Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Anaokulunda skandal görüntüler... Küçük çocuklara türban takılıp erkek çocukların ayakları yıkatıldı...





Anaokulunda skandal görüntüler... Küçük çocuklara türban takılıp erkek çocukların ayakları yıkatıldı...

İstanbul Kartal'da bulunan Özel Çınar Anaokulunun etkinliğinde küçük kız çocuklarına türban takıldı, erkek çocukların ayakları yıkatıldı.


Anaokullarında yaşanan skandallara bir yenisi daha eklendi. İstanbul’da bulunan Kartal Özel Çınar Anaokulunda yapılan bir tiyatro gösterisi tepkilere neden oldu.

KIZ ÇOCUKLARINA TÜRBANTAKILDI, ERKEK ÇOCUKLARIN AYAĞI YIKATILDI


Evrensel'den Nazlı Eray'ın haberine göre, 3-6 yaş arası çocukların oynadığı tiyatro gösterisinde yöresel kıyafetler giyen kız çocuklarına, erkek çocukların ayakları yıkatıldı. Kız çocuklarının başına türban takıldı. Erkek çocuklar kurulan sofranın başköşesine oturtulurken kız çocukları yemek yaptı ve erkek çocuğun ayağını yıkadı.


Görüntüler, gelen tepkiler sonucu Özel Çınar Anaokuluna ait Facebook sayfasından kaldırıldı.


http://www.yurtgazetesi.com.tr/turkiye/anaokulunda-skandal-goruntuler-kucuk-cocuklara-turban-takilip-h64727.html

Bu kadarına da pes diyeceksiniz !




Bu kadarına da pes diyeceksiniz !


İngiltere’de sarhoş olduğu sırada tecavüze uğradığı için polise başvuran kadına bizzat kendi kocasının tecavüz ettiği ortaya çıktı. Adama yedi yıl hapis cezası verilirken, kadın büyük bir ihanete uğradığını söyledi.
Olay, başkent Londra’nın yakınlarındaki Reading’de meydana geldi. Kocasıyla kavga ettikten sonra öfkeyle tek başına dışarı çıkan kadın sarhoş olup bir yolun kenarındaki bankta sızdı. Çevredekilerin girişimiyle kocası onu almaya geldi.

Ancak kadın sabah uyandığında cinsel bir saldırıya uğradığından şüpheleniyordu. Bu şüphesini anlatınca kocası da onu polisi araması için teşvik etti. Ancak DNA testlerinden, kadının isteği dışında bir ilişkiye zorlandığı ve tecavüz eden kişinin de bizzat kocası olduğu ortaya çıktı
Geçtiğimiz mayıs ayında yaşanan olaydan sonra kadın kocasına dava açtı. Dün sonuçlanan davada, adam yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı, eşinin yanına yaklaşması yasaklandı.
Adam eşinin olay sırasında ‘çok sarhoş olduğunu ve ne dediğinin anlaşılmadığını’ savunurken, yargıç Lydia Smith kararı “Onu eve götürdün ve aldığı alkol nedeniyle onay vermesi imkânsızken ona tecavüz ettiniz. Eşiniz, sorumlu kişinin siz, yani kocası olduğunu öğrendiğinde derin bir şoka girdiğini anlattı” sözleriyle açıkladı. Kadının ifadesinde de “Hayatta güvendiğim tek kişi tarafından ihanete uğradım” dediği belirtildi.
Gazete Vatan

Sokak ağzıyla konuşan pis dilli C.başkanı’na Atatürk'lü soylu bir tarihi cevap !


C.başkanı’na tarihi cevap ! ile ilgili görsel sonucu
Sokak ağzıyla konuşan pis dilli C.başkanı’na Atatürk'lü soylu bir tarihi cevap !


“CHP’nin tek parti diktatörlüğünde ne yapıldı Allahaşkına?”

“CHP’ye soruyorum; Yahu senin bu memlekette dikili bir ağacın mı var?”

“Bu cibiliyetsiz partinin bu ülkeye hiçbir katkısı olmamıştır”

“CHP iktidarında şu ülkede bir taş üstüne taş kondu mu?”

“Biz bu CHP’nin cemaziyelevvelini (tüm geçmişini) biliriz, hiçbir eserleri, emekleri yoktur bu ülkede”
Yukarıdaki sözler Sn. Erdoğana ait.
Ben bir yurttaşım. Bu memleketin ekmeğini yedim… Suyunu içtim, okullarında okudum, rampa yukarı yollarında yürüdüm. Jopunu da yedim baklavasını da…
Ömrüm de bu ülkede son bulacak.
Mustafa Kemal sonrası CHP’ye mesafeli durdum. İnönü döneminde hem doğru bulduğum hem de yanlış bulduğum politikalar var.
Ama bu, ona saygı duymama engel değil.
Toplumcu, sosyalist programlara daha yakın hissettim kendimi her zaman.
Ama bu CHP’nin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine saygı duymama engel değil.
Saldırmaya CHP’den başlayıp, İnönü ile devam edenlerin gerçek amaçlarının Mustafa Kemal’e saldırmak olduğunu, bunu alenen yapmalarına çok az bir zaman kaldığını görmeme engel değil…
Ama şu ”cibilliyetsiz” dönemi çok merak ettim.
Kafama taktım ve araştırıp yazdım.
Liste uzun; çünkü dünyaya damgasını vurmuştu!
İşte hayalken gerçek olanlar:

1923 – Cumhuriyet Halk Partisi Kuruldu. (9 Eylül 1923)
1923 – CHP Genel Başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (11 Eylül 1923)
1923 – Ankara Başkent ilan edildi. (13 Ekim 1923)
1923 – Cumhuriyet ilan edildi (29 Ekim 1923)
1923 – Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.
1924 – Hilafet kaldırıldı.
1924 – Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) kabul edildi.
1924 – İlköğretim zorunlu hale getirildi.
1924 – Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.

1924 – Gölcük’te ilk tersane ünitesi kuruldu.
1924 – Devlet Demiryolları kuruldu.
1924 – İstanbul – Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı.
1924 – Türkiye İş Bankası kuruldu.
1924 – Türk Kadınlar Birliği kuruldu.
1924 – Ankara ilk planlı şehir olarak tanzim edildi.
1924 – Cumhurbaşkanlığı Orkestrası kuruldu.
1924 – Türkiye Tütüncüler Bankası kuruldu.
1924 – İlk milli sigorta Anadolu Sigorta faaliyete geçti.
1924 – Bursa’da Karacabey Harası kuruldu.
1924 – Milli Sahne Ankara’da ilk tiyatro olarak kuruldu.
1924 – Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.
1924 – Türkiye Cumhuriyeti yazılı ilk madeni para tedavüle çıktı.
1924 – Atatürk’ün önerisiyle ismini de verdiği Cumhuriyet Gazetesi yayına başladı.
1925 – Danıştay kuruldu.
1925 – Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) kuruldu.
1925 – İstanbul’da Liman İşleri inhisarı kuruldu.
1925 – Osmanlı’da köylülerden alınan Aşar Vergisi kaldırıldı.
1925 – Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu.
1925 – Sanayi ve Madenler Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.
1925 – 1920’de Atatürk tarafından kurulan Anadolu Ajansı bir anonim şirkete dönüştürüldü.
1925 – Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu kabul edildi.
1925 – Gazi Orman Çiftliği kurulmaya başlandı.
1925 – Eskişehir Cer Atölyelerinde demiryolu malzemesi üretecek birimler hizmete girdi.
1925 – Adana Mensucat Fabrikası üretime başladı.
1925 – Türkiye’nin ilk betonarme köprüsü Menderes Nehri üzerine yapıldı.
1925 – İlk Cumhuriyet altını basıldı.
1925 – Adana ve Bergama Müzeleri açıldı.
1925 – Tayyare Cemiyeti’nin katkılarıyla Ankara’da Türk yapımı ilk planör uçuruldu.
1925 – Şeker Fabrikaları kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1926 – Demir Çelik Sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun yayımlandı.
1926 – Uluslararası saat ve takvim uygulanmasına başlandı.
1926 – Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. Kanunla kadın erkek eşitliği sağlandı.
1926 – Türk Telsiz Telefon Şirketi kuruldu.


1926 – Eskişehir Uçak Bakım İşletmesi açıldı.
1926 – Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıkları kaldıran Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
1926 – İlk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1926 – Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı.
1926 – İstanbul’da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı.
1926 – Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kuruldu.
1926 – Amasya, Sinop ve Tokat Müzeleri açıldı.
1926 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açıldı. 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümetince kapatılana kadar bu fabrikada toplam 112 savaş uçağı üretildi.
1926 – Bakırköy Çimento Fabrikası kuruldu.
1926 – Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1927 – Teşviki Sanayi Kanunu kabul edildi.
1927 – Bünyan Dokuma Fabrikası hizmete girdi.
1927 – Ankara – Kayseri demiryolu açıldı.
1927 – Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
1927 – İstanbul Radyosu yayınlarına başladı.
1927 – Samsun – Havza – Amasya demiryolları açıldı.
1927 – Bursa Dokumacılık Fabrikası açıldı.
1927 – Eskişehir Bankası kuruldu.
1927 – Ankara Arkeoloji Müzesi ve Sivas Müzesi kuruldu.
1927 – Okullarda karma eğitime geçildi.
1927 – İlk basketbol ligi düzenlendi.
1927 – İlk Köy Öğretmen Okulu Kayseri’de açıldı.
1927 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kağıt parası tedavüle çıkarıldı.
1927 – İzmir Müzesi açıldı.
1927 – Ankara’da Çocuk Sarayı açıldı.
1927 – İlk düzenli radyo yayını İstanbul’da başladı.

1928 – Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi olarak kabul edildi.
1928 – Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.
1928 – Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1928 – Ankara Çimento Fabrikası açıldı.
1928 – Türk halkına okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açıldı.(1936’ya kadar 16-45 yaş arasındaki yaklaşık 3 milyon kişiye temel eğitim verildi.)
1928 – Ankara Numune Hastanesi açıldı.
1928 – Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.
1928 – Türk Eğitim Derneği (TED) Atatürk’ün koruyuculuğunda Ankara’da kuruldu.
1928 – Türk Vatandaşlığı Yasası kabul edildi.
1928 – İstanbul Bomonti’de Türk Mensucat Fabrikası hizmete girdi.
1928 – Amasya – Zile demiryolu açıldı.
1928 – Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkındaki kanun kabul edildi.
1928 – Malatya Elektrik Santralı açıldı.
1928 – İlk defa Kadınlar Mahkemelerde Avukat olarak görev aldılar.
1928 – Kütahya – Tavşanlı demiryolu açıldı.
1928 – İstanbul’da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı’da tramvay hatları açıldı.
1928 – Ankara’nın ilk büyük oteli Ankara Palas açıldı.
1928 – Gaziantep’te Mensucat Fabrikası işletmeye açıldı.
1929 – Mersin- Adana demiryolu yabancılardan satın alındı.
1929 – Ankara ile İstanbul arasında telefon konuşmaları başladı.
1929 – Ayancık Kereste Fabrikası açıldı.
1929 – Trabzon Vizera Hidroelektrik Santralı hizmete girdi.
1929 – İstanbul’da Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.
1929 – Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1929 – Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.
1929 – Kütahya- Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı.
1929 – Deniz Ticaret Kanunu kabul edildi.
1929 – Paşabahçe Rakı ve İspirto Fabrikası açıldı.
1929 – Yeni Türk harfleriyle ilk posta pulları basıldı.
1930 – Ankara – Sivas Demiryolu Hattı ulaşıma açıldı.
1930 – Kadınlar Belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı.
1930 – Ankara’da Ziraat Enstitüsü kuruldu.
1930 – Kayseri – Şarkışla demiryolu açıldı.
1930 – Türkiye Gazeteciler Birliği kuruldu.
1930 – İstanbul Galata Köprüsü’nden 70 yıldan beri alınan köprü geçiş ücreti kaldırıldı.
1930 – Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.
1931 – Bursa- Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.
1931 – Gölbaşı – Malatya demiryolu açıldı.
1931 – 10 ilde Bölge Sanat Okulları açıldı.
1931 – Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.
1931 – Tekel Genel Müdürlüğü kuruldu.
1931 – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.
1931 – Uluslararası ölçü birimleri kabul edildi.
1931 – Türk Tarih Kurumu kuruldu.
1932 – Devlet Sanayi Ofisi (DSO) kuruldu.
1932 – Samsun- Sivas demiryolu açıldı.
1932 – Diyarbakır Tekel Rakı Fabrikası açıldı.
1932 – Sanayi Teşvik Kanunu ile toplam 1473 işletme teşvikten yararlandırıldı.
1932 – İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı.
1932 – Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.
1932 – Kütahya – Balıkesir demiryolu açıldı.
1932 – Ulukışla – Niğde demiryolu açıldı.
1932 – Halkevleri açıldı. (1951’de Adnan Menderes hükümetince kapatıldıklarında 478 Halkevi, 4322 Halk Odası vardı.
1932 – Türk Dil Kurumu kuruldu.
1932 – Türkiye Milletler Cemiyetine üye oldu.
1933 – Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1933 – Sümerbank resmen faaliyete geçti.
1933 – İstanbul – Ankara arasında düzenli uçak seferleri başladı.
1933 – Adana-Fevzipaşa demiryolu açıldı.
1933 – Ulukışla – Kayseri demiryolu açıldı.
1933 – Yerel Yönetimlere finansal yardım için İller Bankası kuruldu.
1933 – İstanbul Üniversitesi kuruldu.
1933 – Zonguldak Yatırım Bankası ve Kayseri Milli İktisat Bankası kuruldu.
1933 – Havayolları Devlet İşletmesi kuruldu.
1933 – Samsun- Çarşamba demiryolu hattı yabancılardan satın alındı.
1933 – Halk Bankası kuruldu.


1933 – Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.
1934 – Bandırma- Menemen- Manisa demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 – İlk Türk Operası sahnelendi.
1934 – Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce genel seçimlerde seçme/seçilme hakkı kazandı.
1934 – İzmir-Kasaba demiryolu yabancılardan alınarak devletleştirildi.
1934 – Keçiborlu Kükürt Fabrikası üretime başladı.
1934 – Soyadı Kanunu kabul edildi.
1934 – Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1934 – Isparta Gülyağı Fabrikası üretime başladı.
1934 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikasında yapılan ilk uçağın deneme uçuşu yapıldı.
1934 – Basmane İzmir – Afyon demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 – Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikası’nın açılışı yapıldı.
1934 – İlk Süttozu Fabrikası Bursa’da açıldı.
1934 – Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası işletmeye açıldı.
1934 – Demiryolu Elazığ’a ulaştı.
1935 – Haftasonu tatili Cumartesi-Pazar olarak kabul edildi.
1935 – Aydın Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1935 – MTA Enstitüsü kuruldu.
1935 – ETİBANK kuruldu.
1935 – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kuruldu.
1935 – Türkkuşu kuruldu.
1935 – İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.
1935 – Ankara’da troleybüs hattı işletmeye açıldı.
1935 – Fevzipaşa-Ergani-Diyarbakır demiryolları açıldı.
1935 – İlk Arkeolojik kazılar Alacahöyük’te başladı.
1935 – Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası üretime başladı.
1935 – Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası işletmeye açıldı.
1935 – Afyon – Isparta demiryolu açıldı.

1935 – Sümerbank Kayseri Dokuma Fabrikası’nın açılışı yapıldı.
1935 – Ankara Mamak’ta Gaz Maskesi Fabrikası açıldı.
1935 – Ayasofya müze olarak ziyarete açıldı.
1935 – Ankara’da Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi açıldı.
1936 – Kabotajın Deniz Yolları İdaresi’ne geçmesi sağlandı.
1936 – Ankara Çubuk Barajı açıldı.
1936 – Motreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
1936 – Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında askerden arındırılmış bölgelere Türk askerleri yerleştirildi.
1936 – Ankara’da Devlet Konservatuarı açıldı.
1936 – Edirne-Sirkeci Şark Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1936 – Haydarpaşa Numune Hastanesi hizmete girdi.
1936 – Sümerbank Malatya İplik ve Bez Fabrikası kuruldu.
1936 – İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası hizmete girdi.
1936 – Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.
1936 – İzmir Enternasyonal Fuarı açıldı.
1936 – İzmir Havagazı Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 – İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 – SEKA’nın İzmit’teki fabrikasında ilk kağıt üretildi.
1936 – Ankara 19 Mayıs Stadyumu hizmete açıldı.
1937 – Sümerbank Konya Ereğlisi Dokuma Fabrikası üretime başladı.
1937 – Ziraat Bankası Kanunu kabul edildi.
1937 – Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.
1937 – Çatalağzı – Zonguldak demiryolu açıldı.
1937 – İstanbul Resim Heykel Müzesi açıldı.
1937 – Ankara’da ilk Bira Fabrikası kuruldu.
1937 – Toprakkale – İskenderun demiryolu yabancılardan satın alındı.
1937 – Ankara’da Motorlu Tayyarecilik Okulu açıldı.
1937 – Urfa’da Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği açıldı.
1937 – Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası açıldı.
1937 – Denizbank kuruldu.
1937 – İstanbul ve Trakya Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1937 – Diyarbakır – Cizre Demiryolu açıldı.
1937 – Yozgat Termo-Elektrik Santralı hizmete girdi.
1938 – Gemlik Suni İpek Fabrikası açıldı.
1938 – İzmir Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 – Ankara Radyoevi hizmete girdi.
1938 – Divriği Demir Madenleri üretime başladı.
1938 – Bursa Merinos Fabrikası faaliyete geçti.
1938 – Murgul Bakır İşletmeleri satın alındı.
1938 – Türk askerleri Hatay’a girdi.
1938 – Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 – Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 – Eskişehir İspirto Fabrikası açıldı.
1938 – İstanbul Elektrik Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 – Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu.
1938 – Sivas – Erzincan demiryolu açıldı.
1938 – Giresun’da Fiskobirlik kuruldu.
ATATÜRK’ün VEFATINDAN SONRA
1939 – Ergani Bakır İşletmesi hizmete girdi.

1939 – Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.
1939 – İstanbul’da yabancıların işlettiği Tramvay Şirketi tesislerini hükümete devretti.
1939 – İstanbul’daki Tünel İşletmesi tüm tesislerini hükümete devretti.
1939 – Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.
1939 – Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.
1939 – Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.
1939 – Aydın’da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.
1939 – İstanbul’da İETT kuruldu.
1939 – Fransız askerleri Hatay’dan çıkartıldı, Hatay Türkiye’ye katıldı.
1939 – Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.


1939 – Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.
1939 – Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.
1939 – Milli Piyango İdaresi kuruldu.
1939 – Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.
1939 – İlk Türk denizaltısı Haliç’te denize indirildi.
1939 – Sivas – Erzurum demiryolu açıldı. Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan demiryolu 3.000 km’ye ulaştı.
1939 – Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı.
1940 – Kozabirlik kuruldu.
1940 – Türk Petrol Şirketi kuruldu.
1940 – Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21’i bulan köy enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes Hükümeti tarafından tamamen kapatıldı.)
1940 – İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.
1940 – Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu.
1940 – Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.
1940 – Taksim Gezi Parkı İstanbul’da açıldı.
1940 – Eğitim amaçlı Halk Odaları kuruldu. İlk etapta 141 Halk Odası açıldı.
1940 – Ankara’da Milli Halk Kütüphanesi açıldı.
1940 – Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.
1941 – Gebere Barajı açıldı.
1941 – Petrol Ofisi kuruldu.
1941 – Türk Hava Kurumu Ankara’da uçak fabrikası kurdu.
1941 – THY Yurtiçi uçuş merkezlerinin sayısı 11’e çıktı.
1942 – Ankara Etimesgut’ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.
1942 – Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.
1942 – İlköğretim seferberliği başladı.
1942 – Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.
1942 – Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.
1942 – Bursa, Denizli, Mersin, Çorum ve Urfa’da Kız Sanat Enstitüleri açıldı.
1942 – İlk büyük Türk ilaç fabrikası Eczacıbaşı İlaç Fabrikası Levent’te açıldı.
1942 – Atatürk Devrim Müzesi açıldı.
1943 – Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.
1943 – Zonguldak-Kozlu demiryolu hattı açıldı.
1943 – İstanbul’da Atatürk Bulvarı açıldı.
1943 – Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.
1943 – Diyarbakır – Batman Demiryolu açıldı.
1943 – Seyhan Regülatörü açıldı.

1943 – Sivas Çimento Fabrikası açıldı.
1943 – İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü kuruldu.
1943 – İstanbul’da Yıldız Parkı açıldı.
1943 – Ankara Fen Fakültesi açıldı.
1944 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.
1944 – İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.
1944 – İzmit Selüloz Fabrikaları işletmeye alındı.
1944 – Türk Hava Kurumu’nun Ankara’daki uçak fabrikasında 140 eğitim uçağı, ambulans uçakları ve çok sayıda planör üretildi.
(Ne yazık ki; Ankara, Kayseri ve Eskişehir’deki Uçak ve Uçak Motoru Fabrikalarının tamamı 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümeti tarafından kapatılmıştır.
1944 – İzmit’te Gazete ve Sigara Kağıdı Fabrikası açıldı.
1944 – Yeşilköy’de yerli sermaye ile üretilen ilk Türk özel yolcu uçağının denemesi yapıldı.
1944 – Anıtkabir’in temeli atıldı.
1944 – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.
1944 – Mersin Limanı hizmete açıldı.
1944 – Gaziantep Havaalanı açıldı.
1944 – Fevzipaşa – Malatya ve Diyarbakır – Kurtalan demiryolları hizmete girdi.
1944 – Sakarya’da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı
1944 – İzmir’de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu açıldı.
1945 – Şirketi Hayriye devlet tarafından satın alındı.
1945 – Türkiye Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olarak katıldı.
1945 – İskenderun Limanı hizmete girdi.
1945 – Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.
1945 – Balıkesir, Van, Rize, Erzurum, Erzincan ve Çankırı’da liseler ve enstitüler açıldı.
1945 – Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.
1945 – Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.
1945 – İstanbul – Londra ve İstanbul – Paris uçak seferleri başladı.
1946 – İş ve İşçi Bulma Kurumu hizmete başladı.
1946 – İşçi Sigortaları Kurumu yürürlüğe girdi.
1946 – İstanbul – Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.
1946 – Ankara Üniversitesi kuruldu.
1946 – Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.
1946 – İstanbul ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1946 – Türkiye’nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.
1947 – Heybeliada Senatoryumu hizmete girdi.
1947 – İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.
1947 – İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi.
1947 – Palu-Genç demiryolu açıldı.
1947 – Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne üye oldu.
1947 – Rize Çay Fabrikası hizmete girdi.
1947 – Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.
1947 – İstanbul’da İnönü Stadyumu açıldı.
1948 – Köprüağzı – Maraş demiryolu açıldı. Açılan son demiryolu hattı oldu; çünkü 1950’deki Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.
1948 – Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.
1948 – Türkiye Milli Talebe Federasyonu kuruldu.
1948 – Milli Kütüphane hizmete girdi.
1948 – Ankara Etimesgut’ta kurulan Uçak Motor Fabrikası hizmete girdi.
1949 – Porsuk Barajı açıldı.
1949 – Emekli Sandığı kuruldu.
1949 – Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.
1949 – Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1949 – İstanbul’da Kartal- Yalova araba vapuru hattı açıldı.
1949 – Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Filyos’ta açıldı.
1949 – Muş’ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.
1949 – Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.
1949 – Türkiye Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.
1923 – 1950 arasında yapılan tüm bu eserler ve yatırımlar gerçekleştirilirken tek kuruş bile borç alınmamıştır.
Borç alınmadığı gibi Osmanlı’nın bıraktığı Düyun-u Umumiye borçları da ödenmiştir.
1929 -1932 arası Dünya tarihinde şu ana kadar yaşanan en büyük kriz olan “Dünya Ekonomik Bunalımı” dönemidir. Teğet geçmemiştir!
1939 – 1945 arası tüm dünyanın yıkıma sürüklendiği II. Dünya Savaşı dönemidir.
Bu dönemde tüm dünya kana bulanırken ve komşu ülkelerde bile milyonlarca insan ölürken; tek bir Türk vatandaşının burnu dahi kanamamıştır.
Genç Türkiye Cumhuriyetini kuran iradenin elbetteki hataları da olmuştur.
O günkü Türkiye’nin yoksulluğunu ve savaş zamanlarını göz önüne aldığımızda ne kadar zorluklar çekildiği ortadadır.
Örneğin; sık sık gündeme gelen şu camilerin kapatılırak depoya dönüştürülmesi konusunun gerçek yüzü şudur:
İkinci dünya savaşında sınırlara yığınak yapmak zorunda kalan orduyu doyurmak amacı ile köylüden toplanan hububat modern SİLO’lar olmadığı için camiler boşaltılarak SİLO yerine kullanılmıştır. Doğru olan yöntem de odur…
Peki bütün bu yapılan yatırımları ve emperyalizmin ellerinden alınarak devletleştirilen işletmeleri kimler tekrar emperyalistlere satmaya başladı? Adnan Menderes…
SON SÖZ:
Vatan; doyduğun ve mutlu olduğun yerdir.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti…
Düzenleyen : Mehmet Sağlam



GEÇMİŞİ EN KARANLIK EN TEHLİKELİ ADAM HAKAN FİDAN



GEÇMİŞİ EN KARANLIK EN TEHLİKELİ ADAM HAKAN FİDAN ile ilgili görsel sonucu

GEÇMİŞİ EN KARANLIK EN TEHLİKELİ ADAM HAKAN FİDAN

Türkiye’nin kara kutusu, Hakan Fidan’ın Karanlık Geçmişi
Resmi özgeçmişine göre 1968 Ankara doğumlu. İlçesi belli değil.
Anne ve babasının adı belli değil.
Aslen nereliler belli değil.
Hangi ilkokul, orta okul, liseyi bitirdiği belli değil.
Üniversiteye gitmiyor veya gidemiyor o da belli değil.
Hatta sınava girip girmediği de belli değil.
1986 yılında Kara Kuvvetleri Muharebe Okulu’ndan mezun oluyor.
Yani subay değil astsubay olabiliyor ancak.
Ama Kara Kuvvetleri Muharebe Okulu’na ne şekilde girdiği de belli değil, orayı nasıl tamamladığı da belli değil.
Okul hayatının hiçbir alanına ilişkin bir başarı veya başarısızlık bilgisi elimizde yok.
Şimdiye kadar herhangi bir ilkokul, ortaokul, lise, askeriye okul arkadaşı ortaya çıkmadı.
Bilen yok, gören yok…
Astsubay olduktan sonra, tüm hayatı boyunca yükselebileceği en yükse rütbe de belirlenmiş oluyor: Ast subay. Yani çavuşlukla başlayacağı kariyerinin son noktası başçavuşluk.
1986 sonrasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın Dil Okulu’nu tamamlıyor.
Kaç yılda bitirdiği, hangi dereceyle bitirdiği belli değil.
Hatta hangi dili öğrendiği de belli değil.
Aynı dönemde yine Kara Kuvvetleri Komutanlığı Otomatik Bilgi İşlem Merkezi’nde teknisyen oluyor. Bu dönemde (1986-2001) arası herhangi bir dönemde -elbette o dönem de belli değil- 3 yıl NATO görevi için Almanya’da bulunuyor.
Ne tür bir görev için hangi meziyeti nedeniyle seçildiği belli değil.
NATO’ya onca subay varken bir astsubayı neden gönderdiğimiz ise ayrı bir muamma.
Bugüne kadar bu tür görevlere hiç astsubay gönderilmiş mi ayrı bir soru işareti.
Ne oluyorsa oluyor ve orada birden zekası açılıyor ve o 3 yıllık dönemde University of Maryland University College’da lisans eğitimi yapıyor.
Türkiye’de üniversiteye giremeyen birinin Almanya’da mesai yaparken Amerika’daki bir üniversitede, hem de 3 yılda lisans diploması almasını da elbette büyük bir takdir ve hayranlıkla kaydetmek gerek. 1999’da Türkiye’de Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans tezini verdiğine göre, 1996’da Türkiye’de olduğunu ve yüksek lisans programına kaydolduğunu tahminen çıkarabiliriz.
Bu arada -ya da hangi arada bilmiyoruz- Hakan Fidan’ın evlendiğini ve 3 çocuğu olduğunu da öğreniyoruz.
Elbette eşi kimdir bilmiyoruz.
Çocuklarını tanımıyoruz.
Bugüne kadar eşini veya çocuklarından birini tanıyan biri de kamuoyuna yansımadı.
2001 yılında askeriyeden astsubay rütbesi ile emekli oluyor.
Ama daha emekli olmadan 1999’da veya 2000’de OYAK Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçiliyor.
Bir astsubay için görülmemiş bir uygulama ve başarı ile! Sivil hayata geçinde Avustralya’nın Ankara Büyükelçiliği’nde danışmanlığa başlıyor.
Dikkat edin Türkiye’nin Avustralya elçiliğinde değil.
Avustralyalıların Fidan’ı nasıl keşfettiğini de, ne meziyeti dolayısıyla danışman atadıklarını da, biz kıt aklımızla bilemiyoruz tabi…
Bülent Arınç’ın Süpermen iddiasını doğrularcasına, 2001-2003 arasında aynı anda Viyana’daki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve Cenevre’deki BM Silahsızlanma Enstitüsü (UNIDIR) ile Londra merkezli Verification Research, Training and Information Center’da (VERTIC) akademik çalışmalarını sürdürüyor.

Bu akademik çalışmaların konusunu, yıllarını, süresini, sonucunu da elbette bilmiyoruz. 2003 yılında Abdullah Gül tarafından keşfediliyor ve TİKA Başkanlığı’na atanıyor.
Abdullah Gül’ün bu başçavuşu nerede, nasıl tanıdığı da elbette bilmiyoruz.
Bu arada 2006 yılında doktorasını da Bilkent’te tamamlıyor.
Hem okuyor, hem çalışıyor, hem ev geçindiriyor.
Tam bir Türk filmi gibi…
Sonra bu astsubay Başbakanlık Danışmanlığı’na atanıyor, yıl 2007. Ve 2008 yılına Türkiye’yi Atom Enerjisi Kurumu’nda temsil ediyor.
Fizik okumamış, atom fiziğini elbette bilmiyor, uluslararası ilişkiler de okumamış ama bu uluslararası sır kurumda Türkiye’yi temsil edecek kadar kendisini geliştirmiş…
Takdir etmekten başka ne gelir elden…
2009 yılında MİT Müsteşar Yardımcısı oluyor, 2010’da ise Müsteşar oluyor.
MİT Müsteşarı olduğunda yaşı henüz 42…
Ama bu 42 yıl boyunca, arkasında tek bir iz bile bırakmadan, hayalet bir adam olarak bence MİT Müsteşarlığını hak ediyor.
Herhangi bir köklü devleti geçtik kabile devletinde bile olamayacak, bir başçavuşun, MİT Müsteşarı yapılması ise, sanırım gizli niyetlerle değil, Türkiye’nin Anadolu’nun bu keşfedilmemiş pırlanta çocuklarını yükseltme ve onlara şans tanıma geleneği ile açıklanmalı.
Tayyip Erdoğan da öyle değil mi? Onun da tüm geçmişi karanlık değil mi?
Sır küpü nitelemesi son derece doğru. Tayyip Erdoğan’ın da, Hakan Fidan’ın da, tüm geçmişleri tam bir sır… Ve akıllı devletler de işte bu geçmişleri sır dolu, kapkaranlık insanları MİT’in başına, olmadı Başbakanlığa, hatta Cumhurbaşkanlığına taşırlar…
Dünyaya model olduk. Sır modeli…

Okullarda yeni dönem! “Namaza neden gitmedin?” dayağı




Okullarda yeni dönem! “Namaza neden gitmedin?” dayağı
Bartın’da Kumluca İmam Hatip Ortaokulu’nda geçtiğimiz hafta içerisinde 15 öğrencinin, öğle namazına gitmedikleri gerekçesiyle okul müdürü tarafından dövüldüğü iddia edildi.
Bartın’da Kumluca İmam Hatip Ortaokulu’nda geçtiğimiz hafta içerisinde 15 öğrencinin, öğle namazına gitmedikleri gerekçesiyle okul müdürü tarafından dövüldüğü iddia edildi.
Eğitim-Sen Bartın şube başkanı Sedat Bora olaya tepki gösterdi.

Olaydan sonra bazı öğrenciler Kumluca’daki sağlık kuruluşuna başvurarak fiziksel şiddete uğradıklarına dair darp raporu aldı. Ayrıca okul müdürü hakkında karakola şikayette bulunuldu.

VELİLERE “ŞİKAYETİNİZİ GERİ ALIN” BASKISI

Öte yandan okul yönetimi ve milli eğitim yetkililerinin velilerle konuşarak şikayet dilekçelerini geri almaları baskı yaptıkları öne sürüldü.
Eğitim-Sen Bartın şube başkanı Sedat Bora, bir açıklama yaparak yaşananlara tepki gösterdi.

MÜDÜRDEN “DİRİLİŞ DİZİSİNİ SEYREDİN” MESAJI!
Bora yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Ayrıca Kumluca Yatılı Bölge Ortaokulu’nda Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet vakfının imzaladığı protokol kapsamında gerici ve bilim dışı eğitimler verilmektedir. Öğrenci yurdunda etüt saatinde akşam vakti cemaatlerin sohbet düzeni oluşturularak (öğrencileri yere oturtularak) eğitimci olarak öğretim üyeleri gösterilmesine rağmen, cemaate mensup imamlar tarafından Said-i Nursi kitapları dağıtılmaktadır. Gerçek dışı hurafeler ile vaaz verilmektedir.
Yine Bartın’da Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında İHH, devlet liselerini gezmekte yardım kampanyasını tanıtmak adına okullarda bilim ve laiklik karşıtı hurafeler anlatmaktadır. Eğitimci yeterliliği olmayan kişiler tarafından okulların kendi salonlarında protokolde belirtilmemesine rağmen, İHH ‘bizim kendi çizgimiz’ diyerek kız ve erkek öğrencileri ayrı ayrı oturtmaktadır. Karma eğitim uygulamasını ihlal etmektedir. İki lisede yapılan bu uygulama Eğitim Sen üyesi öğretmenlerin müdahale etmesi ve öğrencilerin karşı çıkması sonucu engellenmiş, ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğüne gerekli uyarılar yapılmıştır.

Bartın milli eğitiminin başındaki müdür okul müdürlerine ‘Diriliş’ dizisini seyretmeleri ve seyrettirmelerine dair mesaj atmış, bu durum basına yansımıştır.
Bartın’da okullarımızda uygulanan bilim dışı ve laiklik karşıtı uygulamaların takipçisi olacağız. Her ne gerekçe ile olursa olsun öğrencilere şiddet uygulanmasına izin vermeyeceğiz.
Bir okul müdürünün namaza gitmedikleri gerekçesi ile öğrencileri darp etmesi kabul edilemez bir durumdur.”

ERDOĞAN VATANA İHANET’DEN YARGILANABİLİR.. TÜRK TOPRAKLARINI GİZLİCE VERMİŞLER.





ERDOĞAN VATANA İHANET’DEN YARGILANABİLİR.. 

TÜRK TOPRAKLARINI GİZLİCE VERMİŞLER.

MSB ESKİ GENEL SEKRETERİ ÜMİT YALIM MECLİS’E DİLEKÇE VERDİ
EGE’de Yunan işgaline gözyuman AKP Hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında VATANA İHANET SUÇUNDAN soruşturma açılmasını talep etti.
İŞTE O DİLEKÇE:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

1. GENEL DURUM:

“Misâk-ı Milli ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır. İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde bulunan vatan topraklarında, 13 yıldır Yunan bayrağı dalgalanıyor ve Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Adalarımıza Yunan askerleri ile birlikte silah ve mühimmat yığınağı yapılmış, uçaksavar ve top gibi ağır silahlar yerleştirilerek top namluları Türkiye’ye yönlendirilmiştir. Türk adaları Yunan ordusunun ileri karakolu haline dönüştürülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti, Erdoğan ve AKP Hükümetleri eliyle Ege Denizi’nde soyutlanarak Anadolu’ya hapsedilmiştir.

“EGEMENLİK YUNAN’LA PAYLAŞILIYOR”

Devletin birliği ve tekliği ortadan kalkmış, otorite Yunanistan ile paylaşılarak, Türkiye’nin batısında ikili devlet düzenine geçilmiştir. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetiliyor. Türkiye Cumhuriyeti, Erdoğan ve AKP Hükümetleri döneminde, tarihinin ilk ve en büyük toprak kaybını yaşamış, Anayasanın 3.Maddesi fiilen değiştirilmiş ve Türkiye batıdan bölünmüştür. Bazı milletvekillerinin, “ilk 4 maddenin değiştirilmesine asla müsaade etmeyiz” söylemleri içi boş söylemlerdir. Türkiye zaten bölünmüş ve toprak bütünlüğü kalmamıştır.

“TÜRK TOPRAĞINA PASAPORTLA GİRİLİYOR”

Binali Yıldırım bile 2015 yılında, kendi seçim bölgesindeki İzmir Koyun Adası’na, yani Türk toprağına, Türk bayrağını saklayarak ve teknesine Yunan bayrağı çekerek pasaportla girebilmiştir. Binali Yıldırım’ın, Yunan bayrağı ve pasaportla girdiği İzmir Koyun Adasına, Yunan Savunma Bakanı ve Komuta kademesi, elini kolunu sallayarak, pasaportsuz giriyor.

“PATRİKHANE DEVREDE”

İşgal edilen adalarımıza, Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde çok sayıda kilise inşa edilmiş. Kilisenin papazlarını İstanbul Fener Rum Patrikhanesi atıyor. Vatan toprakları çan sesleri ile inim inim inliyor. Adalarda bir tek cami bile yok, ezan sesi hiç yok!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu meclisi TBMM, İstiklâl Savaşını yönetmiş ve Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusunu İzmir’de denize dökmüştür. Hâlihazırdaki TBMM ise Anadolu Yarımadası’nın doğal uzantısı olan Ege ve Akdeniz’deki adalarımızın işgaline seyirci kalmış, işgal ile ilgili olarak bir kez bile genel görüşme yapmamıştır.

“YUNAN İŞGALİNE GÖZYUMDULAR”

Konu ile ilgili olarak CHP ve MHP Milletvekilleri tarafından AKP Hükümetine çok sayıda yazılı soru önergesi verilmiştir. Dışişleri ve Savunma Bakanlarının verdiği cevaplarda, hayal ürünü ve baştan savma açıklamalar yapılmakla birlikte işgal kabul etmiştir.
TBMM Genel Kurulu’nun 26 Mart 2015 tarihli toplantısında, dönemin Savunma Bakanı İsmet Yılmaz tarafından, anılan adaların Lozan ve Paris Antlaşmalarına göre hukuken Türkiye’ye ait olduğu belirtilmiş ve adaların fiili olarak Yunan işgali altında olduğu da itiraf edilmiştir. Bu itiraf, TBMM tutanaklarına geçirilmiş ve basında haber olarak yer almıştır.
TBMM’nin, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri’ni sınır ötesine gönderip savaşa sokarken, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü korumak ve Yunan askerini topraklarımızdan atmak için hiçbir girişimde bulunmaması asla kabul edilemez.

2. İŞGAL VE İHANETİN ORTAYA ÇIKMASI:

“Kamuoyundan büyük bir ustalıkla saklanan işgal, bir Yunan askeri helikopterinin 31 Aralık 2008’de Türk hava sahasını ihlal etmesi ve Aydın Bulamaç Adası’na iniş yapması üzerine ortaya çıkmıştır. Genelkurmay Başkanlığı’nda, 2009 yılının başında yapılan toplantıda bir diplomat tarafından, adaların AKP hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği itiraf edilmiştir.
Anılan diplomatın kimliği, 06 Ekim 2016’da, Sn. Ümit Özdağ ile TBMM’de, ortaklaşa yaptığımız basın toplantısında tarafımdan açıklanmıştır. Bu açıklama TRT ve Anadolu Ajansı muhabirleri tarafından kamera ile kayıt altına alınmıştır.

“TÜRK TOPRAĞINI TERK ETMEK VATANA İHANETTİR”

WikiLeaks'ten ŞOK İDDİA! AKP'de BİR DİPLOMA SKANDALI DAHA! DİPLOMASI SAHTE Mİ?




WikiLeaks'ten ŞOK İDDİA! AKP'de BİR DİPLOMA SKANDALI DAHA!
DİPLOMASI SAHTE Mİ?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak'a ait olduğu öne sürülen binlerce e-posta arasından yeni skandallar çıkmaya devam ediyor. 

WikiLeaks'in yayınladığı e-postalarda, Berat Albayrak'ın Meclis'te okunduğu sırada zor durumda kaldığı doktora tezini kendisin yazmadığı ortaya çıkıyor.
"EKSİK BÖLÜMÜ BİR DOÇENT TAMAMLAYACAK"
2010 tarihli e-posta yazışmalarında o dönem Marmara Üniversitesi'nde görev alan Prof. Dr. Erişah Arıcan'ın, "Yapılacaklar listesindeki görevlerin büyük bir kısmını tamamladık" dediği öne sürülüyor. 
Doktora tezinde, Türkiye'deki yenilebilir enerji kaynakları ile ilgili kısa bir bölümün eksik kaldığını söyleyen Arıcan'ın, 'ekonometrik modele' başlayacaklarını söyleyip, "O konuda da gelecek hafta verileri toplayarak Doç. bir arkadaşımızla o kısmı da tamamlayacağız" dediği öne sürülüyor.

"TEZİ GÖZDEN GEÇİRİN"

Arıcan'a ait olduğu iddia edilen e-postada, Albayrak'tan tezi gözden geçirip, eksik gördüğü yerleri bildirmesi isteniyor.

"12 SLAYTTAN OLUŞAN SUNUMU GÖNDERİYORUM"

Bu yazışmaların ardından aynı isimden Berat Albayrak'a bir e-posta daha gönderildiği iddia ediliyor. Söz konusu yazışmada, "tez izleme ile ilgili, 12 slayttan oluşan bir sunumu sana gönderiyorum. tez jüri üyelerinin sayısı kadar çoğaltırsan iyi olur. Şimdi ben model taraması da yapıyorum. Tezle ilgili eksiklikleri de tamamlamaya devam edeceğim. Kolay gelsin, iyi çalışmalar, yarın görüşmek üzere" ifadeleri yer alıyor.

TEZİ MECLİS'TE OKUNUNCA ZOR DURUMDA KALMIŞTI

Bakan Albayrak'ın bu e-postalar sonrası tartışmaya açılan tezi ile ilgili geçtiğimiz haziran ayında dikkat çekici bir olay yaşanmıştı. CHP'li Aytuğ Atıcı Meclis kürsüsünden Berat Albayrak'ın nükleer santrali eleştiren doktora tezini okumuş, Albayrak Atıcı'ya cevap verememişti. Atıcı bu olay üzerine yaptığı açıklamada, "Bakan Albayrak, ben doktora tezini kürsüden okuyunca sıkıntıya girdi. Cevap veremedi" demişti.

ADI GEÇEN PROFESÖRÜN YÜKSELİŞİ

E-postalarda adı geçen Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erişah Arıcan 2015 yılının Ağustos ayında Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Müdürlüğü görevine atanmıştı. Arıcan, 1 Nisan 2016 tarihinde ise Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi(Cumhuriyet).

Başımızın Üzerindeki Ölüm… Enerji Tasarruflu Ampüller zehir saçıyor…




Başımızın Üzerindeki Ölüm… Enerji Tasarruflu Ampüller zehir saçıyor…

Enerji Tasarruflu Ampüller Beyin, Sinir Sistemi, Karaciğer, Böbrekler ve Kalp için zehirdir! En önemlisi kansere neden olabilir!
Bakın bizi nasıl zehirliyor!
Tasarruflu ampuller civa içerir. Civa, çocuklar ve hamile kadınlar için özellikle zehirli olan bir maddedir. Civa beyin, sinir sistemi, karaciğer ve böbreklere zarar veren bir zehirdir..
Birçoğumuz enerji tasarrufu sağlamayı hedefliyor ve eski standart ampullerin yerini enerji tasarrufu sağlayan yeni ekolojik lambalar alıyor.
Bununla birlikte, yeni nesil enerji tasarruflu ampuller çok toksiktir ve Çevre Koruma Ajansı Amerika Birleşik Devletleri, ampulün kırılması ve toksik gazı serbest bırakması durumunda uygulanan olağanüstü bir protokol başlatmıştır.
Enerji tasarruflu ampuller aşağıdakilere sebep olabilir:
Baş dönmesi
Baş ağrısı
Migren
Nöbetler
Yorgunluk
Konsantre olmama
Sinirlilik
Peter Brown tarafından Berlin’de yapılan yeni araştırma, bu ampullerin kansere neden olabilecek toksik kanserojenler içerdiğini gösteriyor.
UV-B ışınımı ve az miktarda UV-C ışınımı yayan enerji tasarruflu lambalar. UV radyasyonun cilde zarar verdiği (cilt kanserine neden olur) .
Enerji verimli ampullerden gelen radyasyon doğrudan bağışıklık sistemini etkiler ve cilt dokusuna D vitamini oluşumunu engelleyecek zarar verir.
Son olarak, bu ampuller o kadar toksiktir ki normal çöpe atılmamalıdır. Tehlikeli atıklardır. En önemlisi aman dikkat bu ampüller kırıldığında ne yapacaksınız?
Herkes evden tahliye edilmelidir. Evin pencere ve kapılarını açın. Fırın vb ünitelerini kapatmanız gerekir.
Yapışkan bant, karton, nemli kağıt havlu ve kapaklı cam kavonaza doldurun. Sakın Süpürge kullanmayın! Bu cıvayı eve daha da yayacaktır.
İşlem tamamlandığında cam kavanozunu kapatın ve kapağı bantlayın. Temizlendikten sonra, pencereler açıkken birkaç saat evden uzak durun.
Uygun bir şekilde elden çıkarmak için yetkililere başvurun. Şimdilik, kırılmış veya yanmış enerji tasarruflu ampullerini bazı şehir merkezlerine atmak serbest!
Lütfen özellikle çocuklarımızın odalarından ve özellikle hamilelerden uzak tutalım.

kaynak: http://edepsiz.tv/basimizin-uzerindeki-olum-enerji-tasarruflu-ampullerin-zehir-saciyor/1

İHANET TİYATROSU Girit Tartışması Başladı, 18 Ada Işgal Altında Ses Yok…





İHANET TİYATROSU

Girit Tartışması Başladı, 18 Ada Işgal Altında Ses Yok…

Lozan’ın tartışıldığı bu günlerde, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım bir açıklama yaparak, Lozan anlaşmasıyla Girit Adası’nın sadece dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün sürecek resmi ziyaret kapsamında Yunanistan’ın başkenti Atina’ya gitti. 65 yıl sonra Yunanistan’ı ilk defa ziyaret eden Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, Yunanistan’da birtakım görüşmeler yaparken, gündeme yeniden Lozan antlaşması geldi.

Lozan’ın tartışıldığı bu günlerde, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım bir açıklama yaparak, Lozan anlaşmasıyla Girit Adası’nın sadece dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğunu ifade etti. Yalım, Girit Adası’nın dörtte üçünün ise Türkiye’ye ait olduğunu belirtti.
Girit Adası üzerinde tarihçiler tarafından ortaya atılan tezleri ve adanın hukuki statüsüne değinen Yalım, toplamda dört antlaşma yapıldığını ve yapılan anlaşmalara göre adanın dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğunu ifade etti.
Yalım, “Girit Adasının hukuki statüsünü belirleyen uluslararası antlaşmalar ve uluslararası hukuka göre Girit Adası’nın dörtte üçü ve adanın etrafındaki ada, adacık ve kayalıklar, Osmanlı Devleti’nin küllî halefi olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir” dedi.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım’ın açıklaması şu şekilde:

“Girit Adası’nın hukuki statüsü hakkında tarihçiler tarafından kullanılan iki tez vardır. Birinci tez; “Girit Adası’nın 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile hukuken Yunanistan’a terk edildiği ve 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ile kesin olarak Yunanistan’a verildiği” tezidir.
İkinci tez ise; “Girit Adası’nın, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ve 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması ile kesin olarak Yunanistan’a bağlandığı” tezidir. Ancak tarihçiler tarafından kullanılan her iki tez de tarihi, coğrafi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
Girit Adası’nın hukuki statüsü, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması olmak üzere toplam dört antlaşma ile belirlenmiştir. Anılan antlaşmalara göre Girit Adası’nın sadece dörtte biri Yunanistan’a aittir.

30 MAYIS 1913 LONDRA ANTLAŞMASI İLE YUNANİSTAN’A GİRİT ADASI’NIN DÖRTTE BİRİ VERİLMİŞTİR. GİRİT ADASI’NIN ETRAFINDAKİ ADA, ADACIK VE KAYALIKLAR OSMANLI DEVLETİ’NİN EGEMENLİĞİNDE KALMIŞTIR!

1913 Londra Antlaşması ile Yunanistan’a Girit Adası’nın dörtte biri verilmiştir. Girit Adası’nın sadece dörtte biri Yunanistan’a aittir.
Girit Adası’nın etrafındaki 14 ada ile adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmıştır.

***
10 AĞUSTOS 1913 BÜKREŞ ANTLAŞMASI İLE BULGARİSTAN, GİRİT ADASI ÜZERİNDEKİ DÖRTTE BİRLİK HAKKINDAN FERAGAT ETMİŞTİR. 1913 BÜKREŞ ANTLAŞMASI, YUNANİSTAN’IN GİRİT ADASI ÜZERİNDE TEK BAŞINA FERDİ MÜLKİYETİ’NİN OLMADIĞINI GÖSTEREN SOMUT BİR BELGEDİR!

10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması’nın hiçbir yerinde, Girit Adası’nın Yunanistan’a terk edildiği, verildiği veya bağlandığı ifadesi yoktur.
Bulgaristan, Antlaşmanın 5.Maddesi ile Girit Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından feragat etmiştir. Yani Bulgaristan, Girit Adası üzerindeki hakkından vazgeçmiştir. Ancak bu feragat Yunanistan lehine yapılmamıştır. Üstelik bu antlaşma Yunan Başbakanı Venizelos tarafından da bizzat imzalanmıştır.
Yunanistan lehine feragat (vazgeçme) yapılmadığı için Bulgaristan’ın Girit Adası üzerindeki dörtte birlik payı aslına rücu olmuştur. Yani anılan pay Osmanlı Devleti’ne geri dönmüştür.

ATİNA ANTLAŞMASI VE LONDRA ANTLAŞMASI İLE GİRİT ADASI’NIN DÖRTTE BİRİNİN YUNANİSTAN’A AİT OLDUĞU BİR KEZ DAHA TEYİT EDİLMİŞTİR.

1913 Atina Antlaşması’nın 15.Maddesi ile Osmanlı Devleti ve Yunanistan, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması hükümlerini 5.Maddesi de dâhil olmak üzere uygulayacakları konusunda anlaştı. Bu antlaşma ile Girit Adası’nın dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.
14 Kasım 1913 Atina Antlaşması’nın hiçbir yerinde, Girit Adası’nın Yunanistan’a terk edildiği, verildiği veya bağlandığı ifadesi yoktur.

LOZAN ANTLAŞMASI BİR KEZ DAHA TEYİT EDİLMİŞTİR.

Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti arasında 24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşması imzalandı.
1923 Lozan Antlaşması’nın 12.Maddesi ile antlaşmaya taraf olan toplam sekiz ülke tarafından, 1-14 Kasım 1913 Atina Antlaşması’nın 15. Maddesinin uygulanacağı teyit edildi. Anılan teyit ile 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşmasının uygulanacağı kayıt altına alınmıştır. 1913 Londra Antlaşması ile Yunanistan’a Girit Adası’nın dörtte biri verilmişti.
Sonuç olarak, 1923 Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ile başta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olmak üzere toplam sekiz devlet tarafından, Girit Adasının sadece dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğu teyit edilmiştir. Girit Adası üzerinde Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ olmak üzere toplam dört devletin paylı mülkiyet hakkının olduğu bir kez daha kayıt altına alınmıştır.


Lozan Antlaşması’nın 46.Maddesi ile Osmanlı Genel Borçları paylaştırılmış ve antlaşmanın 12.ve 15.Maddelerinde sözü edilen adaların payına düşen borçların da, adaların katıldığı devletler tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Anılan 46.Madde ile Yunanistan, Kuzey Ege Denizi’nde Taşoz-Ahikerya arasında bulunan toplam 9 ada ile Girit Adası’nın dörtte birinin payına düşen borcu ödemekle sorumlu tutulmuştur. Ancak Yunanistan anılan borçları ödememiştir. Borçlarla ilgili 46.Madde de Yunanistan’ın Girit Adası üzerinde sadece dörtte birlik mülkiyet hakkına sahip olduğunu açıkça göstermektedir.

LOZAN ANTLAŞMASI’NDAN SONRAKİ GELİŞMELER

Bulgaristan, Lozan Antlaşması’na taraf değildir. Ancak, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması ile Girit Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından yazılı olarak feragat eden Bulgaristan, Lozan Antlaşması sonrasında da Girit Adası üzerindeki hakkından fiili olarak feragat etmiştir.
Sırbistan, Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Girit Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından fiili olarak feragat etmiştir.
Karadağ da, Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Girit Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından fiili olarak feragat etmiştir.

Sonuç olarak;

Girit Adası’nın hukuki statüsünü belirleyen, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’na göre Girit Adası’nın sadece dörtte biri Yunanistan’a aittir.
Bulgaristan, Girit Adası üzerindeki dörtte birlik payından yazılı ve fiili olarak; Sırbistan, Girit Adası üzerindeki dörtte birlik payından fiili olarak; Karadağ da Girit Adası üzerindeki dörtte birlik payından fiili olarak feragat etmiştir.
Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ tarafından yapılan feragat (vazgeçme), Yunanistan lehine yapılmamıştır. Yunanistan lehine feragat (vazgeçme) yapılmadığı için Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’ın Girit Adası üzerindeki toplam dörtte üçlük payı aslına rücu olmuştur. Yani anılan dörtte üçlük pay Osmanlı Devleti’ne geri dönmüştür.
Osmanlı Devleti’nin hak ve borçları küllî halefiyet yoluyla Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiştir. Girit Adasının hukuki statüsünü belirleyen uluslararası antlaşmalar ve uluslararası hukuka göre Girit Adası’nın dörtte üçü ve adanın etrafındaki ada, adacık ve kayalıklar, Osmanlı Devleti’nin küllî halefi olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir.

YUNANİSTAN, GİRİT ADASI’NIN DÖRTTE ÜÇÜ İLE ETRAFINDAKİ ADALARI DERHAL BOŞALTARAK TÜRKİYE’YE TESLİM ETMELİDİR!

Yunanistan, Girit Adası’nın dörtte üçü ile hâlihazırda adanın etrafında işgal altında tuttuğu Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi olmak üzere toplam 5 Türk Adasını derhal boşaltarak Türkiye’ye teslim etmelidir. Ayrıca yine Ege Denizi’nde işgal ettiği diğer 13 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını da derhal boşaltarak Türkiye’ye teslim etmelidir.
Yunanistan, Girit Adası’nın Türk bölgesinde kalan Heraklion Hava Üssü dahil olmak üzere bütün askeri birliklerini ve 1999 yılında adanın Türk bölgesine yerleştirdiği S-300 Hava Savunma Füze Bataryalarını da derhal tahliye etmelidir.

TAYYİP ERDOĞAN BU HABERE ÇOK ÜZÜLECEK!

Tayyip Erdoğan 2004 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarının dörtte birini Rumlara vermeyi taahhüt etti. Ancak 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda Rum tarafı “hayır” kararı verince Erdoğan’ın planı suya düştü.
Erdoğan, şehit kanlarıyla sulanmış KKTC topraklarının dörtte birini Rumlara veremeyince Ege Denizi’ndeki 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını alenen Yunan askerine teslim etti. Yunan askerleri 2004 yılının Ekim ve Kasım ayında adalarımızı fiilen işgal etmeye başladı.
Erdoğan’ın Yunan askerine teslim ettiği adalardan beşi Girit Adası’nın etrafında bulunuyor.
Türk Milletinin namusu vatan topraklarını Yunan askerine teslim eden, Yunanistan hesabına çalışan, İzmir, Bursa ve İznik’te açtırdığı Metropolitlikler ve Kanal Bizans Projesi ile Megali İdea’yı uygulayan Tayyip Erdoğan, Girit Adası’nın dörtte üçünün Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğu haberine çok üzülecek.