Babil Dizisi Yapımcısı Yönetmeni Senaristi ve Kanalı
Ay Yapım’ın ocak 2020 de cuma akşamları Star Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı Babil dizisi daha önce bir internet dizisi olarak planlanmış ve ı BeIN Connect’te satılmıştı ancak yayın tarihi konusunda yaşanan sıkıntılardan dolayı Babil dizisi için Star Tv ile anlaşıldı.
Babil dizisinin senaryosunu Nükhet Bıçakçı ve Özlem Yücel yazarken dizinin yönetmeni ise Uluç Bayraktar olacak. Ünlü yönetmen Uluç Bayraktar daha önce İçerde ve Karadayı’da dizilerini de yönetmişti. Babil dizisi tüm dünyaya The Choice ismi ile satıldı.
Babil Dizisi Konusu
Babil dizisinde İrfan büyük bir üniversitede Ekonomi hocası olarak çalışmaktadır. İdealist bir profesör olan İrfan öyle bir zaman gelir ki düşünceleri yüzünden işinden atılır ve hiç bir yerde iş bulamaz. Kötü olaylar üst üste gelir İşsiz kalan İrfan’ın oğlu ise pahalı bir tedavi gerektiren ölümcül bir hastalığa yakalanır. Çaresiz durumda kalan İfan yakın arkadaşı Egemen ile emlak sektörüne atılır ve yaptıkları bir sahtekarlıkta yakayı ele verirler. Mafya ellerinde ki her şeyi alınca bu sefer iki kafadar Türkiye’nin en büyük saadet zincirini kurarlar ve çok para kazanırlar. Kazanılan bu para İrfan, İrfan’ın eşi, yakın arkadaşı Egemen ve eski nişanlısı arasında gizlenen sırların ortaya çıkmasına neden olur.
Aslı Enver denilince tüm dünyada akılara İstanbul’lu Gelin dizisi gelmektedir. 10 Mayıs 1984 de İngilitere’nin başkenti Londra’da doğan aslı Enver Aslen Kuzey Kıbrıslıdır. 12 yaşındayken istanbul’a gelen ve eğitimine devam eden Aslı Enver oyunculuk hayali ile Pera Güzel Sanatlar Lisesi’ni ve sonrasında İstanbul Haliç Üniversitesinin Tiyatro Bölümünü bitirdi. İlk olarak Hayat Bilgisi dizisinde oyunculuğa başlayan Aslı Enver Suskunlar ve Bana Artık Hicran De gibi dizilerde rol almıştır. Sevgilisi murat boz ile 2016 da Kardeşim Benim filminde yer alan Aslı Enver İstanbul’lu Gelin’den önce Kış Güneşi dizisinde yer almıştır.
Halit Ergenç (İrfan)
Halit Ergenç 30 Nisan 1970 de İstanbul’da dünyaya gelmiştir ve şuanda 49 yaşının içindedir. 2007 de Gizem Soysaldı ile 1 yıl evli kalan Halit Ergenç eşinden ayrılmış ve 2009 da kendisi gibi oyuncu Bergüzar Korel ile evlenmiştir. Ünlü çiftin taktir edilen ve mutlu bir evlilikleri vardır. 1996 yılından beri 23 yıldır sanat camiasında aktif olan Halit Ergenç Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Tiyatro bölümü mezunudur. Aslında başarılı bir öğrenci olan Halit Ergenç İstanbul Teknik Üniversitesinde Gemi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazansa da bu işin kendine göre olmadığını anlamış ve yetenekli olduğunu fark ettiği tiyatroya geçmiştir.
Halit Ergenç’in tiyatrodan sonda büyük bir çıkış yakaladığı iki dizisi vardır Biri Aliye diğeri de Binbir Gece dizisidir. Daha sonra 2011-2014 Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni Sultan Süleyman rolü ile dünyanın önünde saygı ile eğildiği bir isim halien gelmiştir. Sın olarak Vatanım Sensin dizisinde Cevdet karakteri ile yer almış ve yine başarısını ispat etmiştir. Oldukça yüksek bir bölüm başı ücret isteyen Halit Ergenç her projeye evet demeyen yer aldığı projede de başarısızlık yüzü görmeyen bir deneyimdir.
İrfan haksızlıkların karşısında dimdik durabilen; kararlı ve inatçı bir akademisyendir. İrfan oğlu için hırsızlık yapar tek amacı oğlunu hayatta tutmaktadır; ancak planladıkları hiç bir şey planladıkları gibi olmaz. En sevdiği insan bile onu yarı yolda bırakır.
Ozan Güven
Ozan Güven son olarak Baba Sahne’nin DonKişot oyununda Yüsra Geyik ile birlikte rol almıştır. Ozan Güven yğne 2018 de Meryem Uzerli ile Annemin Yarası filminde başrolde yer almıştı. 1975 yılında Almanya’da gurbetçi bir ailenin evladı olarak doğan Ozan Güven Mimar Sinan Üniversitesinde Modern Dans eğitimi almıştır. Daha sora Şahika Tekand tiyatrosunda sahne tozu yutan Ozan Güven son dönemde dizilerde yer almasa da daha önce döneme damga vurmuş Muhteşem Yüzyıl ve Bir İstanbul Masalı gibi dizilerde yer almıştır. 2010 yılında yönetmen eşi Türkan Derya’dan boşanmıştır. 1 çocuk babası bekar bir adamdır. Şuanda Ece Önen ile sevgilidir. Ozan Güven denilince akıllara ayrılmaz ikililer Cem Yılmaz’da gelmektedir. Son dönemde Arog, Gora ve Yahşi Batı gibi yapımlara birlikte imza atmışlardır.
Birce Akalay
Birce Akalay son dönemde Benimle Söyle isimli şarkı yarışmasında jüri olarak yer almıştır. Daha önce de 2019 da Ağlama Anne dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Son dönemlerin dizi tutturamayan ama ününden de hiç bir şey kaybetmeyen isimlerinden biri olan Birce Akalay 1984 İstanbul doğumludur. 35 yaşının içinde olan Birce Akalay Haliç Üniversitesi Konservatuvar bölümü mezunudur. Birce Akalay ilk olarak Tv8 de spor spikerliği yapar. Kader dizisi ile oyunculuğa geçen Birce Akalay Küçük Ağa dizisi ile büyük bir çıkış yakalamış aynı zamanda rol arkadaşı Sarp Levendoğlu ile de evlenmiştir. Evli ve Öfkeli dizisi ile tutunamayan Birce akalay sonrasında Esra Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde Hayat öğretmen olarak yer almış dizi beğenilse de yine uzun ömürlü olamamıştır. 2017 de ise Siyah Beyaz Aşk dizisinde Doktor Aslı karakteri ile dünyada tanınan bir oyuncu olmuştur. Murat Ünalmış ile de bir evlilik geçirmiştir.Nur Fettahoğlu
Nur Fettahoğlu son olarak Kardeş Çocukları dizisinde Umay Karay karakteri ile efsaneleşmiştir. Daha dizisi final yapmadan yeni dizisi Babil ile anlaşmıştır. 1980’de Almanya’da dünyaya gelen Nur Fettahoğlu 29 yaşındadır. Aşk-ı Memnu dizisinde hayat verdiği Peyker karakteri ile çok sevilen genç oyuncu Haliç Üniversitesi Moda Tasarım mezunudur. Nur Fettahoğlu haber spikeri olarak sektöre girmiştir. Nur Fettahoğlu Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Mahidevran Sultan karakterine hayat vererek dünyada tanınan ve sevilen bir isim haline gelmiştir. 2017 ve 2018 de Hayat Yolunda ve Filinta dizilerinde yer almıştır. Filinta dizisinde Süreyya ve Fi dizisinde Billur karakterlerine hayat vermiştir.
Fuat Fatih Odabaşı
Fuat Fatih Odabaşı Muhteşem İkili dizisinin Kaan’ı olarak tanınmış çocuk oyuncudur. 4 Kasım 2011’de doğan Fuat Fatih Odabaşı 8 yaşındadır. İlker Ayrık’ın Çocuk Programı 10 Numara 5 Yıldız’a konuk olmuştur kardeşi ile birlikte
Mesut Akusta
Mesut Akusta Karagül dizisinde hayat verdiği Kendal Şamverdi karakteri ile tanınmıştır. 1964 Konya doğumlu olan doğan Mesut Akusta 26 yıllık oyunculuk kariyerinde sayısız projede yer almıştır. 55 yaşının içinde olan Mesut Akusta 2018 de Yıldızlar Şahidim dizisinde yer almış dizisi tutmamıştır. Son olarak 2019 da Yüzleşme dizisinde Battal karakteri ile yer almıştır ama dizi izlenmemiştir. 2019’un sonunda ise 7. Koğuştaki Mucize filminde kendine yer bulmuştur.
Hazret-i İshak’ın oğlu Iys’ın neslindendir. Kendisine yedi kişi îmân etti. Yüz kırk sene yaşadı. Sabrı ile insanlık târihinde darbımeselle anılan Eyyub aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde zikredilmiştir.
Eyyub aleyhisselamın çok mal ve serveti ile on oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civârında Beseniyye mevkıindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı. Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı. Eyyub aleyhisselam Şam civârında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi. Onları Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye çağırdı. Bu uğurda pekçok zahmet çekti. Sonra malı, evlâdı ve bedeni ile imtihân edildi. Eyyub aleyhisselam çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi. Sabrı, kullukta kusûr etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibâdet ehline ve akıl sâhiplerine örnek oldu.
Allahü teâlâ hazret-i Eyyub’u imtihân etmeyi murâd etti. Onun mallarını çeşitli vesîlelerle elinden aldı. Koyunları sel, ekinleri ise rüzgâr ile telef oldu. Şeytan çoban sûretinde ağlayarak Eyyub aleyhisselamın yanına geldi. O sırada insanlara vaaz ve nasîhatte bulunan Eyyub aleyhisselama mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi. Hazret-i Eyyub bu haber karşısında hiç şikâyette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve “Üzülme! O malı mülkü bana Rabbim vermişti. Şimdi de aldı. Çünkü sâhibi O’dur.” dedi. Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup, geri gitti.
Sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın, hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı. Bu defâ hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyub aleyhisselamın yanına geldi; “Ey Eyyub! Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı. Çocukların öldü. Her biri parça parça oldular.” dedi. Çocuklarına olan şefkatinden dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyub aleyhisselam sabır ve tevekkül ederek, Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi. Şeytana da: “Ey mel’ûn! Sen İblissin. Beni Rabbime isyâna teşvik etmek istiyorsun. Şunu bil ki, evlâdım bir emânet idi. Rabbime niçin incineyim. Rabbime hamd ederim.” buyurdu. Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın vücuduna hastalık verdi.
Hazret-i Eyyub’un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi. Akrabâları, komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu. Yalnız hanımı Rahîme Hatun onu terk etmedi. Ona hizmetine devâm edip, ihtiyâç için neyi varsa sarf etti. Hazret-i Eyyub bu hastalık hâlinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp, hamd etti ve sabır gösterdi. Bu defâ şeytan Eyyub aleyhisselamın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek; “Onun hastalığı size geçer, onu şehrinizden çıkarın.” dedi. Şehir halkı Eyyub aleyhisselamı ve hanımı Rahîme’yi şehirden dışarı çıkardılar. Rahîme Hatun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyub’a hizmete devâm etti.
Hazret-i Eyyub, yedi yıl dert ve belâ içinde kaldı. Hâlinden hiç şikâyet etmedi. Şeytan, bu defâ insan sûretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyub aleyhisselamın hizmetinden alıkoymaya çalıştı. Ona; “Kendine yazık ediyorsun. Hastalığı sana geçer.” dedi. Rahîme Hatun ise, şeytana; “Onun üzerimdeki hakkı çoktur, ödeyemem. Nîmet ve râhat vaktinde onunla yaşadım. Bu hastalık hâlinde onu bırakamam.” dedi. Dönüşte, olanları hazret-i Eyyub’a anlattı. Eyyub aleyhisselam da onun iblîs yâni şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi. Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak, vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi.
Hazret-i Eyyub’un hastalığı gittikçe şiddetlendi. Onun bu hâli beden, kalp ve lisânıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazîfelerini iyice zorlaştırdı. O zaman Allahü teâlâya dua ve niyazda bulundu: “Bana gerçekten hastalık isâbet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.” dedi. Allahü teâlâ onun dua ve niyâzını kabûl etti.
Birgün Eyyub aleyhisselamın hanımı Rahîme Hatun yiyecek aramaya çıkmıştı. İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı. Cebrâil aleyhisselam gelerek Allahü teâlâdan; “Ey Eyyub! Belâ verdim sabrettin. Şimdi ben sıhhat ve nîmet vereceğim.” haberini getirdi. Allahü teâlâ; “(Ey Eyyub!) Ayağını yere vur. Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç.” (Sâd sûresi: 42) buyurdu. Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyub aleyhisselam ayağını yere vurdu. Biri sıcak, biri soğuk, iki pınar fışkırdı. Sıcak sudan gusül edince bedenindeki, soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu. Kuvveti geri geldi. Tâze bir genç oldu. Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti. Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti. Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler.
Eyyub aleyhisselamın hastalığı âfiyet hâline dönüşünce, o gece seher vaktinde bir âh eyledi. Sebebini sorduklarında; “Her gece seher vaktinde «Ey bizim hastamız nasılsın?» diye ses duyardım. Şimdi o vakit geldi; «Ey sıhhatli kulumuz nasılsın?» sesini duyamadım. Onun için ağlıyorum.” buyurdu.
Eyyub aleyhisselam ömrünün sonunda en olgun evlâdı olan Havmel’i vâsi tâyin etti. Techiz ve tekfin işlerini ona ısmarladı. Yüz kırk sene ömür sürdükten sonra vefat etti. Bişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuştur. Onun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardır. Hazret-i Eyyub’un kabri Şam’da Beseniyye denilen yerdedir.
Mucizeleri: Eyyub aleyhisselam Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken birçok mucizeler gösterdi. Bunlardan bâzıları şöyledir.
1. Eyyub aleyhiselâmın duası bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu.
2. Eyyub aleyhisselam kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da; “Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mucize olarak isterim.” demişti. Hazret-i Eyyub dua etti. Nihâyet evin direkleri düştü ve ev havada kaldı. Hâkim bu mucizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi.
3. Eyyub aleyhisselamın duasıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu.
Eyyub aleyhisselam güzel huylu, cömerd ve çok merhametliydi. Fakirlere, misâfirlere, yetimlere çok yardım ederdi. Bedenine, malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilâhî takdire rızâ gösterirdi. Bundan dolayı insanlık târihinde, “Eyyub aleyhisselamın sabrı gibi” darbımeseliyle anıldı. Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur’ân-ı kerîmde şöyle medh ü senâ buyurdu: “Biz onu (belâlalara) hakîkaten sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu. Şüphe yok ki o tamâmen Allah’a dönen (bir zât) idi.” (Sâd sûresi: 44)
Eyyub aleyhisselamla ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmin En’âm, Nisâ, Sâd, ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir.
Kur’ân-ı kerîm’de ismi geçen peygamberlerden. Şit aleyhisselamın torunlarındandır. Asıl ismi Ahnûh veya Hanûh’tur. Kur’ân-ı kerîm’de İdrîs diye bildirildi. Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni’me” (kendisine üç nîmet verilen) de denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet’tir. Bâbil’de veya Mısır’da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir. Kendisine otuz suhuf (forma) kitap verildi. Diri olarak göğe kaldırıldı.
Âdem aleyhisselamdan ve Şît aleyhisselamdan sonra insanlar maddeten ve mânen bozuldular. İdrîs aleyhisselam, içinde yaşamış olduğu, Kâbil’in evlâdından bir topluluğa peygamber olarak gönderildi. Her türlü isyân, kötülük ve günâhın işlendiği bu topluluğa Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi ve Allahü teâlâya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. Allahü teâlâ ona otuz sayfa (forma) kitap gönderdi. Cebrâil aleyhisselam dört defâ gelerek Allahü teâlânın emir ve yasaklarını tebliğ etti.
İdrîs aleyhisselam, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Muhammed aleyhisselamın vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nûh Tûfânını ve Âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı bütün tafsilâtıyla anlattı. Peygamber olduğunu ispat eden birçok mucizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itâat etti, pek çoğu ise karşı geldi. Bunun üzerine İdrîs aleyhisselam yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır’a hicret etti. Kendisine îmân edenlerle birlikte burada yerleşti. Allahü teâlâ ona yetmiş iki lisanla konuşmayı nasib etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dîne dâvet etti. Harp âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti.
İnsanlara şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. Yüz şehir kurdu. Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ şehridir. Her millet de öğrendikleri bu kâidelere göre kendi bölgelerinde pekçok şehirler kurdu.
İnsanlara muhtelif ilimleri de öğretti. Pekçok kimseye hikmet ve riyâziye (matematik) dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alâkalı ince ve derin meselelerden bahsetti. Allahü teâlâ ona göklerin terkiplerini, neden meydana geldiklerini, yıldızlarla alâkalı derin bilgileri, senelerin sayısını ve hesâb ilmini öğretti. İdrîs aleyhisselam kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne ile dikiş dikmesini öğretti. Öğrettiği ilimler, Allahü teâlânın bildirmesi ile oldu. Yoksa insanoğlunun aklı ve zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere ulaşamazdı. Eski Yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik, kimyâ ve tıb bilgilerini İdrîs aleyhisselamın kitâbından aldılar.
İdrîs aleyhisselam, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp herbirine bir vekil tâyin etti. Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı. Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği Azrâil aleyhisselam, İdrîs aleyhisselamı ziyârete geldi. İdrîs aleyhisselam, Azrâil’e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil aleyhisselama; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti. Azrâil aleyhisselam rûhunu aldı. Allahü teâlâ, İdrîs aleyhisselamın rûhunu tekrar iâde etti. İdrîs aleyhisselam, Azrâil aleyhisselama; “Beni semâlara götür. Cennet’i ve Cehennem’i göreyim.” dedi. Allahü teâlâ, Azrâil’e onu semâya götürmesini, Cehennem’i ve Cennet’i göstermesini vahyetti. İdrîs aleyhisselama Cehennem gösterildi. Cennet’e götürüldü. Cennet’e girince, çıkmak istemedi. Kendisine; “Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; “Allahü teâlâ, «Her nefis ölümü tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allahü teâlâ, «Herkes Cehennem’e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya uğradım. Allahü teâlâ, «Onlar oradan (Cennet’ten) çıkmayacaklardır.» buyurdu. İşte ben bunun için Cennet’ten çıkmak istemem.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil’e vahyedip, İdrîs aleyhisselamın Cennet’te kalmasını bildirdi. İdrîs aleyhisselam böylece Cennet’te kaldı. Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” buyrulmak sûretiyle bildirilmiştir. Tefsir âlimleri âyet-i kerîmede bildirilen “yüce mekân”dan murâdın, peygamberlik ve Allahü teâlâya yakınlık mertebesi veya Cennet veya altıncı, yâhut dördüncü kat semâ olduğunu bildirmişlerdir.
Nitekim Buhârî ve Müslim’de bildirilen hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz aleyhisselam Mîrâca çıktığı zaman, hazret-i İdrîs’i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir. İdrîs aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.
İdrîs aleyhisselam, ağaçların yapraklarının sayısını bilirdi. Duâ ederken (Bî adedil-evrâk) “Ağaçların yaprakları kadar” diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara âit ilmi bilirdi. Kavmini îmâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve diğer husûsî hâllerini açıklamasını istediler. İdrîs aleyhisselam bunu geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için “nücûm ilmi” hazret-i İdrîs’den kalmıştır, denir. Melekler grup grup onun ziyâretine gelip görünürlerdi. Her birinin ismini, vazîfesini, tesbihini bilirdi. Havada uçup giderlerken onları görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Bunlar Allah’ın İdrîs aleyhisselama verdiği mucizelerdir.
Âdem aleyhisselamdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselamın oğludur. Âdem aleyhisselamın oğullarından Hâbil ile Kâbil arasında çıkan anlaşmazlık netîcesinde Kâbil, Hâbil’i öldürünce, Allahü teâlâ, hazret-i Âdem’e, Hâbil’e karşılık ihsân olarak, yeni bir oğul verdi. Âdem aleyhisselamın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu hâlde, Şit aleyhisselam tek doğdu. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbrânice olup, Arapça karşılığı “Allah’ın hîbesi” mânâsınadır. İsmine “Şis” de denilmiştir.
Âdem aleyhisselamın oğullarından Kâbil, Hâbil’i şehit ettikten sonra doğmuş olan Şît aleyhisselam, son peygamber Muhammed aleyhisselamın nûrunu alnında taşıyordu. Bu sebeple Âdem aleyhisselam onu pek fazla seviyordu. Bütün evlâdı üzerine onu reis yaptığı gibi, vefat edeceği sırada da bütün yeryüzünün halîfeliğine onu tâyin etti. Bu hususta vasiyette bulundu. Ayrıca ilâhî sırları bildirip, bütün ilimleri öğretti.
Peygamber efendimizin nûruyla ilgili olarak oğlu Şît aleyhisselama şöyle vasiyyet etti: “Oğlum! Alnında parlayan bu nûr, son peygamber olan Muhammed aleyhisselamın nûrudur. Bu nûru mümin, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyet et.”
Şit, bu vasiyet üzerine sâlihâ bir kızla evlendi. Sonra evlâtlarına da böyle vasiyet ettiler. Onlar da bu vasiyete uyup öylece devâm ettiler.
Âdem aleyhisselamın vefatından sonra, Allahü teâlâ, Şit aleyhisselama peygamberlik verdi. Elli sayfa (forma) küçük kitap indirdi. Bu kitaplarda hikmet ilmi, matematik, sanâyi bilgileri, kimyâ ilmi ve daha birçok şeyler bildirilmişti.
Şit aleyhisselam zamânında insanlar çoğalıp, her tarafa yayıldılar. Onlara Allahü teâlânın emirlerini bildirip îmân etmeye çağırdı.
Şit aleyhisselamın dîninin esasları, Âdem aleyhisselamın bildirdiği dînin esaslarına uygundu. Şit aleyhisselam ekseriyâ Şam’da ikâmet edip, insanlara, Allahü teâlâya îmân etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek tebliğ vazîfesini yaptı. Bin şehir kurup, hudutlarını tespit etti. Şit aleyhisselamın çocukları ve torunları îmâr ettikleri şehirlerde yaşayıp, Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldular. Gâyet huzurlu bir hayat sürdüler. Aralarında düşmanlık buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyândan uzak dururlardı.
Şit aleyhisselam, Şam’dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil’in oğullarını Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Fakat bu kavim, Şit aleyhisselamın dâvetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrâr ettiler. Şit aleyhisselam, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Yemendeki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Babası, Âdem aleyhisselamla veya kardeşleriyle Kâbe’yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı.
Son peygamber olan Muhammed aleyhisselamın nûru Şit aleyhisselamdan onun oğlu Enûş’a geçti. Şit aleyhisselam, oğlu Enûş’a, babası Âdem aleyhisselamın, Muhammed aleyhisselamın nûruyla ilgili olarak kendisine yaptığı vasiyeti yaptı ve Enûş’u yeryüzüne halîfe tâyin ederek vefat etti. Ömrünün dokuz yüz on iki veya dokuz yüz elli yâhut da dokuz yüz sene olduğu rivâyet edilmiştir. Peygamberliğininse, iki yüz seksen iki veya iki yüz on iki yâhut da iki yüz kırk iki sene olduğu rivâyet edilmiştir.
Şit aleyhisselamdan sonra, çoğalarak yeryüzüne dağılan insanlar, zamanla doğru yoldan uzaklaşıp, çok azgınlık gösterdiler. Allahü teâlâ onlara İdrîs aleyhisselamı peygamber olarak gönderdi.
Şit aleyhisselam Âdem aleyhisselamın öteki evlâtlarının hepsinden güzel ve fazîletliydi. Sûret ve sîrette yâni hâl ve yaşayışta tıpkı babasına benzediği için Âdem aleyhisselam onu diğer evlâtlarından çok severdi.
Allahü teâlânın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar getirdiler. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Bu şekilde Mekke ile Taif arasında kırk yıl yatıp “salsal” oldu yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi.
Allahü teâlânın emri ile bütün melekler Âdem aleyhisselama karşı secde ettiler. Uzun zaman meleklerin hocalığını yapmış olan İblis, kibirlenip bu emre karşı geldi ve Âdem aleyhisselama karşı secde etmedi. “O çamurdan yaratıldı, ben ise ateşten yaratıldım. Ondan üstünüm.” iddiasında bulundu. İblis (şeytan) kendini üstün görüp, kibirlenerek Allahü teâlânın emrine uymayınca gadab-ı ilahiyyeye uğradı ve Cennet’ten kovuldu.
Âdem aleyhisselam kırk yaşındayken Firdevs adındaki Cennet’e götürüldü. Cennet’te bulunduğu sırada veya daha önce Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğinden hazret-i Havva yaratıldı. Allahü teâlâ onları birbirine nikâh etti. Cennet’te yerleşmelerini ve Cennet’in meyvelerinden dilediklerini yemelerini bildirdi. Fakat Cennet’te bulunan bir ağaç için, “Bu ağaca yaklaşmayın, bu ağaçtan yemeyin.” buyurdu.
Âdem aleyhisselam ve Havva validemiz, Cennet’te bin yıl kadar yaşayıp, İblisin yalan yeminine inanarak yasak edilen ağacın meyvesinden unutarak önce hazret-i Havva, sonra Âdem aleyhisselam yedikleri için Cennet’ten çıkarıldılar. Âdem aleyhisselam Hindistan’da Seylan (Serendib) Adasına, Havva ise, Cidde’ye indirildi. Birbirlerinden iki yüz sene müddetle ayrı kalan Âdem aleyhisselam ve hazret-i Havva bu müddet içinde ağlayıp yalvardıktan sonra tövbe ve duaları kabul oldu. Hacca gelmeleri emrolundu.
Arafat Ovasında hazret-i Havva ile buluştu. Kâbe’yi inşa etti. Her sene hac yaptı. Arafat Meydanında veya başka meydanda kıyamete kadar gelecek çocukları belinden zerreler halinde çıkarıldı. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye soruldu. Hepsi; “Bela = Evet!” dediler. Sonra hepsi zerreler haline gelip beline girdiler. Buna “Ahd-ü-Misak” ve “Kalu Bela” denildi. Âdem aleyhisselam ve hazret-i Havva daha sonra Şam’a geldiler. Burada yirmi defa ikiz evladı oldu. Bir defa da yalnız Şit aleyhisselam oldu. Neslinden kırk bin kişiyi gördü.
Oğullarına ve torunlarına peygamber olarak gönderildi. Cebrail aleyhisselam kendisine on iki defa geldi. Kendisine on suhuf (forma) kitap verildi. Bu kitapta; iman edilecek hususlar, çeşitli diller ve lügatler, her gün bir vakit namaz kılmak, gusül boy abdesti almak, oruç tutmak, leş, kan, domuz eti yememek, tıb, ilaçlar, hesab, geometri gibi şeyler bildirildi. Ayrıca fizik, kimya, tıb, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. İbrani, Süryani ve Arap dillerinde kerpiç üstüne çok yazı yazıldı.
İlk insanlar, bazı tarihçilerin zannettiği gibi ilimsiz, fensiz, görgüsüz, çıplak ve vahşi kimseler değildi. Bugün Asya, Afrika çöllerinde ve Amerika ormanlarında, tunç devri dedikleri zamandakilere benzeyen vahşiler yaşadığı gibi, ilk insanlarda da, bilgisiz basit yaşayanlar vardı. Bundan dolayı ne bugünkü, ne de ilk insanların hepsi için vahşidir denilemez. Hazret-i Âdem ve ona inananlar şehirlerde yaşarlardı. Okuma-yazma bilirlerdi. Demircilik, dokumacılık, çiftçilik, ekmek yapmak gibi san’atları vardı. Altın üzerine para dahi basılmış, maden ocakları işletilip, çeşitli aletler yapılmıştı.
Âdem aleyhisselamın hiç sakalı yoktu. İlk sakalı çıkan Şit aleyhisselamdır. Hazret-i Âdem çok güzeldi. Siyah saçlı ve buğday tenliydi. On bir gün hasta yatıp, bir Cuma günü vefat etti. Âdem aleyhisselam vefat edince, Cebrail aleyhisselam bir gömlek giydirdi. Şit aleyhisselama yıkamayı öğretti. Yıkayıp kefenlediler.
Hadis-i şerifte buyruldu ki: “Âdem aleyhisselam vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar. Onu defnettiler.Sonra çocuklarına dönerek, (Ey âdemoğulları! Ölülerinize böyle yapınız) dediler.”
Şit aleyhisselam imam olup cenaze namazını kıldırdı. Âdem aleyhisselamın kabri; Kudüs’te, Mina’da, Mescid-i Hif’te veya Arafat’tadır. Hayatını bildiren rivayetler birbirinden farklıdır.
Hazret-i Âdem, Allah’a ilk hamd ve ilk tövbe edendir. Seçilmişlerin ilki, yeryüzünde Allahü teâlânın ilk halifesidir.
Birçok mucizeleri vardır. Bunlardan bir kaçı şöyledir:
Yırtıcı, vahşi hayvanlarla konuşurdu. Susuz dağ ve taşlara elini vurunca, pınarlar fışkırır, temiz sular akardı. Eline aldığı ufak taşlar, yüksek sesle Allahü teâlâyı zikrederdi.
Doğum Tarihi: 20 Nisan 1889 Doğum Yeri: Braunau, Avusturya
Ölüm Tarihi: 30 Nisan 1945
Ölüm Yeri: Berlin, Almanya
Milliyeti: Alman
Burcu: Koç
Baba: Alois Hitler
Anne: Klara Hitler
Kardeşler: Gustav, İda
Eşi: Eva Braun
Adolf Hitler Hayatı
Adolf Hitler Yahudileri soykırıma yürüten ve majorly Dünya Savaşı sorumlusu Almanya’nın rezil diktatörü oldu. Alman diktatörü ve milliyetçidir.
Alman diktatör Adolf Hitler, aşırı milliyetçi ve ırkçı Nazi partisi liderliğindeki ve 1933 den 1945 tartışmasız yirminci yüzyılın en etkili ve güçlü liderlerinden biridir. Almanya şansölyesi-başkanı olarak görev yaptı, onun liderliği yaklaşık altı milyon yahudinin ölümüne yol açtı. Adolf Hitleri’in hayatı kötülük yaparak geçti.
Adolf Hitler Okul Hayatı
Adolf Hitler Bavyera Alman sınırında küçük Avusturyalı kasabasında, 20 Nisan 1889 tarihinde doğdu. Son derece iradeli Avusturya gümrük memurunun oğlu idi. Gençliğinde asi idi ve okulda başarısızdı. Sonunda 1905 yılında tamamen örgün eğitimi bıraktı ve ormanda dolaşıp ünlü bir sanatçı olma hayalini, amaçsız varlığı, okuma ve resime başladı. Annesi öldüğünde 1907 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi’nde kayıt amacıyla Viyana’ya taşındı. Adolf Hitler’in başarısızlığı derin depresyon dönemine girmesine neden oldu.
Viyana Belediye Başkanı Karl Lueger bölgesinin anti-semitik ya da Yahudi karşıtı milliyetçi Hıristiyan-Sosyalist Parti (1844-1910) başarılarından etkilendi. Hitler, kendi “ideoloji” ve Nazi partisinin merkezi olmaya devam etti. Antisemitizm ve ırkçı mitolojisi geliştirmeye başladı.
Mayıs 1913 yılında Hitler Münih’e döndü ve bir yıl sonra Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) patlak vermesinden sonra, o diğer Avrupa güçleri ve Amerika’ya karşı savaşta Alman ordusu eylem için gönüllü oldu. Savaş sırasında o ayrım ile Almanya’nın Batı cephesinde savaşmış ama onbaşı rütbesi dışında promosyon (düşük rütbeli subay) kazandı. Demir Haç First Class, cesareti için birçok ödül kazandı.
Adolf Hitler Hayatı (Erken Nazi Yıllar)
1919 yılının baharında, bir maceracı-asker yardımı ile Münih’te ordusunda bir siyasi subay olarak istihdamda bulundu. Hitler hızla bu partinin en popüler ve etkileyici konuşmacı ve propagandacısı olarak sivrildi. Eylül 1919 yılında Alman İşçi partisi, milliyetçi, anti-semitik ve sosyalist grup toplantısına katıldı. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi partisinin Führer (lider) (NSDAP), Nazi partisinin resmi adı haline geldiği 1921 yılın Nisan ayında ile yaklaşık altı bin dramatik üyeliği arttı.
İlerleyen yıllarda zayıf ekonomik koşullar partinin hızlı büyümesine katkıda bulunmuştur. 1923 yılı sonu itibariyle, Hitler’in yaklaşık 56.000 üye ve daha birçok sempatizanlarının bir aşağıdaki güvenebileceğini ve Bavyera ve Alman siyasetinde güç olarak kendini kabul ettirdi. Hitler Berlin hükümetinin kendi devrilmesini sahneye kriz koşullarının kullanmayı umuyordu. Bu amaçla işbirliği muhafazakâr-milliyetçi Bavyera hükümeti zorlamak için 8 Kasım 1923 yılında, Nazi Beer Hall putsch’te “Berlin’de Mart” sahnelendi. Girişimi ancak başarısız oldu. Hitler ihanet (kişinin ülkeye karşı yüksek suçlardan) için çalıştı ve Landsberg eski kalede bir yıl hapis yerine hafif hapis cezası verildi.
Bu siyasi strateji ve taktik Hitler’in temel fikirlerini olgunlaştırdı. Bu hapis sırasında oldu. Temyiz çok kaybetmiş partisinin, yeniden düzenlenmesini planladı. Serbest bırakıldıktan sonra, Hitler Nazi hareketinin ve devletin merkezi olmaya devam edildi.
Adolf Hitler Hayatı (İktidar)
1930’larda dünya depresyon salgını ile, Hitler’in hareketini hızla yükseldi. Eylül 1930’da yapılan seçimlerde Naziler neredeyse 6,5 milyon oy almışlardır, ve parti Almanya’da yadsınamaz popülerlik kazanmıştı. Kasım 1932 yılında, isteksizce şansölyeliği için Hitler, Cumhurbaşkanı oldu. (1847-1934) Nazilerin, muhafazakar Alman milliyetçileri ve çok sayıda önde gelen bağımsız bir koalisyon hükümeti başkanı oldu.
İlk iki yıl neredeyse tamamen güç dengeleme ithaf edilmiştir. Anahtar pozisyonlara birçok önemli Naziler ve Hitler’in askeri müttefiki ile Werner von Blomberg Savunma Bakanlığı, o hızla pratik kontrolünü kazandı. Hitler hızla onun siyasi rakiplerini ortadan kaldırdı ve onun kontrolü altında hükümeti ve büyük siyasi kurumlarını iyi düzeye getirdi. Ağustos 1934 yılında Cumhurbaşkanı Hindenburg ölümü Hitler başkanı unvanını kaldırdı. Bunu yaparak, Hitler resmen silahlı kuvvetlerin baş Führer’i ve devlet başkanı, hem de komutan oldu.
Adolf Hitler Hayatı (Savaşa Hazırlık)
Iç kontrol güvence altına aldıktan sonra Hitler, askeri fetih ve Orta ve Doğu Avrupa’daki ırkçı hakimiyeti için Almanya’nın kaynaklarına seferber başladı. Hitler’in acımasızca Almanya’daki tüm iç ve dış problemleri ile ilişkili Yahudilere saldırdı. En korkunç olan ise yahudi erkekleri, kadınları ve çocukları yok etme kararıydı.
Adolf Hitler ve Savaş
1 Eylül 1939 tarihinde Hitler Avrupa’yı kontrol etme arayışı ile İkinci Dünya Savaşı başladı. Polonya ani işgali derhal Yahudilerin imha ve Polonyalı elit ve Alman kolonizasyon başlangıçları izledi. Mayıs ve Haziran aylarında hızla ilerleyen tank güçleri Fransa ve Düşük Ülkeleri yendi.
Hitler’in fetih ana hedefi Doğu’da yatıyordu. 22 Haziran 1941 tarihinde, Alman ordusu Hitler’in Almanya’nın son varoluş mücadelesi ve “yaşam alanı” (Barbarossa Harekatı) ve Alman ırkçı “yeni düzen” in yaratılması için egemenlik kurdu.
Alman yenilgisi
Alman savaş çabasıyla Hitler halkın neredeyse tamamen çekildi. Onun emirleri düzensiz olmaya başladı, normalleden uzaklaştı ve askeri danışmanların tavsiyesini dinlemedi.Temmuz 1944 tarihinde başarısız bir suikast girişiminden sonra, eski lider politikacı ve asker bir grup tarafından, Hitler’in saltanatı bitti.
Berlin banliyölerinde Rus birlikleriyle Nazi iktidarının son günlerinde, Hitler Berlin’de yaptığı yeraltı sığınağında çaresizlik son safhaya girmişti. Layık olmadığına inanarak, Almanya tahrip emretti. Adolf Hitler, modern dünyanın herhangi bir lider tarafından kötülük ve eşsiz bir terör dönemi geride bırakarak, 30 Nisan 1945 tarihinde intihar etti.
Adolf Hitler Hakkında Bilinmeyen 7 Gerçek
Hitler, bıyıkları ile tanındığını biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı sırasında, gaz maskelerine uyabilecek şekilde bıyıkların kesilmesi emrini vermiştir.
Hitler hayvanları severdi. Hayvanlara gaddarlık yapılmayacağını ilan etti.
1937 yılında İsviçreli psikiyatrist ve psikoterapist Carl Jung Hitler’in el yazısı analiz ve “esas kadınsı içgüdü ile bir adamın tipik özelliklerini” dahil olduğunu yazdı.
Adolf Hitler 1939 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi! Ancak, o 1 Şubat 1939 tarihinde adaylığını geri çekti.
Sigara karşıtıydı ve 1930-40’lı yıllarda sigara karşıtı kitle hareketi başlattı.
Hitlerin, sadece bir testisi olduğu bildirildi.
Hitler zehirlenerek bir suikast girişimi korkusu nedeniyle paranoyak oldu.
Adolf Hitlerin Dini
Adolf Hitler hakkında en çok konuşulan konu ise dinidir. Çoğu insan ateist olduğunu iddia etse de o, Tanrı’nın varlığına inandığını belirtmiş ve birçok konuşmasında bu konuya değinmiştir. Adolf Hitler, Hıristiyandı.
Adolf Hitlerin Kitabı (Kavgam)
Adolf Hitler’in kendi yazdığı Kavgam adlı kitabı iki cilletn oluşmuştur ve hayatını, bakış açılarını, yahudi hakkındaki düşüncelerini, nedenini, anılarını anlatmıştır.
Big Brother Türkiye yarışması tüm heyecanı ile devam ederken sizlere yarışmacıları tanıtmaya ve hakkındaki bilgileri vermeye devam ediyoruz. Bir evde yaşayan ve her hafta oyunlar ile liderlik kazanan ve daha sonra bir kişinin elendiği Big Brother Türkiye yarışmasında dikkat çeken ve merak edilen yarışmacılardan bir tanesi de Çağla isimli yarışmacıdır. Big Brother Çağla özellikle son zamanlarda Onur aşkı ile gündeme gelmekte ve izleyici tarafından büyük merak uyandıran bir yarışmacıdır. Bizde sizlere bu yazımızda Big Brother Çağla kimdir, Çağla Çoban kaç yaşında ve nereli gibi bilgileri sizler için derledik. İşte Çağla biyografi bilgileri..
Big Brother Çağla Kimdir Big Brother yarışmasında ki Çağla 1982 yılında Tekirdağ da doğmuştur. Sporcu bir kişiliğe sahip olan Çağla 33 yaşındadır. Big Brother Çağla, yüzme antrenörlüğü yapıyor ve memleketi Tekirdağ. Çağla, aynı zamanda milli futbolcu Ali Çoban’ın kızıdır. Sporun benliğine işlediğini her defasında belirten Çağla, spor geçmişi nedeniyle kondüsyonuna oldukça fazla güveniyor. Ayrıca yüzmede birçok şampiyonluğu olan bir sporcu. Çağla yaptığı spor nedeniyle sürekli rekabet içerisinde olmasından dolayı çok hırslı bir karaktere sahiptir. Bunun yanında kendisinden daha fazla hırslı insanların çevresinde olmasına tahammül edemiyor. http://gunceltime.blogspot.com.tr Big Brother Çağla Yaşı: 33 Big Brother Çağla Boyu: 1,72 Big Brother Çağla Kilosu: 57 Big Brothet Çağla Nereli: Tekirdağ
Big Brother Yarışmacıları Kimler Big Brother GökçenKimdir>> Big Brother Funda Kimdir>> Big Brother Oktay Kimdir>> Big Brother Seda Kimdir>> Big Brother İdil Kimdir>> Big Brother Rezan Kimdir>> Big Brother Arsel Kimdir>> Big Brother Yasin Kimdir>> Big Brother Demir Kimdir>> Big Brother Alphan Kimdir>> Big Brother Gülşen Kimdir>> Big Brother Tuğra Big Brother Onur Big Brother Çağla Big Brother Sinan Big Brother Hüseyin
big brother çağla kimdir, big brother çağla kim, big brother çağla kaç yaşında, big brother çağla boyu, big brother çağla nereli, big brother çağla resimleri, big brother yarışmacıları kimler, big brother yarismacilari, big bradır çağla kimdir, big brother yarismaci isimleri, big bother kuralları, çağla kimdir kaç yaşında boyu kilosu kaç, big brother cagla http://gunceltime.blogspot.com.tr Big Brother Çağla Resimleri
13 Ağustos 1985 İstanbul doğumlu olan oyuncu, son olarak devam eden Kiralık Aşk dizinde Defne karakteriyle kendinden söz ettirmektedir.
Üniversite Eğitimi'ni önce Mersin'de Opera ve sonra İstanbul'da Güzel Sanatlar bölümü okuyarak tamamlamıştır. Kısa bir Tiyatro eğitimi sonrasında dönemin en popüler dizisi sayılan "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" dizisinde rol almış ve ilk defa televizyon ekranında seyirciler onu Jale karakteriyle tanımıştır. Devamında "Aşk Kaç Beden Giyer?", "Bir Aşk Hikayesi", "Kurt Seyit ve Şura", "Sevgim Alabora" dizilerinde rol alarak ününü artırmıştır.
Ancak Elçin Sangu'nun bir röpotajda verdiği demeçe göre şu anda içinde bulunduğu Kiralık Aşk dizisindeki rolüne insanların verdiği olumlu dönüşlerin bu kadar çok olmasına, hem şaşkın hem de mutlu olduğunu söylemiştir.
Mesut Yar'ın programına katıldığında kendisi hakkında çok kontrolcü biri olduğunu söyleyerek, içine sinmediği hiç bir işte yer almak istemeyeceğini dile getirmiştir. İş hayatı dışında kendisi hakkında bir diğer merak edilen konuda kızıl saçlarının doğal olup olmadığı.
Türk olsa da etnik kökeninden dolayı saçları kızıldır. Türk televizyon ekranları için alışılması gereken farklı bir başrol görüntüsü çizmekte ve kendisinin söylediği üzere kızıl olmanın yanına yakışan rol arkadaşı bulma problemi yaşattığını düşünmekte.
Özel hayatı hakkında çıkan kayda değer bir haber olmasa da, rol aldığı dizilerde ki rol arkadaşlarıyla her daim yakıştırmalar konuşulmuştur.
Kişisel bilgileri Defne - Elçin Sangu Boyu:1.69 Kilo:60 Burcu:aslan burcu Gözleri ne renk:yeşil Evlendi mi: bekar Kiminle evli: bekar
Sosyal Medya Hesapları Twitter Adresi: https://twitter.com/elcnsng İnstagram Adresi: https://instagram.com/elcinsangu/?hl=en
Trt 1'in sempatik dizisi Baba Candır'ın Haluk'unu Uraz Kaygılaroğlu canlandırmaktadır. Dizide holding sahibinin oğlunu canlandıran ve babasının özel hayatıyla ilgili her zaman şüpheleri olan birini canlandıran Kaygılaroğlu, dizide Ece karakteriyle yaşadığı çekişmeler ile aşk yaşayacağı beklenen karakterlerden.
Uraz Kaygılaroğlu Kimdir 30 Haziran 1987 tarihinde doğmuştur.İstanbul'da dünyaya gelen Uraz Kaygılaroğlu 4 yıllık üniversite hayatının ardından ilk defa, Pis Yedili'de rol almış ve özellikle gençler tarafından oldukça tanınan bir isim olmuştur. Pis Yedili dizisinden sonra yine diziler ve sunuculuklarıyla ekranda görünmeyi bırakmayan Uraz Kaygılaroğlu, oyunculuğa başladığı yıllardaki kilolarını vererek oldukça farklı karizmasını da ortaya çıkarmış oldu. Özel Hayatı olarak ise Melis İşiten'le evlendiğini söyliyebiliriz.Aynı dizide rol alan ikili evlilik kararı almış ve set aşklarından birini daha mutlulukla devam ettirmişlerdir.
Uraz Kaygılaroğlu'nun Yer Aldığı Yapımlar Yedi Güzel Adam (2014) Takip (2014) Tam Zamanı (2013) Eski Hikaye (2013) Harem (2012) Kamuflaj (2012) Pis Yedili (2011-2012-2013) Milyonda Bir (2008) Mezuniyet (2009) Canını Sevdiğiminin İstanbul’u (2009) Es Es (2008)
Köksal Bektaşoğlu, 10 şubat 1975 Trabzon-Arsin doğumludur.İnternete yüklenen videolarıyla Köksal Baba olarak tanınmış ve sevilmiştir. Kardeşiyle birlikte yaşayan Bektaşoğlu güncel olarak facebookta yapılan video ve diğer paylaşımları ile takipçilerini artırmaya devam etmektedir. Sayfada genel paylaşımı yapan ve yıllardır dostu olan Süleyman Köse, Köksal Baba ile olan dostluğundan dolayı oldukça taktir topluyor.
*Köksal Baba Trabzonsporludur.
Takipçileri onun için yaptıkları fotomontajlar ve mesajlarla Köksal Baba'nın her zaman destekçisi olmaya devam ediyor.
GERÇEK FACEBOOK SAYFASI: https://www.facebook.com/KoksalBabaOFP?fref=ts