşağıda belirtilmiştir:



Kanun’da önce “i” sonra “ı” belirtilmişse de yaygın ve yerleşmiş olan sıraya göre önce “ı” sonra “i” gelmektedir. Türk Kodlama Sistemi, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak TDK İmla Kılavuzu Çalışma Grubu tarafından 8 Ocak 2004 günü belirlenmiş ve TSE tarafından Nisan 2005/TS 13148 numaralı belge ile ölçünlü (standart) hâle getirilmiştir.

Şampiyonlar ligi maçlari hangi kanal de?

Galatasaray
Fatih Terim
22:00
V
L.Moscow
Yuri Semin









GALATASARAY - LOKOMOTIV MOSKOVA MAÇI GÜNÜ: 18 EYLÜL SALI
MAÇ SAATİ: 22:00
STADYUM: TÜRK TELEKOM STADYUMU
YAYIN KANALI: beIN Spor yada TRT1


İLGİLİ ARAMALAR
galatasaray şampiyonlar ligi rakipleri

galatasaray şampiyonlar ligi maçları

galatasaray şampiyonlar ligi grubu

galatasaray şampiyonlar ligi grupları

galatasaray şampiyonlar ligi rakipleri 2018

galatasaray şampiyonlar ligi maçı ne zaman

galatasaray şampiyonlar ligi maçları ne zama
galatasaray şampiyonlar ligi kadrosu

2022 Engelli ve yaşlı maaşı her ay mi verilecek?

Ben bu yazıyı türkiye.gov.tr türkiye resmi buldum

2022 sayılı Kanun kapsamındaki yaşlı ve engelli yardımlarına ilişkin ödemeler 2018/Eylül döneminden itibaren üç aylık yerine aylık olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır.


19.08.2018 tarihli Yönetmelik Değişikliğine Göre Yeniden Düzenleme

01.09.2018 - 31.12.2018 döneminde
 ( Eylül,Ekim,Kasım,Aralık) geçerli olmak üzere 2022 aylık miktarları ise şekildedir:

65 yaş üstü yaşlılık aylığı: 543,27 TL / tam miktarı: 543,272919 TL 

%40-69 engelli aylığı: 433,68 TL / tam miktarı: 433,677174 TL

%70 ve üstü bakıma muhtaç engelli aylığı: 650,52 TL / tam miktarı: 650,515761 TL

18 yaş altı engelli yakını aylığı: 433,68 TL) / tam miktarı: 433,677174 TL

NOT 1: Eylül,ekim,Kasım,Aralık ayında alacağınız miktarlar yukarıdadır. 1 Eylül itibariyle 2022 aylıkları aylık ödenecektir.

NOT 2: ilk defa aylık alacak olanlar, aylık başlangıç tarihinden 1 Eylül'e kadar birikmiş ödeme ve Eylül maaşlarını Eylül'de toplu alacaklardır. ilk defa Eylül'de 2022 aylığı alacak olanların Eylül'de ne kadar alacaklarını ve ödeme günlerini -istedikleri takdirde-ayrıca hesaplarım. bu hesabı yapmam için, ayrı başlık açarak aylık başvuru tarihini, rapor oranlarını ve doğum yıllarını yazmaları kafi.

NOT 3: Haziran dönem aylığını alanlar, Eylül aylığını 2 aylık farkla birlikte şu miktarda alacaklar:

65 yaş üstü yaşlılık aylığı= 629, 78 TL
( % 40- 69 ) engelli aylığı= 502,73 TL
( % 70 ve üstü) Bakıma muhtaç engelli aylığı= 754,10 TL
18 yaş altı engelli yakını aylığı= 502,73 TL


2018 ENGELLİ MAAŞI BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?
Engelli bir bireyin maaş alabilmesi için maddi durumunun kötü olması yani fakir olması, muhtaç ve kimsesiz olması gerekmektedir. 2022 aylığı olarak bilinen engelli maaşları için başvurular Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakıflarına yapılmaktadır. Bağlı bulunduğunuz SYDV kurumuna engelli maaşı için başvuruda bulunabilirsiniz. Başvuru yapabilmek için istenen evrakları tam bir şekilde başvuru esnasında teslim etmek gerekmektedir. Evraklarında eksiklik bulunanların başvuruları kabul edilmemektedir.
Başvurularını tamamlayan adaylara vakıf tarafından başvuru alındı belgesi verilmektedir. Engelli maaşı başvuruları en fazla 1 ay içinde sonuçlanmaktadır. Başvuru yapan bireyin muhtaçlık değerlendirilmesi ise yaşadığı ev hanesinin geliri dikkate alınarak yapılmaktadır. Ayrıca engelli maaşına başvuracak kişinin yaşı da önem arz etmektedir. Başvuran kişinin 18 yaşından büyük ve 65 yaşından küçük olması gerekmektedir. 65 yaşından büyük olanların ise en az %70 oranında engellinin bulunması gerekmektedir.
2018 EVDE BAKIM ÜCRETLERİ NE KADAR?
2018 yılı bakım aylıklarına bakmak istersek ilgili tutarların ne kadar olduğuna aşağıdan bakabilirsiniz. Buna göre 2018 bakım aylıkları;
- Temmuz 2018’de bin 105 liraya, Ocak 2019’da bin 149 liraya, Temmuz 2019’da ise bin 207 liraya çıkacak.
2018 yılını kapsayan yukarıdaki ekranda 2019 yılının da 2 farklı tutarı verilmiştir. Söz konusu bakım aylıklarında artışın yaşanması için her yıl ocak ayında plan ve bütçe komisyonunda önemli bir artışın olması gerekiyor. Yukarıdaki maaş miktarları engellilere bakan bakıcıların maaşlarını gösterse de, engelli olan bireylerde ne kadar maaş alacaklarını şimdiden sorgulamaktadır.
2022 ENGELLİ MAAŞI ÖDEME GÜNLERİ
- Doğum tarihinin son rakamı 0 ila 5 olan kişilere her dönemin 5’inci günü,
-Doğum tarihinin son rakamı 1 ila 6 olan kişilere her dönemin 6’ncı günü,
-Doğum tarihinin son rakamı 2 ila 7 olan kişilere her dönemin 7’nci günü,
-Doğum tarihinin son rakamı 3 ila 8 olan kişilere her dönemin 8’inci günü,
-Doğum tarihinin son rakamı 4 ila 9 olan kişilere her dönemin 9’uncu gün.

İLGİLİ ARAMALAR
2018 engelli maaşı ne kadar

kimler engelli maaşı alabilir

engelli maaşı 2018 ne kadar olacak

engelli maaşı kaç ayda bir verilir

engelli maaşı son dakika

3 aylık engelli maaşı ne kadar 2018

engelli maaşı son dakika 2018engellilere yeni maaş müjdesi 2018